1. YAZARLAR

  2. Bejan Matur

  3. Şafak saymayan bürokrat...
Bejan Matur

Bejan Matur

Yazarın Tüm Yazıları >

Şafak saymayan bürokrat...

23 Ekim 2009 Cuma 00:10A+A-

Diyarbakır'da olmak, Kürt siyasetinin zemin katlarında olup bitenleri her defasında daha net gösteriyor.

Dağdan inenlerin yarattığı heyecan açıkça hissedilirken, yoğun gündemin arasından sıyrılan bir atama konuşuluyor şu günlerde. Ahmet Aydın'la tanıştığımızı bilen Diyarbakırlılar dert yanıyorlar: "Bürokratlarımızı sevmeye korkar olduk. Ne zaman bir bürokrat halkla gerçekten dostluk kursa onu kaybediyoruz. Önce Gaffar Okkan'ı kaybettik. Şimdi Ahmet Aydın'ı bizden almak istiyorlar."

Ahmet Aydın, bölgede, bilinen bürokrat tipine uymayan sivil tavrı ile basının da ilgisini çekmişti. O kadar sivil ki, fişlenmeyi hakaret kabul edip askere dava açmıştı. Aydın'ın yerel dinamikler ve bürokrasinin buluşması konusunda sahip olduğu mucizevi pratikliği bilenler onu bürokrasinin Özal'ı olarak tarif ediyorlar. Güneydoğu'da devletle vatandaşın arasına çekilmiş duvarları kolayca aşması, demokrat kişiliğinden kaynaklanmıyor sadece. Sorunları çözmedeki pratik tavrı, önyargısız tutumuyla bölgede ihtiyaç duyulan bürokrata adeta bir model oluşturuyor. Aydın'ın atanmasına şehirden yükselen itiraz tam da bununla ilgili. Diyarbakır'daki hemen bütün sivil toplum kuruluşları, ortak bir basın açıklamasıyla atamayı kınadıklarını gösterdiler. Hakkında web siteleri kurulan, kampanyalar yapılan, anketler düzenlenen bir bürokrata ilgi gösteren kesimlerin sadece bir çevreden olmayışı tepkiyi daha da anlamlı kılıyor. DTP'den muhafazakâr çevrelere, gayrimüslimlerden sivil toplum kuruluşlarına geniş bir kesim, Aydın'ın gidişinden samimi bir üzüntü duyuyor.

Aydın'ın Diyarbakır'a, bölge halkına duyduğu muhabbeti bilenler, açtığı yürütmeyi durdurma davasının sebeplerini daha doğru yorumlarlar. Rızası hilafına yapılan bir atmaya itiraz değil bu. Aydın, örneğine pek rastlamadığımız bir bağ kurmuş Diyarbakır'la. Bir başka bürokratın çarpıcı tespitiyle 'Şehrin delileriyle dahi gönül bağı kurmuş biri'.

Güneydoğu görevini askerlik gibi görüp, şafak sayan bürokratları düşününce, İstanbul'a gitmektense Diyarbakır'da kalmayı tercih eden birine iktidarın tam da bu günlerde sahip çıkması gerekirdi.

Kürtlerin devlete karşı bir gönül kırgınlığı var. Sorun bir nevi gönül yarası... Bu yaranın derinleşmesinde bürokratların çok büyük sorumluluğunun olduğu da biliniyor. Kürt meselesinin bu kadar derinleşmesinde kendini kiracı saydığı bir yerde hiçbir sorunun özüne inmeden şafak günlerini tamamlayıp kapağı batıya atan bürokrat tipinin katkısı büyüktü.

Kürtlerin gözünde devlet, hâlâ atanmışlarla ilgili bir algıya denk düşüyor. Bölgeden seçilen milletvekili ve bakanlar, halkın gözünde devleti temsil etmezken, bölgeye atanan vali, vali yardımcıları ve askerler, devletin somutlaşmış biçimi olarak algılanıyor. Tam da bu aşamada halkla bu bağı kurmuş, halkın gönlüne girebilmiş bir bürokratı görevden almak açılımın mantığına gölge düşüren bir karar.

'Bürokratlarımızı sevmeye korkar olduk' diyenlerin sevdiklerini kaybetme korkusunu bu gönül yarası ile beraber düşündüğümüz zaman sorunu doğru tespit etmiş oluruz.

Bölgede son yıllarda yapılan bazı atamaların olumlu olmasından doğan umut, Ahmet Aydın gibi görevine bağlı bir bürokratı kendi rızası olmadan atamakla gölgeleniyor ne yazık ki! Umarız bu karara yönelik tepkiler, bölgeye atanan bürokrat profilinde bir değişimi başlatır.

Kürt sorunu gibi zor bir konuyu çözmenin eşiğinde olan bir iktidarın, kriterlerini de vatandaş odaklı kurması beklenir. Çünkü Ankara'dan taşra, sahiden görünmüyor...

 ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT