ABD’nin Teksas eyaletinde Müslümanlara yönelik baskılar, göç ve “terörle mücadele” tartışmalarının ötesine geçerek ibadet özgürlüğünü, cami ve okul inşasını, hatta Müslümanların konut projelerini hedef almaya başladı. Cumhuriyetçi yöneticilerin öncülük ettiği kampanyanın, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde siyasi bir araca dönüştüğü belirtiliyor.
ABD’nin Teksas eyaletinde Müslümanlara yönelik tartışmalar giderek genişliyor. Eyalet Valisi Greg Abbott, Başsavcı Ken Paxton ve Senatör Ted Cruz gibi Cumhuriyetçi isimlerin ön plana çıktığı süreçte, Müslümanların dini faaliyetleri, cami ve okul inşaatları ile konut projeleri siyasi tartışmaların merkezine yerleşti.
“Teksas’ın İslamlaşmasıyla mücadele” ve şeriatın uygulanmasını engelleme söylemiyle yürütülen kampanya kapsamında eyalet yönetimi, İslami kurumları hedef alan bir dizi adım attı. Bunlar arasında:
- Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi’nin (CAIR) eyalet düzeyinde “terör örgütü” ilan edilmesi ve mahkeme kararıyla faaliyetlerinin durdurulmaya çalışılması,
- Müslümanlara abdest alma imkânı sunan büyük havalimanlarının kamu finansmanından mahrum bırakılmakla tehdit edilmesi,
- Amerikan İslam Cemiyeti yöneticilerinden Marwan Ma’ruf’un Dallas’ta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından gözaltına alınması ve ardından sınır dışı edilmesi yer alıyor.
Teksas’ta yaşayan Müslümanların sayısının 300 bin ila 500 bin arasında olduğu, nüfusun yaklaşık yüzde 1 ila 2’sini oluşturdukları tahmin ediliyor.
Cumhuriyetçiler, bu adımları ABD Anayasası’nı korumak ve dini yasaların ülke hukukunun yerine geçirilmesini engellemekle gerekçelendiriyor. Müslümanlar ve insan hakları kuruluşları ise kampanyanın aşırıcılıkla mücadele sınırlarını aşarak İslam’ın bizzat yaşanmasını zorlaştıran bir baskıya dönüştüğünü savunuyor.
Müslüman kurumlara yönelik baskılar
Gerilimin en önemli dönüm noktalarından biri, Kasım 2025’te Teksas Valisi Greg Abbott’un Müslüman Kardeşler’i ve Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi’ni (CAIR) “uluslararası terörist ve suç örgütleri” olarak tanımladığını açıklamasıyla yaşandı. Abbott, söz konusu yapıların şeriatı dayatmayı ve ABD yasalarını zayıflatmayı amaçladığını ileri sürdü.
Karar yalnızca siyasi bir açıklamayla sınırlı kalmadı. İki kuruluşun ve bunlarla bağlantılı kurumların eyalette gayrimenkul edinmesini engellemeye yönelik adımlar da gündeme geldi.
Şubat 2026’da Başsavcı Ken Paxton, CAIR’in faaliyetlerinin durdurulması, bağış toplamasının ve yeni üyeler kazanmasının engellenmesi talebiyle dava açtı. Kuruluş ise terörizm suçlamalarını reddederek eyalet yönetiminin girişimlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu.
Baskı kampanyası, Dallas kentinde İslami bir kuruluş tarafından planlanan ve başlangıçta “Epic City”, daha sonra “The Meadow” adı verilen konut projesine de uzandı. Bin konuttan fazla konutun yanı sıra cami, okul ve çeşitli sosyal hizmet alanlarını içermesi planlanan proje, Cumhuriyetçi yöneticilerin hedefi oldu.
Abbott ve Paxton, proje sahiplerini gayrimüslimlere ayrımcılık yapan, kapalı bir dini topluluk kurmaya çalışmakla suçladı. Projeyi geliştirenler ise bu iddiaları reddederek konutların herkese açık olacağını belirtti.
ABD Adalet Bakanlığı, Haziran 2025’te projeyle ilgili federal soruşturmayı dava açmadan kapatmıştı. Bu kararın ardından proje sahipleri, adil konut yasalarına bağlı kalacaklarını açıklamıştı. Ancak ABD Konut ve Kentsel Gelişim Bakanlığı, Şubat 2026’da dini ayrımcılık iddiaları üzerine yeni bir soruşturma başlattı.
Geçen ağustos ayında ise Abbott, Dallas-Fort Worth ve Houston’daki George Bush havalimanlarına sağlanan devlet hibelerinin gözden geçirilmesini istedi. Bu adım, havalimanlarında abdest alma ve namaz kılma alanları oluşturulması nedeniyle finansmanın askıya alınması ihtimalini gündeme getirdi.
Vali, Müslümanlara özel alanlar tahsis edilmesini hukuka aykırı bir dini ayrıcalık olarak nitelendirdi. Eleştirmenler ise ibadet için uygun alanlar sağlanmasının İslam’ın başkalarına dayatılması anlamına gelmediğini vurguladı.
İslamofobi seçim kampanyasının parçası mı?
Şeriat karşıtlığı, Cumhuriyetçi Parti içinde seçmenleri harekete geçirmeye yönelik başlıca söylemlerden biri hâline geldi. Mart 2026’daki ön seçimlerde, bağlayıcı olmayan Cumhuriyetçi bir oylamaya katılanların yüzde 95’i Teksas’ta şeriatın yasaklanmasını öngören öneriye destek verdi.
Haziran ayında Teksas’ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti kongresinde de şeriatın ABD Anayasası’na “düşman bir rakip” olarak tanımlanması, uygulanmasını savunmanın suç sayılması ve bu görüşleri destekleyen bazı kişilerin ABD’den çıkarılmasının talep edilmesi yönünde bir yasama önceliği benimsendi.
Abbott, bir önceki yıl da ayrımcı konut düzenlemelerini önlemeye yönelik bir yasayı imzalamış ve düzenlemeyi şeriat kurallarının geçerli olduğu konut topluluklarının kurulmasını engelleme aracı olarak sunmuştu.
Bu süreçte Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz da tartışmayı ulusal siyasete taşıdı. Cruz, eylül ayında Dallas’ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında, komünistler ile İslamcıların Demokrat Parti içinde oluşturduğunu öne sürdüğü “kırmızı-yeşil ittifak” konusunda uyarıda bulundu. Cruz, şeriatın ABD’de yeri olmadığını savundu.
Cruz, Michigan’da Senato aday adayı olan Abdul El-Sayed ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani gibi Müslüman Demokrat siyasetçileri de hedef aldı. Bu isimlerin siyasi ve dini görüşlerini ABD’nin anayasal değerlerine yönelik bir tehdit olarak sundu.
Senatörlük seçimlerinde Demokrat James Talarico ile yarışan Ken Paxton ise eyalet başsavcılığı görevini sürdürürken seçim söylemini hukuki girişimlerle birlikte yürütüyor. CAIR’e karşı açtığı davanın yanı sıra Dallas’ta faaliyet gösteren İslami bir tahkim ve arabuluculuk kuruluşu hakkında da soruşturma başlattı. Paxton, kuruluşu sahip olmadığı yargı yetkilerini kullanmaya çalışmakla suçladı.
Söz konusu kuruluş ise mahkemelerin yetkilerini aşan bağlayıcı kararlar vermediğini, yalnızca dini danışmanlık ve gönüllü uzlaşma hizmetleri sunduğunu belirtiyor.
“Teksas’ta şeriata yer yok” kampanyasının söylemi, başörtüsünün, İslami okulların ve bazı dini uygulamaların kısıtlanması yönündeki çağrılara kadar uzanıyor.
Örgütlü Nefret Araştırmaları Merkezi’nin geçen nisan ayında yayımladığı bir araştırmaya göre, Şubat 2025 ile Mart 2026 arasında 46 seçilmiş Cumhuriyetçi yetkili, Müslümanları hedef alan ve ayrımcı ya da komplo teorilerine dayalı olarak nitelendirilen 1111 paylaşım yaptı.
Kampanyanın finansmanını kim sağlıyor?
İslam karşıtı söylemin güç kazanması, Cumhuriyetçi Parti’nin büyük bağışçılarının bu süreçteki rolüne ilişkin soruları da beraberinde getiriyor. Bu isimlerin başında, Trump’ın ve Siyonist rejimin önde gelen destekçilerinden milyarder Miriam Adelson geliyor.
Las Vegas Sands şirketinde kontrol hissesi bulunan Adelson, aynı zamanda Dallas Mavericks basketbol takımında da hisse sahibi.
Teksas’taki seçim kampanyası finansmanı kayıtlarına göre Adelson, CAIR’in “terör örgütü” olarak ilan edilmesinden bir ay sonra, 19 Aralık 2025’te Vali Abbott’un kampanyasına 1 milyon dolar bağış yaptı.
Öte yandan CAIR’in 2022 yılında yayımladığı bir raporda, Adelson Ailesi Vakfı, kuruluşun İslam karşıtı olarak nitelendirdiği bazı örgütlerin finansörleri arasında gösterilmişti. Raporda vakfın 2017-2019 yılları arasında söz konusu kuruluşlara yaklaşık 4 milyon dolar aktardığı, bu miktarın 3 milyon dolarının Ortadoğu Medya Araştırmaları Enstitüsü’ne (MEMRI) verildiği belirtilmişti.
Cumhuriyetçi Parti içindeki Müslümanlar da hedefte
Muhammed Hüseyin’in yaşadıkları, bu siyasi mücadelenin en karmaşık boyutlarından birini ortaya koyuyor. Muhafazakâr görüşlere sahip Müslüman Hüseyin, ekonomik ve toplumsal konulardaki birçok görüşünü paylaştığı Cumhuriyetçi Parti içinde kendisine yer bulabilmek amacıyla geçen haziran ayında Houston’da düzenlenen parti kongresine katıldı.
Ancak kongrede muhafazakâr din adamı Rick Scarborough ile yaşadığı tartışma, Hüseyin için ağır bir deneyime dönüştü. Scarborough’un kendisine Müslüman inancından vazgeçmesi ya da ülkeyi terk etmesi gerektiğini söylediğini aktaran Hüseyin, yaşadıklarını Texas Tribune gazetesine anlattı.
Hüseyin, görüşmenin ardından ağlayarak oradan ayrıldığını ve kendisine ülkeyi terk etmesini söyleyen bir partiyi nasıl destekleyebileceğini sorguladığını belirtti. Aynı kongrede, CAIR ile bağlantılı oldukları iddiasıyla bazı Müslüman delegelerin dışlanmasına yönelik girişimler de yaşandı.
Kongre ara seçimleri yaklaşırken tartışma artık yalnızca CAIR’in geleceği veya bir İslami konut projesiyle sınırlı değil. Asıl mesele, aşırıcılıkla mücadele ile ABD Anayasası’nın Birinci Değişikliği kapsamında güvence altına alınan din özgürlüğü arasındaki sınırın nerede çizileceği ve onlarca yıldır muhafazakârların kalesi olarak görülen Teksas’ta Müslümanların siyasi ve toplumsal hayattaki yerinin ne olacağı.

