Trump’tan Müslümanları hedef alan söylem: “Her yerde cihatçılar seçiliyor”

Trump’tan Müslümanları hedef alan söylem: “Her yerde cihatçılar seçiliyor”

Trump’ın Müslüman siyasi adayları ve Somali kökenli Amerikalıları hedef alan açıklamaları tepki çekti. Cumhuriyetçi çevrelerden de eleştiriler gelirken, Müslümanların siyasi katılım hakkı yeniden gündeme geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, Müslümanları ve Somali kökenli Amerikalıları hedef alan açıklamalarını sertleştirdi. Trump’ın Demokrat Partili Müslüman adaylara yönelik sözleri tepki çekerken, ABD siyasetinde Müslümanların artan görünürlüğü de yeniden tartışma konusu oldu.

Trump, Oval Ofis’te gazetecilerin sorularını yanıtlarken Demokrat adaylarla ilgili bir soruya, “Her yerde cihatçılar seçiliyor” ifadeleriyle karşılık verdi. Trump, sözlerini herhangi bir adaya doğrudan isim vermeden “komünizm veya cihatçılık” şeklinde sürdürdü.

Trump’ın açıklamaları, Michigan’da Demokrat Parti ön seçimlerini kazanan Abdürrahman Muhammed es-Seyyid’in ardından geldi. Trump’ın yeniden es-Seyyid’i hedef alması, eleştirmenler tarafından adayın siyasi programı yerine dini kimliğinin öne çıkarılması olarak değerlendirildi.

Trump, es-Seyyid’i kalabalık bir grup önünde eşiyle birlikte gösteren bir fotoğraf paylaşarak, “Eviniz ve mülkleriniz için geliyorlar” ifadesini kullandı. Trump daha önce de eşi Melania ile kendisinin yer aldığı bir fotoğrafı, es-Seyyid ve eşinin fotoğrafıyla yan yana paylaşarak “Amerika çok farklı” mesajı vermişti.

Es-Seyyid ise Trump’a yanıt vererek eşiyle birlikte fotoğrafının sevgiye dayalı bir ilişkiyi yansıttığını söyledi ve ABD Başkanı’nın özel hayatını siyasi mücadelede kullanmasını eleştirdi.

Müslümanların hedef alınmasına Cumhuriyetçilerden de tepki

Trump’ın kullandığı dil, Cumhuriyetçi Parti içinde de eleştirilere neden oldu. Eleştirmenler, bir adayın dini nedeniyle hedef alınmasının, siyasi rekabetin programlar ve politikalar üzerinden yürütülmesi gerektiği anlayışından uzaklaştığını belirtti.

Alabama Senatörü Cumhuriyetçi Tommy Tuberville, es-Seyyid’i “radikal İslamcı” ve “terörist” olarak nitelendirirken, Güney Carolina Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Nancy Mace ise “Amerika’da kamu görevinde bulunan her Müslüman bir Truva atıdır” ifadelerini kullandı.

Louisiana Cumhuriyetçi Senatörü Bill Cassidy ise bu söyleme karşı çıkarak herkesin bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Cassidy, tanıdığı çok sayıda Müslümanın Louisiana’nın kırsal bölgelerinde doktor olarak çalıştığını ve bölge halkına sağlık hizmeti sunduğunu belirterek Müslümanların ABD toplumuna yaptığı katkılara dikkat çekti.

Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi’nin (CAIR) ulusal direktör yardımcısı Edward Ahmed Mitchell de ırkı veya dini ne olursa olsun her Amerikalının kamu hizmetine katılma hakkına sahip olduğunu belirtti. Mitchell, Müslüman kamu görevlilerinin ülkeye yönelik bir tehdit gibi gösterilmesinin onları hedef haline getirebileceği uyarısında bulundu.

Trump’ın hedefinde Somali toplumu da var

Trump’ın söylemleri ABD’deki Somali toplumuna da uzandı. Trump, Somalililerin “zeki olmadığını” ve gerekli niteliklere sahip bulunmadığını öne sürerek, ülkenin yönetimi ve anayasasına ilişkin tartışmalara katılmalarını eleştirdi.

Bu açıklamalar, ABD’de aralarında Amerikan vatandaşları, göçmenlerin sonraki kuşakları, siyasetçiler, aktivistler ve kamu kurumlarında çalışanların da bulunduğu Somali toplumunu hedef alan önceki açıklamaların devamı niteliğinde.

Trump’ın söylemini eleştirenler, bir topluluğun kökeni nedeniyle topluca olumsuz sıfatlarla tanımlanmasının, bireylerin siyasi tutumları ve performansları üzerinden değerlendirilmesi gereken siyasi tartışmanın dışına çıktığını belirtiyor.

“Siyasi katılım herkesin hakkı”

Tartışma, ABD’de Müslümanların siyasi hayattaki görünürlüğünün arttığı bir dönemde yaşanıyor. Ülkede çok sayıda Müslüman, yerel ve federal düzeyde seçilmiş görevlere gelirken, farklı kamu kurumları ve toplumsal yapılarda da aktif rol üstleniyor.

Müslümanların haklarını savunan çevreler, dinin aday olmak veya kamu görevine gelmek için engel oluşturmaması gerektiğini vurguluyor. Bu kesime göre Amerikan vatandaşları dini veya etnik kökenleri üzerinden değil, siyasi programları, görev geçmişleri ve politikaları üzerinden değerlendirilmelidir.

Trump’ın son açıklamaları, özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Eleştirmenler, dini ve etnik kimliğin seçim kampanyalarında siyasi programların önüne geçmesinden endişe ediyor.

Trump Müslüman rakiplerini ve Somali toplumunu hedef alan açıklamalarını sürdürürken, siyasi ve insan hakları çevrelerinden de Müslümanların ABD toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu ve siyasi hayata katılma, aday olma ve kamu görevi üstlenme haklarının diğer Amerikan vatandaşlarıyla eşit olduğu yönündeki tepkiler yükseliyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir