Teolojik hezeyanlarla işgali meşrulaştırmaya çalışan evanjelik körlük

Teolojik hezeyanlarla işgali meşrulaştırmaya çalışan evanjelik körlük

Abdullah Muradoğlu, büyükelçi Huckabee'nin skandal açıklamaları üzerinden Amerikan yönetiminin siyonist lobi ve evanjelik zihniyet tarafından nasıl esir alındığını analiz ediyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

İsrail’deki ABD’nin Kongre Seçim Bölgesi!

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin ABD’yi mi yoksa İsrail’i mi temsil ettiği konusunda Amerikalıların bile kafası karışık. Nitekim “Vanity Fair” dergisinden Aidan McLaughlin geçtiğimiz Şubat ayında Huckabee ile yaptığı röportajda “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sağcı kesimin bir kısmında sizin ABD’den ziyade İsrail’in büyükelçisi gibi davrandığınız yönünde bir algı var. Bu suçlamaya cevabınız nedir” diye soruyordu.

Vanity Fair röportajında Huckabee, Amerikan kamuoyunda, özellikle de genç Amerikalılar arasında İsrail aleyhinde değişen duyguları gençlerin bölgeyle ilgili haberleri daha çok “TikTok” başta gelmek üzere sosyal medya platformlarından almalarına bağlıyordu.

Keza Huckabee, Gazze’deki soykırım konusunda da İsrail’in resmi bilgilerine güvenilmesi gerektiğini söylüyordu. Aidan McLaughlin, İsrail askeri istihbarat veri tabanından elde edilen verilere göre Gazze’ye yönelik saldırılarda hayatlarını kaybedenlerin Yüzde 83’ünün sivil olduğunun bildirildiğini belirterek, ne düşündüğünü soruyordu. Huckabee, bu bilgiyi bile debelenerek çarpıtmaya çalışıyordu. Kendisini tutkulu bir Evanjelik Hristiyan olarak gösteren Huckabee’nin 20 binden fazlası çocuk olan Filistinlilerin katledilmesini inatla savunabiliyor.

Huckabee, büyükelçi olarak bir diğer görevininse İsrail-ABD ilişkisinden Amerikalıların neler kazandığını Amerikalılara anlatmak olduğunu söylüyor. Amerikalılar bu ilişki sayesinde İsrail’in kiraz domateslerine ve çekirdeksiz karpuzlarına ulaşabiliyorlar imiş. İsrail’in Filistinli çocukları katlettiği mühimmatlarsa bir zamanlar valilik yaptığı Arkansas’ta üretiliyor imiş. Ne ki Huckabee İsrail’e gönderilen bombaların Amerikalıların cebinden çıktığını söylemiyor tabii.

Röportajda Huckabee’nin dikkat çeken bir cümlesi de çok sayıda ABD vatandaşının İsrail Ordusu saflarında savaşırken öldüklerini söylemesiydi. Bu cümle birçok Amerikalı Yahudi’nin Gazze’deki soykırıma katıldığının resmen itirafıydı. Batı Şeria başta gelmek üzere işgal edilmiş topraklarda yasa dışı yerleşimcilerin önemli bir kısmının Amerikalı Yahudiler olduğu biliniyor.

1 Temmuz’da Kudüs’te yapılan bir etkinlikte konuşan Huckabee, 700 bin Amerikan vatandaşı Yahudi’nin İsrail’de yaşadığına dikkat çekiyordu. Söz konusu etkinlik, Kudüs’te daha önce Filistinlilerden gasp edilmiş bir arazinin yeni yapılacak olan Amerikan Büyükelçiliği binası için tahsis edilmesiyle ilgiliydi. Huckabee ABD Büyükelçiliği’nin 700 bin Amerikalı Siyonist yerleşimciye de hizmet edeceğini söylüyordu. Huckabee şöyle devam ediyordu:

“Farkında olmayanlar için şunu belirtmek isterim ki, 700 bin Amerikalı, ABD’deki bir kongre seçim bölgesinin toplam nüfusuna eşittir. Bir kongre seçim bölgesinde bu kadar insan yaşıyor. Kongre üyeleri geldiğinde her zaman şöyle derim: “ABD’nin 426. Kongre Seçim Bölgesi olan İsrail’e hoş geldiniz,”.

Huckabee konuşmasında (nasıl tespit etmişse), Kudüs’ün “3800 yıl” önce Tanrı tarafından Yahudilere başkent olarak tahsis edildiğini de söylüyor. Huckabee İsrail’in sadece Yahudi devletinin vatanı değil, aynı zamanda Amerikan halkının ortağı olduğunu da iddia ediyor. Amerikan halkının çoğunluğu Huckabee gibi düşünmüyor tabii ama bu önemli değil. Huckabee’ye göre böyle düşünmeyen Amerikalılar zaten ‘Amerikan’ sayılmıyor.

Huckabee Amerika’yı kendisi gibi “Hıristiyan Siyonist” olan Evanjeliklerden ibaretmiş gibi görüyor. Oysa siyaset ve din ilişkilerine yönelik çalışmalarıyla tanınan Prof. Elizabeth Oldmixon, 2018’de Vox’a verdiği röportajda Evanjelik Hıristiyan Amerikalıların bir alt kümesi olan, Huckabee tipindeki Hıristiyan Siyonistlerin sayısının yaklaşık 15 milyon olduğunu söylemişti. Bu sayı Amerikalı Evanjelik Hristiyanların sadece üçte birini teşkil ediyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında Trump, “Biz olmasak, ABD olmasa İsrail olmazdı” diye bir cümle kurmuştu. Huckabee ise “İsrail olmasaydı, Amerika da olmazdı. Varlığımızı, bu topraklarda yaşananlara borçluyuz” demişti. Bu cümle Trump’a verilen bir cevap olarak yorumlanmıştı.

Eski Başkan adaylarından, meşhur muhafazakâr siyasetçi-yazar Pat Buchanan ise 1990’da ABD Kongresi’nin bulunduğu bölge için (Capitol Hill) “İsrail işgali altındaki topraklar” demişti. Buchanan, İsrail Lobisi’nin ABD Kongresi üzerindeki nüfuzunu eleştirdiği için Siyonistler tarafından ‘Yahudi karşıtı’ olarak itham edilmişti. Buchanan, Cumhuriyetçi Parti içindeki sıkı İsrail yanlısı Neoconlara savaş açmış ve nihayetinde Partiden ayrılarak bağımsız siyasetçi olarak yoluna devam etmişti. Yeri gelmişken Buchanan’ı da böylece hatırlatmış olalım.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir