“Bilakis biz, hakkı bâtılın üzerine fırlatırız (atarız) da o, bâtılın beynini parçalar. Bir de bakarsınız ki bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız noksan sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!” (Enbiya: 18)
İşte değişmez kanun budur. Evrenin tabiatında gerçek, köklü bir unsurdur. Varlıkların yapısında derin etkinliğe sahiptir. Batıl ise evrenin yaratılışının temelinden uzak bir unsurdur. Geçicidir, aslı yoktur. Yüce Allah onu kovacak, hakkı onun üzerine atacak, beynini parçalayacaktır. Allah’ın karşı koyduğu bir şeyin kalıcılığı sözkonusu olamaz. Allah’ın eli tarafından atılan ve parçalanan bir şeyin varlığını sürdürmesi mümkün değildir.
Allah’a iman edenler, onun sözünün gerçekliğinden, yüce Allah’ın batılın üzerine atıp onunla batılın beynini parçaladığı gerçeğin zaferinden kuşku duymazlar. Eğer yüce Allah, kimi zaman batılı galip getirmek suretiyle onları sınıyorsa, bunun bir imtihan olduğunu kavrarlar, içlerinde bulunan bir zaaf veya bir eksiklikten dolayı Rabb’lerinin onları eğittiğini farkederler. Rabb’leri onları, hakkın zafer kazandığı bir geleceğe hazırlamaktadır.
Onları kaderine perde yapmaktadır. İmtihan dönemini yaşamalarını, bu dönemde eksikliklerini tamamlamalarını, zaaflarını tedavi etmelerini istemektedir. Onlar ne kadar çabuk eksikliklerini giderirlerse, yüce Allah da imtihan dönemini o kadar kısa tutacaktır, onlar aracılığı ile dilediğini gerçekleştirecektir. Akıbete gelince, kesinlikle değişmez:
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayete vurgular şu şekildedir:
1. Zemahşerî, ayetteki kelime seçimlerinin rastgele olmadığını, müthiş bir istikraz ve istiare sanatı barındırdığını söyler.
"Nakzifü" (Fırlatırız/Atarız): Bu kelime normalde taş, ok gibi sert ve somut nesnelerin güçlü bir şekilde fırlatılması için kullanılır. Zemahşerî, soyut bir kavram olan "Hak"kın, "Bâtıl"ın üzerine adeta ağır bir kaya gibi fırlatıldığını belirtir.
"Feyedmeğuhu" (Beynini Parçalar): Demğ kelimesi, darbenin doğrudan kafaya gelip kafatasını delerek beyne ulaşması ve kişiyi anında öldürmesi demektir. Zemahşerî burada, hakkın getirdiği güçlü delillerin, bâtılın en hassas ve can damarı sayılan noktasını vurup onu tamamen çürüttüğünü, hareket edemez hale getirdiğini söyler.
Bu edebî sanat sayesinde, soyut bir fikir savaşı (hak ile batılın mücadelesi), göz önünde canlanan ve hakkın kesin galibiyetiyle sonuçlanan fiziki bir savaşa benzetilmiştir.
2. Zemahşerî, bu ayeti açıklarken:
"Hak" kavramını Allah’ın birliği, adaleti ve gönderdiği kesin akli/nakli deliller; "Bâtıl" kavramını ise müşriklerin ortak koşması, "Allah çocuk edindi" iddiaları ve evrenin amaçsızca (bir eğlence için) yaratıldığı fikri olarak tefsir eder.
Ona göre güçlü bir akli delil (hak) ortaya çıktığı an, müşriklerin dayandığı tüm temelsiz argümanlar (bâtıl) tıpkı beyni parçalanmış bir canlı gibi anında çöker ve can çekişmeden yok olur.
Özetle; Zemahşerî’ye göre bu ayet, hak ile bâtıl karşı karşıya geldiğinde, hakkın öyle dehşetli bir güce sahip olduğunu ve bâtılı öyle bir hızla imha ettiğini anlatır ki, bâtılın tutunacak, savunma yapacak veya iyileşecek hiçbir alanı kalmaz.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ