İslâm duygu ve yönelişleri birleştirir ve hepsini birlikte Allah’a yöneltir. Bu yüzden bilinç ve uygulamayı, enerji ve ibadeti, hareket ve alışkanlıkları bu biricik noktaya yöneltmeye çalışır. Böylece tüm hayat onun boyası ile boyanır.
Bu noktadan hareketle Allah’dan başkası adına kesilen hayvanlar haram kılınmış, üzerlerine Allah’ın adının anılması zorunluluğu getirilmiştir. Amaç, Allah’ın adının anılmasını en belirgin hedef yapmaktır.
“Biz her ümmete kurban kesmeyi, ibadet olarak emrettik. Amaç, Allah’ın insanlara rızık olarak sunduğu hayvanları keserken O’nun adını anmaktır.”
Bunun üzerine ilahlığın tek ve ortaksızlığının vurgulanması “İlahınız tek ilahtır” ve sadece O’na teslim olunması; “yalnız O’na boyun eğin” değerlendirmesi yapılıyor. Kuşkusuz bu baskı ve zorlama ile sağlanan bir teslimiyet değildir. Bu içten gelen ve istekle yerine getirilen bir teslimiyettir.
Kurban kesmek, tüm vahyî dinlerde bir tek Allah'a ibadetin önemli bir bölümüdür. Allah, tevhidi aşılamak için insanların kendisinden başkası adına kurban kesmelerini yasaklamıştır. Bu Allah'tan başkası önünde yapılması yasaklanan diğer şeylerle de uyum içindedir. Mesela Allah'tan başkası önünde secde etmek, Allah'tan başkası adına yemin etmek, Allah'ın belirlediği yerler dışındaki yerleri kutsal kabul edip ziyaret etmek, Allah'tan başkası için oruç tutmak vs. hep yasaklanmıştır.
FİZİLALİL KURAN
Zemahşerî’nin el-Keşşâf Tefsirindeki Öne Çıkan Açıklamaları
1. "Mansak" (مَنْسَك) Kavramının Anlamı
Zemahşerî, ayette geçen "mansak" (veya mensek) kelimesinin kökenini ve kullanımını şöyle analiz eder:
İbadet ve Kurban Anlamı: İbn Abbas’a dayanan görüşü aktararak mansak kelimesinin bu ayette doğrudan "kurban kesme ibadeti" veya "kurbanın kesildiği yer/zaman" anlamına geldiğini belirtir.
Geçmiş Ümmetlerin Sünneti: Zemahşerî, kurban ibadetinin sadece Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine özgü bir yükümlülük olmadığını, Hz. Âdem’den itibaren her ümmete Allah tarafından belirlenmiş bir ibadet yolu olarak meşru kılındığını vurgular.
2. Kurbanda "Besmele" ve Tevhid Vurgusu
Zemahşerî, "Allah’ın adını anarak..." (li-yezkurüsmellâh) ifadesine dikkat çekerek kurban keserken Allah’ın isminin zikredilmesinin esasına değinir:
Müşriklerin Ameline Karşı Tevhid: Cahiliye Arap toplumunun putlar adına veya putların önünde kurban kesme adetini hatırlatır. Ayetin, rızık olarak verilen hayvanların (deve, sığır, koyun, keçi) kesimi sırasında yalnızca Allah'ın adının anılmasını şart koştuğunu ifade eder.
Nimetin Şükrü: Hayvanların insan emrine verilmiş bir rızık olduğunu ve bu nimetin şükrünün ancak onu veren Allah'ın adını anarak kurban etmekle eda edileceğini belirtir.
4- "Muhbitîn" (المُخْبِتِين) Kimlerdir?
Zemahşerî, ayetin sonundaki "Müjdele o alçak gönüllü, samimi insanları!" ifadesindeki mühbitîn kelimesini dil bilgisi açısından köküne inerek açıklar:
Kelime Kökü: Habt (خَبْت) kelimesi Arapçada "alçak, düz ve gönül ferahlığı veren arazi/toprak" anlamına gelir.
Mecazi Anlamı: Buradan hareketle müchbitîn; kibirden, gururdan ve gösterişten arınmış, kalbi Allah’ın emrine mütevazı bir şekilde boyun eğmiş, ihlaslı, samimi ve huşû sahibi müminler demektir.
Zemahşerî'ye göre bu ayet, kurban ibadetinin kuru bir ritüelden ibaret olmadığını; asıl amacın kalpteki alçakgönüllülük (ihbat) ve teslimiyet olduğunu hatırlatmaktadır.
Özet
Zemahşerî’ye göre Hac Suresi 34. ayet; kurban ibadetinin insanlık tarihi kadar köklü bir tevhid ritüeli olduğunu, kurban keserken niyetin ve anılan ismin yalnızca Allah'a ait olması gerektiğini ve bu ibadetin ancak kalbinde kibir taşımayan samimi ("muhbit") müminler tarafından hakkıyla eda edilebileceğini ders vermektedir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

