İSMAİL KILIÇARSLAN / YENİ ŞAFAK
Lamı cimi yok. Türkiye’de modern cemaatlerin bu tuhaf, amorf yapıları bütünüyle Kamalizm’in bu konudaki projeksiyonun sefaletinden kaynaklanmaktadır.
Tekke ve zaviyeleri kapatıp şehir dindarlığını köye süren, bütün tarikatları yeraltına iten Kamalizm öyle berbat bir karar almıştır ki geldiğimiz noktada Alevilerin bir kısmı varlıklarının devamını sol örgütlerin insan kaynağı olmakta, Sünni tarikatların bir kısmı da varlıklarının devamını siyasetle iş tutmakta, alternatif örgütlenmeler kurmakta bulmuşlardır.
Dolayısıyla kapatılmaya layık bir şey varsa o Kamalizm’dir.
Tarikatın pastaneyle, fırınla, konfeksiyonla, kasaplıkla tek ilgisi pastanecinin, fırıncının, konfeksiyoncunun, kasabın ilgili tarikatın sofisi, fukarası, ihvanı, bağlısı olmak olabilir. Gelenekli tarikatların durumu an itibariyle Bosna’da böyledir, Makedonya’da böyledir, Fas’ta böyledir, Suriye’de böyledir. Çarşıda şal satan adam tekkenin şeyhi, okulda öğretmen olan adam tekkenin mürididir. Buralarda kimse tarikatı bir geçim kapısı, bir kariyer fırsatı, bir şirket yapılanması olarak görmez.
Tarihsel olarak da böyledir. Tarikatları “illegal” saymadan, onları verili hayatın dışına itmeden önce de böyleydi vaziyet. Türkiye’de gelenekli tarikat yapılarının çoğu da Kamalizm’in tüm zulmüne rağmen hâlâ böyledir. Bir çırpıda yüz tane örnek yazarım şuraya.
Siz, yaşam hakkı tanımadığınız tarikatları modern cemaatler haline gelmeye mecbur ederseniz, onları ahmak kanunlarınızı, saçma yasalarınızı delmenin bin türlü yolunu bulmaya mecbur ederseniz bunun sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalırsınız. Şimdi oturun da yarattığınız heyula ile boğuşsun durun bakalım.
Basit örnek mi istiyorsunuz? Meclis-i meşayih olaydı memlekette çok büyük ihtimalle Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin vefatından sonra tekkesini mücerret sayacaktı zira Tunahan’ın bir halef bırakmadığına hükmedecekti.
Basit örnek mi istiyorsunuz? Meclis-i meşayih olaydı memlekette şeyhinin cenazesini kaçıran Haydar Baş’ın şeyh olmadığına dair belge oluşturacaktı. Adnan Oktar’ın irşada mezun olmadığına hükmedecekti. Pek çok cemevi dedesini “dedelik şartlarını haiz değil” diyerek alıkoyacaktı vazifeden.
Bunun yerine koydun yasağı, kapattın tüm tekkeleri, sonra da şirketle, dernekle, vakıfla seni pas geçmeyi her seferinde başaran modern cemaatlerle ilgili “kapatılsın” diye bağırıp çağırıyorsun. Seni kapatmak lazım asıl. Hem suçlusun hem güçlü çünkü.
Hadi geçtik bunları. Dini hayat üzerine o kadar baskı kurunca tekkesinde oturup irşat için insan bekleyen şeyh efendileri “Din elden gidiyor” noktasına getirdin de koca koca şeyhler erişimi, niceliği, en basit dini gerekliliklerin devamını merkezileştirmek zorunda kaldı. Süleyman Hilmi Tunahan’ı “ille de Kur’an eğitimi” noktasına sen ittin. Canhıraş şekilde “Kur’an eğitiminin yok olmaması” için uğraş vermeye sen sevk ettin. Şimdi onun bu hizmetinde bir standart sapma yaşanıp da Kuriş’in kasasından 200 kilo altın çıkınca “Cemaatler kapatılsın” öyle mi? Tel dolapta peynir de vardı, yer misin?
Dini duygunun sömürüye alet edilmemesinin “denetim, hukuka uygunluk ve şeffaflık” dışında bir yöntemi varsa söyle bana Kamalist yoldaşım. Söyle de bileyim. Kapatmak, illegal ilan etmek, yeraltına itmek yerine çözümü başkalaştırabilseydin bu işler böyle olmaz, servetini izah edemeyen adamlarla uğraşmak zorunda kalmazdık. Bizim çok mu hoşumuza gidiyor bu adamlarla aynı toplamda yazılıp çizilmek? Böyle mi sanıyorsun? Gerçi sen böyle sanıyorsundur çünkü tıkızsın, yetersizsin, meselenin ne olduğunu asla anlamıyorsun Kamalist yoldaş.
Çözüm nerededir? Çözüm çok basittir. İnanç bakımından serbest, faaliyet bakımından denetlenebilir şekilde “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkında Kanun” denen zımbırtıyı tarihin çöplüğüne göndermek. Çok seviyorsun ya o analojiyi. Oradan örnek vereyim: “Ben Mehdiyim” diyen adama inanmak serbest, o adamın kurduğu bir sömürüye dayalı ekonomik düzen varsa o yasak olsun.
Buradan devam edeceğim. Hiçbir yere ayrılma Kamalist yoldaş. Daha seni kapatacağız Allah’ın izniyle.
