Murat Ayar / HAKSÖZ HABER
Yıllar önce, sosyalistlerin teorik ve pratik meselelerini tartıştığı bir forum sitesinde son derece dikkat çekici bir başlığa denk gelmiştim; sanırım 2009-2010 yıllarıydı. Katılımcılar, sol hareketlerin sahip olduğu kayda değer örgütlenme becerisine, tarihsel birikimine ve entelektüel sermayesine rağmen, neden muhafazakâr/İslamcı kesimler gibi güçlü, kalıcı ve tabana yayılan kitlesel yardım ağları inşa edemediklerini sorguluyorlardı. O dönemde kamusal tartışmalar henüz sosyal medyanın sığlığına feda edilmediği ve karikatürize edilmediği için, bu nitelikli özeleştiriyi büyük bir ilgiyle takip etmiştim.
Forumdaki genel eğilim, "Devrim gerçekleştiğinde tüm yapısal meseleler zaten çözülecektir!" şeklindeki refleksif ve indirgemeci bir yaklaşım olsa da sorunun pratik bir organizasyon yetersizliğinden ziyade derin ontolojik (varlıksal) kökenlerden kaynaklandığını sezenler de vardı. Bir katılımcının 1 Mayıs etkinlikleri üzerinden yaptığı şu tespit, iki mahallenin zihniyet kodları arasındaki aşılmaz sınırı çok iyi özetliyordu:
"İslamcılar kitlesel olarak katılsalar, hatta organizasyonu bizzat üstlenseler dahi 1 Mayıs özü itibarıyla 'sol' bir etkinliktir. Sosyal yardım meselesi de tam tersi bir doğaya sahip. Biz ne yaparsak yapalım, sahada doğrudan insani yardım organize etmek bizim yapısal alanımız değil."


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.