1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ramazan görünürlüğü ve seküler rahatsızlık
Ramazan görünürlüğü ve seküler rahatsızlık

Ramazan görünürlüğü ve seküler rahatsızlık

Mehmet Garip Tanyıldızı, Ramazan’da artan seküler rahatsızlığın özünde İslam’ın kamusal belirleyiciliğinin reddedilmesi bulunduğunu söylüyor.

22 Şubat 2026 Pazar 11:29A+A-

Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam

Seküler tetiklenme

Türkiye özelinde, Ramazan ayı geldiğinde sekülerlik-laiklik kaynaklı tartışmaların bazen bir klişe olarak bazen de yeniden üretilmiş biçimiyle ortaya çıkması tesadüf değil. Kamusal alanda varlık gösterme iddiasını, hatta kamusal alanı bütünüyle şekillendirme teklifini bünyesinde taşıyan İslam'ın bu özelliğinin en yoğun tezahür ettiği zaman dilimi olan Ramazan'ın getirdiği görünüşlere karşı seküler tetiklenme bir çeşit agresyonla kendini izhar ediyor.

İslam'ın salt bir inanç manzumesi olmaması dolayısıyla Ramazan geldiğinde Müslüman bir toplumda kamusal alanın bu doğrultuda şekillenmesi kaçınılmaz, şehirlerin ritminin değişmesi, çalışma saatlerinin düzenlenmesi gibi gelişmeler doğaldır.

Buna mukabil, seküler paradigmanın kamusal alanı ladini bir zemine dönüştürme arzusu ve ısrarının ötesine geçerek dinin sınırlarını tayin etme teşebbüsü çatışmanın doğmasına sebep oluyor.

Seküler kavramı bireysel ve kamusal alanı ifade eden çift yönlü bir mefhumdur. Sekülerizm dine herhangi bir alan bırakmayacak şekilde bireysel ve kamusal olarak iki alanda da bir sekülerleşme talep eder. Görünürde kamusal alanla ilgili bir karşıtlık söz konusu olsa da gerçekte bütüncül bir çatışma vardır.

Dinin bireysel alanda kalması talebi, onu en fazla kişisel bir terapi yöntemi olarak onaylar. Mevzubahis İslam olduğunda kültürel dahi olsa herhangi bir toplumsal yansıması kabul görmeyecektir. Çünkü İslam, sadece ritüelleriyle bile ahlak öğretisi olmanın ötesinde varlık gösteren bir dindir.

Seküler perspektif, dini hakikat iddiasından arındırılmış sıradan bir kültürel unsur olarak kabul etmeye, belki, "razı" olabilir. Fakat normatif bir belirleyici olma iddiasını kesinlikle tehdit olarak algılayacaktır.

Şu halde, Ramazan geldiğinde İslam'ın sembol ve pratiklerinin görünürlüğünün artış göstermesinden kaynaklı seküler rahatsızlık anlaşılabilir fakat anlayışla karşılanamaz. Zira halkın kahir ekseriyetinin inanç dünyasında ve gündelik hayatında merkezi yer tutan bir dinin, kamusal görünürlüğünden rahatsızlık duymak ve bunu bir agresyona dönüştürmek gerçeklikle bağdaşmıyor.

Burada asıl mesele, İslam'ın kamusal iddiasını meşru görüp görmemektedir. Bir Müslüman için kamusallık ve normatif belirleyicilik iddiasından vazgeçmek kendisinden vazgeçmesi demektir. İslam'ın iddiası hayatın bölünemeyeceği yönündedir. Kamusal veya özel alan ayrımı yapmaksızın hayatın belirleyici referansı İslam'dır. Ramazan vesilesiyle gündeme gelen tartışmalar aslında bir referans tartışmasıdır.

Çatışmanın ortadan kalkması için, evvela, İslam'ın varlığını sınırlandırma iddia ve teşebbüsünden vazgeçilmesi gerekmektedir.

HABERE YORUM KAT