Sahel’de tarihî kırılma: Burkina Faso-Fransa kopuşu

Sahel’de tarihî kırılma: Burkina Faso-Fransa kopuşu

Ali Musa, Burkina Faso’nun Fransa ile diplomatik ilişkilerini kesmesini konu edindiği yazısında, bunun Sahel’de oluşturduğu tarihsel kırılmayı ve ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemi değerlendiriyor.

Sahel’de Tarihsel Kırılma: Burkina Faso-Fransa Kopuşu ve Yeni Jeopolitik Denklem

Ali Musa / Fokus+


Burkina Faso’nun Fransa ile diplomatik ilişkilerini resmen kestiğini duyurması basit bir kriz değil; sömürge döneminden miras kalan hiyerarşik düzene karşı derin bir egemenlik talebinin tarihsel kırılma noktasıdır.

Devrilmesi gereken yalnızca son sembol kalmıştı.

Burkina Faso, 26 Haziran’da Fransa ile diplomatik ilişkilerini resmen kestiğini duyurdu. Böylece iki ülke arasındaki altmış yılı aşkın diplomatik ilişkiler sona ererken, İbrahim Traoré yönetimi Eylül 2022’de iktidara gelmesinden bu yana adım adım uyguladığı Fransa’dan kopuş politikasını da tamamlamış oldu.

Ulusal televizyondan okunan açıklamada Burkina Faso yönetimi, Paris’i ülkenin çıkarlarına karşı “amansız faaliyetler yürütmekle”, “neo-sömürgeci emeller” taşımakla ve Sahel’de faaliyet gösteren istikrarsızlaştırıcı ağlar ile terörist grupları desteklemekle suçladı. Fransa ise bu yaklaşımları sert bir dille reddederek kararın “düşmanca ve temelsiz” olduğunu açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot

Fransız Dışişleri Bakanlığı, terör örgütlerine destek verildiği yönündeki suçlamaların “tamamen asılsız” olduğunu belirtirken, karşılıklılık ilkesi gereği diplomatik tedbirlerin değerlendirileceğini duyurdu. Fransa da Burkina Faso’nun kararına yaklaşık bir hafta içinde karşılık vererek ülkedeki tüm Burkinabè diplomatik personelinin Fransa’yı terk etmesini istedi. Böylece iki ülke arasında onlarca yıl süren diplomatik ilişkiler resmen sona erdi. Bu gelişmeyle birlikte Burkina Faso, Fransa’nın diplomatik ilişkilerini tamamen kestiği Afganistan ve Kuzey Kore’nin ardından bu kategoriye giren üçüncü ülke oldu.

Sürpriz olmayan kopuş : Sahadaki fiilî durum resmiyet kazandı

İbrahim Traoré’nin iktidara gelmesinden sonra Ouagadougou yönetimi, Fransa ile sürdürülen geleneksel ortaklığı sistematik biçimde tasfiye etti. 2023 yılında Fransız askerleri Burkina Faso’dan çekildi, askerî iş birliği anlaşmaları feshedildi ve Fransa’nın büyükelçisi ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Ardından kalkınma alanındaki iş birlikleri askıya alındı, Fransa da konsolosluk hizmetlerinin durması nedeniyle vize işlemlerini büyük ölçüde sınırlandırdı. Bugün açıklanan diplomatik kopuş ise fiilen uzun süredir devam eden siyasi ayrışmanın resmiyet kazanmasından başka bir anlam taşımıyor.

Bununla birlikte bu gelişmeyi yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir diplomatik kriz olarak değerlendirmek eksik kalacaktır. Burkina Faso’nun kararı, Paris ile eski Afrika sömürgeleri arasındaki ilişkilerde tarihsel bir kırılmaya işaret ediyor. Burada söz konusu olan yalnızca büyükelçiliklerin kapanması ya da diplomatların geri çekilmesi değildir. Asıl kapanan sayfa, Fransa’nın bağımsızlık sonrası dönemde Sahel’de kurduğu siyasi ve stratejik nüfuz düzenidir.

Ouagadougou’nun öne sürdüğü gerekçeler, Fransa’nın ülkenin iç işlerine müdahale ettiği, karşılıklı saygıyı zedelediği ve istikrarsızlaştırıcı yapılara göz yumduğu yönündeki suçlamalarına dayanıyor. Paris bu iddiaları reddediyor. Ancak iddiaların doğruluğundan bağımsız olarak ortaya çıkan tablo, iki ülke arasındaki siyasi güven ilişkisinin artık geri dönülmesi zor bir noktaya geldiğini gösteriyor.

“Françafrique” düzeni gerilerken çok kutuplu yeni aktörler sahne alıyor

Bugün Burkina Faso yönetiminin söyleminde Fransa artık doğal bir ortak ya da vazgeçilmez bir müttefik değil. Aksine, resmî söylemde ve toplumun önemli bir kesiminde Paris; neo-sömürgecilik, eksik egemenlik ve dış müdahalenin sembolü olarak görülüyor. Bu nedenle askerî yönetim diplomatik kopuşu yalnızca bir dış politika kararı değil, yeni dönemin kurucu siyasi adımlarından biri olarak sunuyor. Verilen mesaj açık: Burkina Faso, güvenlik politikalarını, ekonomik ortaklıklarını ve dış ilişkilerini artık eski sömürge gücünün etkisi dışında, kendi ulusal önceliklerine göre şekillendirmek istiyor.

Burkina Faso Cumhurbaşkanı İbrahim Traore

Bununla birlikte Burkina Faso yönetimi, alınan kararın Fransız halkını ya da iki ülke arasındaki insani ve kültürel bağları hedef almadığını özellikle vurguluyor. Bu ifade, diplomatik kanalların kapanmasına rağmen toplumlar arasındaki ilişkilerin tamamen kopmasının istenmediğini gösteriyor. Ancak siyasi açıdan bakıldığında sonuç nettir: Fransa, Sahel’de bir etki alanını daha kaybetmiştir.

Nitekim bu kopuş, yalnızca Burkina Faso ile sınırlı değildir. Son dört yıl içinde Mali, Burkina Faso ve Nijer’de yaşanan askerî darbelerle birlikte Paris, bağımsızlıktan bu yana en güçlü olduğu bölgelerden birinde etkisini hızla yitirdi. Buna karşılık Rusya başta olmak üzere Türkiye, Çin ve İran gibi aktörler Sahel’deki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanındaki varlıklarını giderek güçlendiriyor. Özellikle Moskova artık yalnızca silah tedarik eden bir ülke değil; Françafrique düzenini reddeden askerî yönetimlerin en önemli stratejik ortaklarından biri olarak öne çıkıyor.

Paris’in büyük yanılgısı: Propaganda mı, derin bir egemenlik talebi mi?

Dolayısıyla Burkina Faso’nun diplomatik kopuşu, iki ülke arasındaki ilişkilerin sona ermesinden çok daha büyük bir anlam taşıyor. Bu karar, Afrika’da güç dengelerinin yeniden şekillendiği, eski sömürge düzeninin sorgulandığı ve çok kutuplu uluslararası sistemin Sahel’de giderek daha görünür hâle geldiği yeni dönemin en önemli siyasi sembollerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bu gelişmeler, Fransa’nın artık yüzleşmek zorunda olduğu zor bir gerçeği de ortaya koyuyor. Paris, yalnızca askerî yönetimler tarafından dışlanmış değil; aynı zamanda Afrika toplumlarının önemli bir bölümünün güvenini de kaybetmiş durumda. Dolayısıyla mesele artık yalnızca diplomatik bir kriz değil, daha derin bir siyasi meşruiyet sorunudur. Fransa uzun yıllar boyunca tarihsel bağlarının, Fransızcanın ortak dil olmasının, kurduğu siyasi ağların ve askerî varlığının Afrika’daki nüfuzunu korumaya yeteceğini düşündü. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler bu hesabın geçerliliğini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron

Paris, Afrika toplumlarında giderek güçlenen tepkinin esas niteliğini uzun süre yeterince okuyamadı. Bu tepki, çoğu zaman iddia edildiği gibi yalnızca Fransa’ya yönelik bir düşmanlık değil; sömürge döneminden miras kalan hiyerarşik ilişkilere, neo-sömürgeci nüfuz mekanizmalarına ve eski emperyal düzene yönelik derin bir egemenlik talebinin ifadesidir. Fransa ise bu talepleri çoğu zaman dış aktörlerin yönlendirdiği bir propaganda olarak değerlendirdi. Oysa söz konusu itirazlar, yalnızca dış etkilerin ürünü değil; sömürge geçmişinin, eşitsiz ortaklıkların ve uzun yıllar boyunca biriken siyasi hayal kırıklıklarının oluşturduğu tarihsel hafızadan beslenmektedir.

Özetle, Burkina Faso’nun Fransa ile diplomatik ilişkilerini tamamen kesmesi, Sahel’de sömürge sonrası statükonun resmen çöktüğünün ilanıdır. Çünkü bu kopuş, geçici bir diplomatik kriz ya da anlık bir reaksiyon değil; sahada askerî, siyasi ve toplumsal düzeyde uzun süredir biriken ve artık geri döndürülmesi imkânsız olan devasa bir jeopolitik ivmenin sonucudur. Paris, Afrika’da sadece bir müttefikini değil, sömürge geçmişinden miras kalan tüm nüfuz mekanizmalarını ve en önemlisi bölge halklarının güvenini kaybetmiştir. Ancak eski düzenin tasfiye edilmesi, Sahel’deki küresel rekabeti bitirmiyor; aksine, geleceğe dair çok daha hayati bir soruyu beraberinde getiriyor: Fransa’nın bıraktığı boşluğu hızla doldurmaya çalışan ve askerî yönetimlerin en büyük stratejik ortağı hâline gelen Rusya, Sahel bölgesine ve tüm Afrika’ya egemenlik haklarına saygılı, siyasi eşitliğe dayalı ve kaynakların daha adil bölüşüldüğü bir ilişki modeli sunabilecek mi? Yoksa Moskova, kıtadaki sömürge karşıtı bu güçlü öfkeyi kendi lehine kullanarak sahadaki eski sömürge gücünün yerini alan ve eski hiyerarşiyi başka bir dille sürdüren yeni bir küresel aktöre mi dönüşecek?

Sahel’in kaderini, işte bu sorunun sahada vereceği yanıt belirleyecek.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir