Şam tarihi misyonuna geri dönüyor

Şam tarihi misyonuna geri dönüyor

Şam, yaklaşık bir buçuk yıldır yeniden ilmin merkezi olma hüviyetine kavuşma yolunda ilerlemektedir.

Muhammed Ata'nın devrim ile birlikte Suriye'nin başkenti Şam'da meydana değişimi yorumluyor:


Tarih boyunca Şam, ilmin ve mücadelenin merkezlerinden biri olmuştur. Sahabelerin büyük bir kısmı cihad için bu bölgeye hicret etmiş ve burada vefat etmiştir. Şam sokaklarında gezerken sahabelerin isimlerini taşıyan caddelerle veya onların medfun bulunduğu kabirlerle karşılaşmak oldukça olağandır. Aynı sahabeler burada ilmi yaymış, Şam da asırlar boyunca İslam ilimlerinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürmüştür.

Mâverâünnehir’den başlayan Moğol istilası Şam’da durdurulmuş, ilerleyen süreçte işgal geri püskürtülmüştür. Moğolların geride kalan unsurlarının önemli bir kısmı ise zamanla İslamiyet’i tercih etmiştir. Keza Haçlı Seferleri de Şam merkezli mücadelelerle durdurulmuş ve yaklaşık bir buçuk asır süren mücadelenin ardından Haçlılar bölgeden tamamen geri püskürtülmüştür. İslam tarihindeki âlimler de Şam’ın bu stratejik konumundan dolayı burada yaşamayı bir nevi ribat olarak değerlendirmişlerdir.

Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte Şam’ın Fransızlar tarafından işgali, manda rejimi, ardından gelen zayıf yönetimler ve son olarak 55 yıl boyunca hüküm süren Baas rejimi, Şam’ın tarihî kimliğini büyük ölçüde gölgede bırakmıştır. Ancak son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte Şam yeniden eski hüviyetine kavuşmaya başlamıştır. Yaklaşık 15 yıldır süren mücadele ve direniş süreci, Şam’ın yeniden özgürleşmesiyle yeni bir döneme evrilmiştir.

Bugün ise Şam, yaklaşık bir buçuk yıldır yeniden ilmin merkezi olma hüviyetine kavuşma yolunda ilerlemektedir. Şehrin neredeyse bütün büyük camilerinde âlimlerin ilim meclisleri kurulmuş durumdadır. Kur’an halkaları ise hemen her mescitte faaliyet göstermektedir. Yeni şer‘î medreseler açılmakta; ilkokul, lise ve üniversitelerde İslami müfredatlara daha fazla ağırlık verilmekte, yeni neslin ıslahı ve yetiştirilmesi için ciddi bir gayret ortaya konulmaktadır.

Aslında Bilâdüşşam halkı, ıslah ve yeniden ihya için son derece elverişli bir zemine sahiptir. Buradaki pek çok unsur insana İslam’ı, tarihi, kimliği ve mücadeleyi hatırlatmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerdeki gelişmeler çok daha ümit vericidir. Dine bağlılık, İslami şiarların görünür hâle gelmesi, tesettür, emr-i bi’l-ma‘rûf ve nehy-i ani’l-münker gibi alanlarda, Baas rejiminin yaklaşık 50 yıl boyunca bu değerlerin üzerinden bir silindir gibi geçtiği toplumun kısa süre içerisinde yeniden toparlandığı görülmektedir.

Bu sebeple, kendi beldelerinde İslam’ı yaşamakta, ailelerine ve çocuklarına sahip çıkmakta zorlanan kardeşlerimize Bilâdüşşam’a hicreti de zihinlerinin bir köşesinde tutmalarını tavsiye ediyoruz. Bunu yalnızca gelecekte Yahudilerle yaşanabilecek büyük savaşlar gibi gelişmeler açısından değil; Şam’ın yeniden ilmin, uyanışın ve Müslümanların dayanışmasının merkezlerinden biri olacağına dair inancımızdan dolayı söylüyoruz.

Bu bağlamda, şimdiden Şam’da medrese, yurt ve benzeri çalışmalara başlayan hocalarımızın gayretlerini son derece değerli buluyor; bu çalışmaların artırılması ve desteklenmesi gerektiğini vurguluyoruz. Nitekim geçtiğimiz yirmi yıl içerisinde Türkiye’de farklı kesimlerden yetişen pek çok önemli davetçi ve hocanın Şam’daki ilim geleneğinden istifade ettiğini görebiliriz. Bu köklü ilim havzasının dışında kalan alternatif yapıların ise, aksiyondan ve uygulamadan uzak kalmaları nedeniyle zaman içerisinde daha da zayıflayacağı kanaatindeyiz.

Allah’ım, Şam’ımızı mübarek kıl.

Allah’ım, Şam’ımızı mübarek kıl.

Allah’ım, Şam’ımızı mübarek kıl.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir