1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Öz değerleri olmayan insanlar kaçınılmaz olarak saygısızlaşıyor!
Öz değerleri olmayan insanlar kaçınılmaz olarak saygısızlaşıyor!

Öz değerleri olmayan insanlar kaçınılmaz olarak saygısızlaşıyor!

Ali Osman Aydın, Türkiye'de insanların birbirlerine karşı ne denli saygısız olduğuna dikkat çekerken bunun sebepleri üzerine akıl yoruyor.

03 Ocak 2023 Salı 13:00A+A-

Ali Osman Aydın / Yeni Akit

Saygı üzerine

Benim gibi bir parka çok yakın oturuyorsanız ve insan davranışlarının gözlemlemekten keyif alıyorsanız parklar hakikaten önemli bir gözlem alanı oluyor. Yıllardır parka gelip giden gençleri gözlemliyorum.

Onlarda büyük bir amaçsızlık, akıntıya kapılmışlık, kim olduklarını, nereden gelip nereye gittiklerini bilememe hali gözlemliyorum. Böyle bir hal insanda önce disiplini yok eder. Çünkü disiplin kim olduğuyla ilgili zihni berraklaşmış ve nereye gitmesi gerektiğiyle ilgili hedefleri olan insanların davranışıdır.

Öz değerleri olmayan insanlar kaçınılmaz olarak saygısız olurlar. Hem kendilerine hem de başkalarına karşı. Gözlemlediğim gençler de öyle. Bunun için aslında onları gözlemlemeniz gereksiz. Küfürleri bağıra bağıra ettikleri için duymama şansınız yok.

Gençlerin küfür için belli bir anı, söz gelimi yalnız kaldıkları zamanları tercih ettiklerine rastlamadım. Genelde gelişi güzel bir şekilde, yanlarında kim olduğuna bakmadan ama çoğu zaman etraflarında kadınlar varken en galiz küfürleri savurabiliyorlar. Gece olması, insanların uyuyor olması bile onları durduramıyor.

Düşüncenin, bilginin, ifade gücünün, mantığın, saygının olmadığı yerde küfür alternatif bir dil haline gelir, tıpkı gençlerde olduğu gibi. Küfür etmeden anlaşamıyor, birkaç cümlede bir muhakkak küfür etme ihtiyacı duyuyorlar.

Bir de şöyle bir durum var: Kadın ve erkeğin arasında olması gereken nezaket, saygı, mesafe onlarda kalmamış gibi. Bizim gençliğimizde kendi aramızdaki ilişki ne olursa olsun, karşı cinsten biri geldiğinde onunla kesinlikle kibarca iletişim kurardık. Çevreden kimsenin argo konuşmasına izin vermezdik. Burada erkekler kızlara erkek arkadaşları gibi, kızlar da erkeklere kız arkadaşları gibi davranıyorlar. En kaba hakaretleri, benzetmeleri, küfürleri hayret verici bir çekinmezlikle birbirlerine sarf edip, pişkince gülebiliyorlar.

Uzaktan bakınca gençlerdeki bu terbiye noksanlığının ebeveynlerinden kaynaklandığı görülüyor. Bir yaban hayvanı gibi kuralsız ve egosunun vahşi isteklerine amade büyütülmüş bir çocuk kendisinin ve ebeveynlerinin ki de dahil hiçbir şahsiyetin değerine saygı duymaz.

Ebeveynler olarak biz yetişkinlerin işlediği cinayet, insan evladının “terbiye” ile “insanlaştığı” gerçeğine burun kıvırmamız galiba.

****

Geçen gün “tek yön” tabelası olan bir sokağa aracımla girmek için, ters yönden gelen üç otomobilin çıkmasını bekledim. Aynı bunun gibi, caddede ters yönde giden, işyerinin önündeki kaldırımı malzemeyle kapatarak yürünemez hale getiren, yol ortasına aracını park edip trafiği engelleyen, camdan aşağı çöpünü atan, sıraya kaynayan, aracında yüksek sesle müzik dinleyerek şehri gürültüye boğan, düğünü olduğu için trafiği kilitleyen durumlarla siz de karşılaşmışsınızdır.

Benim en sık karşılaştığım ama en çok sinirlerimi bozan şeylerden biri yürürken sigara içenler… Adam metrelerce önünüzden yürüyor ve siz sigara dumanını solumamak için zik-zaklar çiziyor ve sonra depar atıp onun önüne geçiyorsunuz. Tam rahat bir nefes alacakken bir de bakıyorsunuz birkaç metre önünüzde yine sigara içen biri…

Zaten bu sigara konusu toplum olarak birbirimize olan saygımızı en iyi ölçebileceğimiz göstergelerden biri. Kapalı mekanlarda sigara içenler var mesela. Bu kişileri uyardığınızda kavga etmek durumunda kalabiliyorsunuz. Çünkü fedakarlık sizden bekleniyor. Toplu taşıma araçlarında sigaradan dolayı çok şoförle tartıştım. Yaptığınız bir şeyin etrafa verdiği zararı umarsamamak bana her zaman çok tuhaf ve gayri insani göründü. Tam aksine yaptığımız şeyin insanlara olan etkisini ne kadar çok dikkate alırsak o kadar insan oluruz!

Tıpkı sigara gibi umuma açık tuvalet, abdesthane, lavabo, piknik alanı gibi yerleri nasıl kullandığımız da başka bir gösterge. Öyle yerler var ki burnunuzu tutarak bile giremiyorsunuz. Ortalık leş gibi. Tamam belki temizlik görevlisi yok ama kullananların daha dikkatli olması gerekmez mi? Sizin de benim gibi elinize fırçayı alıp, ortalığı yıkayıp paspasladığınız yerler olmuştur eminim.

“Haklar” konusunda sadece bireysel alana odaklanıp kamusalı, yani ötekinin/devletin/toplumun alanını, tecavüz edilebilir bir yer olarak görmek çok problemli bir yaklaşım.

Gece vakti matkabı çalıştırarak apartmanı ayağa kaldırmak ya da düğünde silahını ateşlemek gibi tacizlerin arkasında kamusal hakların önemsenmemesi yatıyor. Oysa, yoldaki bir taşı kaldırmak, yani kamusal alanın yaşanabilirliğini, güven ve huzurunu artırıcı en küçük girişim bile, İslam inancının bir ödevi sayılıyor. İslam inancı benzer ödevlerle kamusal alanın güven ve huzurunu fertlere zimmetliyor.

Küfür ile başladık, disiplinsizliğe, yüksek sese, kirliliğe, ters yönde giden araçlara vardık ama sınır tanımazlık bir kere davranış- düşünce biçimine dönüşünce bunlarla kalmıyor. Böyle düşünen biri kamunun hakkı olan vergiyi vermemek için akla gelmedik şeyler yapabiliyor. Sınavda, evrakta, işte, alışverişte türlü sahteciliklere hakmışçasına girişebiliyor. Devletten hakkı olmayanları, misal, erken emekliliği, vergi affını talep edebiliyor, alamadığında oyla tehditte bulunabiliyor. Hız sınırını aşıp, suçlu olan polismiş gibi, polise çıkışabiliyor. Çünkü hız yapmak diğerlerinin değil ama onun hakkı! Böyle olunca da toplum kimsenin kimseye güvenmediği, haklarınızın her an bir sınır tanımaz tarafından çiğnenebileceği, tekinsiz, kaygı uyandıran bir yere dönüşüyor.

Bu örnekler, parlak söylemlerimizle tezat oluşturan ülke ve insan gerçeğimizi gösteriyorlar.

Bir cemiyetin üyeleri olarak birbirimizin haklarına olan saygımızı kaybettiğimiz ve birbirimize karşı sorumluluğumuzu reddettiğimizde hayat bugünkü gibi yaşanmaz hale geliyor. Biz böyle olunca gençler de bize benziyor!

Dolayısıyla kendimizden başlayarak bu anlamda değişmemiz gerekiyor. İnsanların hakları konusunda daha saygılı, duyarlı, hassas olmak durumundayız. Bu bakış açısını da bizden sonraki kuşağa aktarmak icap ediyor. Kim küfürbaz ve hastasının hayat hakkını önemsemeyen bir doktora muayene olmak ya da böyle bir kişiye arabasını tamir ettirmek ister ki? Kimse… ama oraya doğru gidiyoruz

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

2 Yorum