
Savaş, bizim huzur bulduğumuz Ramazan ayını değiştirdi
Eskiden Ramazan, her ayrıntısıyla çok güzeldi. Şimdi ise hüzünle kaplı.
Nadera Raied Mushtha’nın WANN’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
İsrail’in Gazze Şehri’ne yaptıklarına ve evsiz kalmış olmamıza, eskiden yaşadığımız hayata geri dönemeyecek durumda olmamıza rağmen, Ramazan’ı kutlayacağız; çünkü bu, tüm bölgeyi kaplayan dehşet, ölüm ve kanın ardından Allah’ın bize verdiği bir armağandır.
Savaştan önce, her Ramazan ayında el-Zaviye Pazarı'na gider, evimizi süslemek için ışık zincirleri ve kağıt fenerler gibi Ramazan süsleri alırdık. Sonra sahur ve iftar için yiyecek almaya giderdik. Alışveriş listesinin başında hurma, peynir, süt ürünleri ve keçiboynuzu vardı. Ramazan ayında şehrin tüm sokakları ışıklarla parıldardı ve önünden geçtiğiniz her evin pencerelerine fenerler asılmıştı. Evler ud ve tütsü kokusuyla dolardı.
Savaştan önce, geniş ailemizle bir araya gelip, her türlü lezzetli yiyecek ve meyve suyunun bulunduğu büyük bir masada iftar yapardık. Ramazan, herkesin bir araya geldiği davetlerin ayıydı. İftar öncesinde, kızlarla birlikte masayı kurar, bardakları, kaşıkları ve tabakları doğru şekilde yerleştirmeye özen gösterirdik.
Aynı zamanda camiler, ruhların arınabileceği o muhteşem günlere hazırlanıyordu. Akşam namazının ardından teravih namazları, tüm komşuları, erkekleri ve kadınları, gençleri ve yaşlıları bir araya getirirdi.
Namazlardan sonra, evden eve, bir neşeden diğerine aile ziyaretleri başlardı. Kahve içer, tatlılar ve kadayıf yer, hediyeler ve dualar değiş tokuş eder, fotoğraflar çekerdik. Bütün bunlar savaştan önceydi, evlerde yaşadığımız ve şehirde çadırların olmadığı bir dönemde.
Ramazan, tüm ayrıntılarıyla harikaydı. Bir evimiz varken, ışıkların ortasında sahur yapmanın verdiği neşeyi asla unutmayacağım. Kur’an okur, namaz kılar, derslerimizi takip eder ve Ramazan ayına denk gelen sınavlarımıza çalışırız. Sonra kız kardeşlerimle mutfağa gider ve basit bir sahur yemeği hazırlardık. Servis tabaklarına hafif peynirler, reçel ve yumurta, sürahilere ise süt ve meyve suyu koyardık. Ertesi gün susuzluğa dayanmamıza yardımcı olacağına inanarak sıcak çay hazırlardık.
Küçükken, sokaklarda davul çalıp ilahiler söyleyerek dolaşan geleneksel Ramazan davulcusu Musaharati’yi beklerdik. Her yıl gelen aynı Musaharati’ydi o. Evimize yaklaşırken sokakta yankılanan sesinden onu tanıdığımızda, hepimiz aşağı inip ona katılır, komşuları birlikte uyandırmak için onunla birlikte davul çalardık. Ama büyüdükçe artık sokağa inmez olduk. Sadece amcalarımızı ve kuzenlerimizi uyandırması için ona seslenmesini isterdik.
Savaş başladığında Gazze'de artık Musaharati kalmamıştı ve bizimkinin nereye gittiğini bilmiyorduk. Üç yıldır sesini duymadık. Acaba bizim Musaharati, mahallemize ne tür bir yıkım geldiğini ve eskiden önünde durduğu apartmanın ortadan kaybolduğunu biliyor mu? Şu anda nerede olduğunu bilmiyoruz. Ama belki o da artık var olmayan bir sokağı arıyordur.
Kayıp sadece onunla sınırlı değildi. Bombalama ve yıkımdan etkilenmemiş tek bir cami bile görmedik; her cami hasar görmüştü. Minarelerin ışığını görmedik ve nasıl göründüklerini unuttuk. Ramazan eskiden erken gelirdi, kendine özgü tanıdık atmosferini de beraberinde getirirdi, ama savaş sırasında ortadan kayboldu ve yerine barut ve kül kokusu geçti.

Gazze Şehri’nde bu Ramazan ayında satışa sunulan kıt ve pahalı malların bir görüntüsü. (Fotoğraf: Ahmed Dremly)
Yıllardır okuduğum bir Kur’an’ım vardı. Kur’an’ın boş bir sayfasına dileklerimi ve dualarımı her yazdığımda dileklerim gerçekleşirdi, ancak bu Ramazan’da kitabıma yazmayacağım çünkü o, evimizin enkazı altında kaldı. Artık tüm ailemiz tek bir Kur’an’ı paylaşıyoruz, çünkü işgal güçleri kâğıt ve mürekkebin Gazze'ye girmesini engellediği için yeni Kur’an’lar artık bulunamıyor.
Artık her şey değişti. Ramazan ayında gün batımında iftar için aileler ve ışıklarla dolup taşan sahil şeridi bile artık yok.
Bu yıl, ateşkes olduğu söylense de ve savaş haberlerde nadiren yer alsa da, bombardıman devam ediyor ve işgal ordusu yıkık şehrin büyük bir bölümünü kontrol altında tutuyor. İnsanlar, evlerinin artık yok olduğunu bilseler de evlerine dönmeyi özlüyorlar ve bizler de bu yılki Ramazan'ı, savaş öncesinin ne kadar güzel olduğunu hatırlayarak hüzün içinde geçireceğiz.
* Nadera Raied Mushtha, Gazze Şehri’nin Şucayye mahallesinde doğup büyüyen bir şair ve yazardır. Ailesi aslen Gazze’lidir. 2023 sonbaharında, İslam Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde üçüncü yılına başlayan Raied Mushtha, burada Dr. Refaat Alareer’in öğrencisiydi. Gazze’deki okulların çoğu mevcut savaş sırasında tahrip edildiği için, Raied Mushtha mahallesindeki çocuklar için İngilizce dersleri düzenlemektedir.





HABERE YORUM KAT