1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. FİLİSTİN

  4. Şiddet sürerken hayallere tutunmak
Şiddet sürerken hayallere tutunmak

Şiddet sürerken hayallere tutunmak

​​​​​​​Öğrencilerimi dinlerken, sanki çocuklukları ile savaş arasında durmuş, onlara umuda uzanan bir köprü kurmalarına yardım etmeye çalışıyormuşum gibi hissediyorum.

30 Mart 2026 Pazartesi 11:13A+A-

Ohood Nassar’ın We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


2026 yılının ilk gününden itibaren hayata farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya karar verdim. Evimin yanındaki bir spor salonuna üye oldum ve her gün sabah 8’den 11’e kadar oraya gitmeye başladım. Ekipmanların çoğu bombalamada hasar görmüş ve artık çalışmıyordu. Ancak bu durum, benim ve diğer yaklaşık 100 kadının orada egzersiz yapmamızı engellemedi.

Egzersiz benim için fiziksel bir aktiviteden daha fazlası; içimde kırılanları onarmak için ciddi bir girişim. Vücudumu, nefesimi ve hızla atan kalbimi geri kazanmak istiyorum. Spor salonunda, tesisin her yerine yayılan huzurlu, tatlı müziği dinlerken sık sık bir sükûnet hissediyorum.

Spor salonundan sonra arkadaşım Sujud Alkhour ile buluşuyorum ve birlikte aynı sınıfta ders verdiğimiz okula gidiyoruz. Okulumuz taştan bir binada değil; Gazze'nin batısındaki Filistin Stadyumu'na kurulan çadırlarda. Zemin tozlu ve havada hâlâ evlerimizin ve kasabalarımızın yanmış kalıntıları var. Yine de kızlar sıralarında oturup defterlerini açtıklarında, burası gerçek bir sınıf gibi hissettiriyor. Gaza Great Minds adlı bir kuruluşta gönüllü olarak çalışıyoruz ve 13-14 yaşındaki kızlara kısa öykü yazma dersi veriyoruz. Onlardan hayatları hakkındaki gerçeği yazmalarını istiyoruz.

Hikâyelerinin çoğu, hiçbir çocuğun yaşamaması gereken acı ve ıstıraplarla dolu. Bir öğrenci, evine isabet eden bir bombanın ardından enkaz altından kurtarılmasını anlattı. Diğerleri ise sevgili babalarının ya da en sevdikleri erkek kardeşlerinin ölümünü, ya da evlerinin ya da mahallelerinin tamamen yıkılmasını anlattı. Hepsi yerlerinden edildi. Hepsi de travmatik anılar taşıyor.

Kalbimi parçalayan hikâyelerden biri, 13 yaşındaki öğrencim Meryem tarafından yazılmıştı. Hikâye, en sevdiği amcasının fabrikada çalışırken hayatını kaybetmesini anlatıyordu. Amcası üç gündür kayıptı ve bölge İsrail güçleri tarafından kuşatılmış olduğu için ailesi onu aramaya çıkamamıştı. Sonunda, amcasının cep telefonundan korkulan arama geldi. Bir yabancı, amcasını bulduğunu ve öldürüldüğünü söyledi. Meryem hikâyesini yüksek sesle okurken derin bir kederle ağladı; Sujud, ben ve diğer öğrenciler de öyle.

Onları dinlerken, sanki çocuklukları ile savaş arasında durmuş, umutlara uzanan bir köprü kurmalarına yardım etmeye çalışıyormuşum gibi hissettim. Sık sık “Acı sona erecek, hayalleriniz ölmemeli” derdim. Bunu onlara söyledim — ve kendime de.

Bir yol kapandığında…

10 Şubat 2026, sıradan bir gün olarak başlamıştı. Spor salonuna gittim, egzersizlerimi yaptım, arka plandaki hafif müziği dinledim ve nefesime odaklandım. Her zamanki gibi Sujud’la buluştum ve okula doğru yürüdük.

Ders sırasında, en başarılı öğrencilerimden biri, resme olan sevgisi ve yeteneği ile 7 Ekim 2023'te katılacağı bir sanat yarışması hakkındaki hikâyesini okudu. Yarışmayı kazanmayı umuyordu. İsrail'in bombaları, yarışmayı ve onun hayalini sona erdirdi. Savaş boyunca, ünlü bir sanatçı olma hayallerinin artık karşılayamayacağı bir lüks olduğunu düşünerek fırçaya dokunmayı istemedi. 2025 yılının Ekim ayında ateşkes ilan edildikten sonra resme geri döndü ve sanatçı olma arzusu da onunla birlikte geri geldi.

Onun hikâyesinde kendimi gördüm. 7 Ekim 2023'te İslam Üniversitesi'nde öğretmen olmak için okuyordum ve eğitimim aniden durdu. Birzeit Üniversitesi Gazze'li öğrenciler için çevrimiçi kayıtları açtığında kabul edildim, ancak o sırada internet erişimim yoktu ve derslere katılamadım. Ben de öğretmen olma hayallerimin kayıp gittiğini hissettim.

Ancak daha sonra İslam Üniversitesi çevrimiçi dersler sunmaya başladı ve ben de eğitimimi tamamlayarak üstün başarıyla mezun olabildim. Kendi hikâyemi örnek göstererek, öğrencilerime bir yol kapandığında başka bir yolun açılabileceğini göstermeyi umuyordum.

Şiddetin geri dönüşü

O gün okul bittiğinde aniden acıkmıştım — belki de her zamankinden daha duygusal olduğum içindi. Sujud ve ben, el-Nasır bölgesindeki bir restorana gitmek için yarım saat yürüdük. Etrafımız, şarapnel izleriyle dolu binalar, penceresiz balkonlar ve savaşın küllerinden soluk griye boyanmış duvarlarla çevriliydi. Ona travmamdan kurtulma sürecimden bahsettim. Sadece beş ay önce, hayali bombaların patlamalarıyla uyanmak yerine, gece boyunca uyumaya başlamıştım. Artık gökyüzünü sadece gökyüzü olarak görmeye çalışıyordum, yıkım ve ölüm kaynağı olarak değil.

Sonra, sanki bir işaretmiş gibi, her şey durdu. Hava, devasa bir patlamayla sarsıldı. Göğsüm ezildi. Ayaklarımın altındaki zemin sallandı ve her yöne şarapnel parçalarının uçtuğunu gördüm. Saniyeler içinde, yoğun, boğucu bir duman havayı doldurdu. Ne olduğunu kavrayamadan, öksürmeye ve nefes almakta zorlanmaya başladım.

Savaş boyunca bombardımanlara maruz kalmıştım, ama bu en kötüsüydü; ateşkesin başlangıcında ortaya çıkan güvenlik duygumu delip geçti. Bir anda, patlama beni savaşın travmasına geri attı ve derin bir korku ve dehşet duygusu uyandırdı.

Savaşın dehşetinin geri döndüğünü fark etmeden önce zaman donmuş gibiydi: yerinden edilme geceleri, uçakların gürültüsü, kötü haberlerin gelmesini beklemek. Yüzümü ve kollarımı kontrol ettim. Kan yoktu. Görünür bir yara yoktu. Sujud’a döndüm. Şok geçiriyordu ama ayaktaydı. Birdenbire farkına vararak, “Hâlâ tehlikedeyiz,” dedi.

Hemen arkamızı dönüp eve doğru yola çıktık. Koşabildiğim kadar hızlı koştum. Koşarken, uzaktan bir patlama sesi daha duydum ve bu beni titretti. Eve varabilecek miyim, ailem iyi mi diye merak ettim. Sonunda eve vardım ama kendimi güvende hissetmiyordum.

O gece umut hakkında düşündüm. Hala umut bulabilir miydik? O gün aldığım dersi düşündüm. Öğrencim resim yapmaya geri döndü ve ben de eğitimimi tamamladım. Bir kapı kapandığında, bir diğeri açıldı. Gazze’de umutlu olmak zor ve çoğu zaman geçicidir; bu, her gün verilen bir karardır. Tehlikelere rağmen çadırda okula gitme, bombardımanların ortasında acılarımızı ve umutlarımızı yazma ve hayallerimizin sonsuza dek ertelenmeyeceğine inanma kararıdır.

Ertesi gün okula döndüm. Öğrencilerimin kendilerine ve ailelerine ne olacağına dair korkularını anlatırken onları dinledim. Onlara hayallerin başkaları tarafından verilmediğini, onları kendimiz yakalamamız gerektiğini söyledim.

 

* Ohood Nassar, Gazze’nin kuzeyinden gelen bir çevirmen ve içerik yazarıdır; İslam Üniversitesi mezunudur.

Yazma serüvenine 2024 yılında, soykırım sırasında başladı ve yazıları aracılığıyla Filistinlilerin çektiği acıları dünyaya aktardı. Yazıları Electronic Intifada, Prism, The New Arab, Filistin Araştırmaları Enstitüsü ve Al Jazeera’da yayınlandı.

Savaşa rağmen önemli başarılara imza atmaya devam etti: Gazze'nin kuzeyinde bir eğitim çadırı kurdu, ancak bu çadır Mayıs ortasında bombalandı; Eğitim Fakültesi'nden üstün başarıyla mezun oldu ve eğitim çadırları üzerine yazdığı akademik makalesi dünya çapında birincilik kazandı. Şu anda 14 yaşındaki öğrencilere hikâye yazma ve deneyimlerini belgeleme konusunda eğitim veriyor.

HABERE YORUM KAT