
Seküler ambalaj içinde sürdürülen Haçlı siyaseti
Aydın Ünal, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve Trump’ın açık söylemleri üzerinden Batı’nın İslam’a yönelik tarihsel düşmanlığında özde hiçbir değişim yaşanmadığını ifade ediyor.
Yeni Şafak / Aydın Ünal
Batı cephesinde değişen bir şey yok
ABD’nin Venezuela’ya yönelik terör eylemi sonrasında yeni dünya düzeninin ne olduğuna ya da ne olacağına dair çokça değerlendirme yapılıyor. Oysa Batı cephesinde değişen bir şey yok; dün olan neyse bugün olan da o.
Bir itirafla başlayayım: Batı’da, Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Peygamber’e ya da Müslümanların değerlerine yönelik saygısız bir eylem olduğunda, örneğin Selman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabı parlatılıp, “ifade özgürlüğü” bahanesiyle savunulduğunda ve ödüllendirildiğinde, örneğin Hz. Peygamber’e yönelik o çirkin karikatürler yayınlandığında, örneğin Kur’an-ı Kerim yakıldığında şaşırmıyorum. Çünkü olması gereken oluyor. Çünkü maske düşüyor ve gerçek yüz ortaya çıkıyor. Çünkü Batı’nın “hoşgörü” adını verdiği makyaj akıyor ve altındaki yerleşik nefret ortaya dökülüyor. Batı’nın “medeni”, “farklılıklara saygılı”, “renkli”, “çeşitli”, “anlayışlı”, “özgürlükçü”, “seküler”, “her inanca aynı mesafede” olduğunu zanneden bir kısım Müslümanların, İslam’a ve Müslümanlara yönelik bu eylemler sonrasında gerçek Batı ya da Batı gerçeğiyle tanışmalarından, adeta bir kayaya çarpmalarından, kendi kimliklerini, konumlarını, yerlerini bu şoklar vesilesiyle görebilmelerinden tarifsiz bir haz duyuyorum.
İslâm ve Müslümanlar, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra Batı’nın “yeni düşmanı” olmadılar; hep öyleydiler. 11’inci Yüzyıl’da başlayan Haçlı Seferleri kesintisiz devam etti ve ediyor. Batı’nın bugün sahip olduğu askeri, iktisadi, sosyal, siyasal, felsefi varlık tamamen İslam karşıtlığı üzerine inşa edildi. Batı’nın deist, ateistleri bile Hristiyan kültür ve birikimi içinde yetişmiş, İslam ve Müslüman düşmanlığını bir miras olarak genlerinde taşıyan bireylerden oluşuyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ağır tahribatı Batı içinde bir ittifak ve hoşgörü iklimi oluştursa da bu, Müslümanları kapsamıyor. Müslümanlar, gayri Müslimlere karşı tarihin her döneminde, öyle ya da böyle, merhametli, şefkatli, anlayışlı oldular; Batı bunu hiçbir zaman yapmadı. Bin küsur yıldır İslam toprağı olan Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da Ezidi, Süryani, Keldani, Nusayri, Dürzi, Ortodoks, Katolik Hristiyan, Musevi ve daha nice azınlıkların asırlardır varlıklarını özgürce muhafaza ettirdiklerini görürsünüz; İslam dünyasına parmak sallayarak “azınlık hakkı” dersi vermeye yeltenen Batı’da ise son yıllardaki işçi ve köle nüfusu saymazsanız, bırakınız farklı dinlere, farklı Hristiyan mezheplerine bile tahammül gösterilmediğini görürsünüz.
ABD Başkanı Trump’ın ister “dobra” deyin ister “kaba”, eylem ve söylemleri kendi içinde tam bir tutarlılık, açıklık ve evet, samimiyet içeriyor. Trump yeni bir şey yapmıyor, yeni bir düzen kurmuyor, sadece maske kullanmaktan, makyaj yapmaktan, haydutluğu süslü ambalajla paketlemekten kaçınıyor.
ABD Afganistan’ı işgal ettiğinde oraya “medeniyet” götürüyordu. Irak’ı “demokrasi ihracı” için işgal ettiklerini söylediler. Örneğin Filistin’deki soykırımı “terörle mücadele” diye meşrulaştırmaya çalıştılar. Örneğin Mısır’da seçilmiş Başkan Mursi’ye darbe yapılırken “aşırılıkla mücadele” bahanesine sığındılar.
Trump bu bahanelerin hiçbirine sığınmıyor. Gazze’de soykırıma destek verirken, ABD’nin bir Siyonist baskı altında olduğunu söylemekten çekinmiyor; yaptıklarını “Epstein” dosyası baskısı altında yaptığını hissettiriyor. Venezuela’ya petrolü, altını, nadir elementleri için çöktüğünü dobra dobra söylemekten kaçınmıyor. Önceki ABD başkanları ne yaptıysa, Trump da onu yapıyor, sadece yüksek bir özgüvenle ne yaptığını, ne niyetle yaptığını açık açık ifade ediyor.
Batı merkezli dünya düzeni açık bir haydutluk, eşkıyalık, güçlülerin hukuku, bunlardan da çok Haçlı ruhu üzerine kurulu. Trump, bunları gizleme gereği duymuyor; iyi de yapıyor, şer içindeki hayrı görebiliyoruz.
Son yıllardaki gelişmeler, her ne kadar bedel ödeyen Müslümanlar da olsa, bu anlamda umut verici. Müslümanlar kendilerini keşfediyor, Batı’nın gerçek yüzüyle tanışıyor, aradaki o kapanmaz farkı görüyor, Müslüman kalıp Batılılaşmanın imkansızlığını keşfediyor.
İslam dünyasında gençlerin bu kaba, acımasız, haydutça, kuralsız, hukuksuz sömürü ve çıkar düzenini görmeleri inşallah öz kimliğin keşfine ve uyanışa vesile olacaktır. Teşekkür ve takdir gerektirmez ama Trump farkında olmadan iyi şeyler yapıyor.






HABERE YORUM KAT