Selahaddin E. Çakırgil’in yorumu:
Sakarya- Kaynarca’da yaşanan alçaklıktan sonra bir daha gündeme gelen Suriye konusuna dün kısaca değinmiştik, biraz daha eğilelim.
100 yıl öncesine kadar 400 yıl boyunca vatanımızın bir aziz köşesiydi, Suriye. Nicelerimizin dedeleri-nineleri Haleb, Şam ya da Beyrut doğumludur.
Arabların Dimeşq /latin dünyasının ‘Damascus’ dediği şehre biz ‘Şam’ deriz. Ama, Şâm aslında bütün bir Suriye’yi, Ürdün, Filistin ve Lübnan’ı da içine alan ve ‘Bilâd-ı Şâm’ (Şam beldeleri) diye anılan büyük coğrafyadır. Biz, Dimeşq şehrine de Şâm derdik, ya da Şâm-ı Şerîf.
Şam’dan gelen Suriyeliler bu Şâm-ı Şerif ibaresini işitince daha bir memnun olup, ‘Nerelisiniz?’ diye sorulduğunda, Şâm-ı Şerîf diyorlar ve dükkanlarının tabelâsına da ‘Şâm-ı Şerîf’ ibaresini de yazıyorlar.

