Sakarya'da 158. Başörtüsü Eylemi

Sakarya'da 158. Başörtüsü Eylemi

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, 158.Başörtüsü eylemini gerçekleştirdi. Her Cumartesi Bulvar AKM önünde toplanan platform üyeleri, başörtüsü yasağını protesto etmeye, yasak karşısında nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğinin örnekliğini sergi

SAGP adına Kadrican Mendi'nin yaptığı basın açıklamasında genel kurmay başkanının 28 Şubat'ı ve genelde darbeleri savunucu tavrından hareketle, gerçek  bir mücadelenin ancak bu militarist zihniyetle hesaplaşılarak verilebileceği vurgulandı. AKP'nin darbecilerle uzlaşı arayışını devam ettirmesinin yoksulluk ve sefaletle ezilen halka karşı yabancılaşmasına yol açacağı belirtildi.

"uyan diren özgürleş" sloganıyla başlayan açıklamada Tevhid, Adalet, Özgürlük" yazılı pankart taşıyan platform mensupları eylem boyunca "Başörtüsüne Uzanan Eller Kırılsın" ve "Darbeler Bizi Yıldıramaz" sloganları attılar. Eylemde, "Başörtüsüne özgürlük, hemen şimdi!", "Yasakçılar Yenilecek; Direnenler Kazanacak!", "Namazımız Orucumuz Başörtümüz Kimliğimizdir" ve "Yasak sürüyor,(D)uyuyor musunuz?!" yazılı dövizler de taşındı.

basın açıklamasının tam metni

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 158'inci Basın Açıklaması12 Eylül darbesinin ardından geçen yıllara rağmen, yaşanan siyasal ve toplumsal travma etkisini hâlâ sürdürüyor. Milyonlarca insanın hayatını karartan ve askeri vesayetin siyaset, hukuk, medya ve eğitim gibi alanlarda hâkimiyetini pekiştiren darbenin sonuçları, başta başörtüsü yasağı olmak üzere tüm temel meselelerde karşımıza çıkıyor. Üstelik 12 Eylül'den sonra yaşanan 28 Şubat süreci ve bugüne kadar verilen askeri muhtıralar, darbe geleneğinden beslenen Kemalist egemenlik anlayışının sistem için vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye, her şeyden önce bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. Dosdoğru bir adalet ve gerçek bir özgürlük isteyen tüm muhalif kesimler, öncelikle darbelerin arkasında durduğunu söyleyen militarist zihniyet ile hesaplaşmak zorundadır. Son süreçte profesyonel darbecilik anlayışını benimseyen sistemin dayandığı militarist egemenliğin halk nezdinde hiçbir meşruiyeti olmadığı net biçimde ifade edilebilmelidir. Bu gerçekle yüzleşilmediği sürece Kemalist ideolojisi egemenliğini yeniden üretmeye devam edecektir.

Genelkurmay'ın hafta içinde kamuoyuna verdiği mesajların bu bağlamda iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Orgeneral Başbuğ açık bir şekilde 28 Şubat darbe sürecinin arkasında olduklarını deklare etmiştir.  Siyasetin içindeki konumlarını normal karşılayan Başbuğ'un yaptığı açıklamalarının büyük çoğunluğunun bu konuda olması, Türkiye'deki asker ve egemenlik ilişkisini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

İslami kimliğin açık tehdit ilan edildiği, Müslümanlara yönelik "geleneksel" baskının dozunun arttırıldığı bu sürecin hâlâ geçerli olduğunu söyleyerek, bu tehdide karşı Kemalist ideolojiden asla taviz vermeyeceklerini ortaya koyması; önümüzdeki süreçte AK Parti'nin uzlaşı arayışı içindeki konumunu yeniden gözden geçirmesine yol açacaktır.

Yerel ve küresel şartlar gereği fiili bir darbenin taşıdığı riskleri gören egemenler, yönetimi bizzat ele almak yerine siyasete, topluma, medyaya ve eğitime hükmederek sistemi ayakta tutmaya çalışmaktadır. İdeolojisinden taviz vermeyeceğini net biçimde ifade etmesi, AK Parti'nin ciddi bir yol ayrımına geldiğinin işaretçisidir.

AK Parti ya bu egemenlik anlayışına karşı halkın beklenti ve taleplerini karşılayacak yeni bir siyaset arayışına girecek yada ılımlı İslam modeli çerçevesindeki kimliğini Kemalizm ile tanımlayarak mevcut düzenle yeni uzlaşı sağlayacaktır. Askeri bürokrasi, son tavırlarıyla uzlaşı kapısını açık tuttuğunu göstererek, Hükümet'in atacağı adımları beklemektedir. AK Parti ise başörtüsü konusunu gündeme almaktan kaçarak, sivil anayasa taslağını rafa kaldırarak, darbe planlayıcısı iki emekli komutanın ziyaret edilmesine Bakanlık nezdinde izin vererek ve ziyareti olumlu karşılayarak bir bakıma ne yönde adım atacağının sinyallerini de vermektedir. Böyle bir noktada sağlanacak suni dengelerin, eski ve yeni iktidar seçkinlerinin çıkarlarını korumalarını sağlayabilir fakat unutulmamalıdır ki, bunun faturasının ödeyecek olan yine halktır!

Ekonomik krizlerin belini büktüğü, işsizliğin ve zamların yoksullaştırdığı, ekmek parası için can pahasına çalışan, evlatları eğitimle zorunlu bir Kemalist formasyona tabi tutularak adeta sisteme köle kılınmaya çalışan halkın oyları ve umutları üzerinden elde ettikleri gücü, egemenlere pazarlamaya çalışanları bir kez daha uyarıyoruz: Rant düzenini korumak adına sisteme doğru atacağınız adımlarla halka sırtınızı dönüp büyük bir ihanete doğru yol almaktan derhal vazgeçin. Aksi takdirde devam edeceğiniz bu yolun sonu apaçık bir hüsran olacaktır!

Bu haftaki açıklamamızda, tüm eğitimcilere bir çağrıda bulunmak istiyoruz: Size emanet edilen çocuklarımızı, kendisine kul yapmak isteyen sisteme karşı koruma bilinciyle hareket ediniz. Halkı "irticai" ya da "bölücü" gibi ifadelerle tehdit ilan eden, darbeleri meşrulaştıran ders kitaplarındaki ideolojik hurafeleri çocuklarımızın zihinlerinden uzak tutunuz. Özgür bir eğitim için hem kendi haklarınızı hem de çocuklarımızın geleceğini savununuz. Bu konuda ciddi ve ağır bir sorumluluk taşıdığınızı unutmayınız.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu olarak Ramazan'da vahye yönelen halkımızı, bu yönelişi sürekli kılmaya, Allah'ın ayetlerini yasaklayarak zorbalık yapanlara, refah içinde şımaran istikbar ve iktidar sahiplerine karşı Kur'an ile dirilmeye ve Kur'an ile direnmeye davet ediyoruz. Oruçla bedenlerimizi arındırdığımız gibi Allah'ın mesajı duru ayetleriyle tüm benliğimizi arındıralım ve bize zorbalıkla hükmetmeye çalışanlara karşı dayanışma bilinciyle hareket ederek yalnız O'na kul olduğumuzu gösterelim.

Selam hidayete tabi olanlara!

Selam Allah için direniş umudunu yitirmeyenlere!

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir