Ok Yaydan Çıktı (mı?)

Ok Yaydan Çıktı (mı?)

Genelkurmay Harekat Dairesi’nin (Psikolojik Harp Dairesi) iki gün önce Taraf gazetesinde yayınlanan “AKP ve Gülen’i bitirme aksiyon planı” başlıklı haber Ankara’da taşları bir kez daha yerinden oynattı. Askeri savcılığın habere koyduğu yasak olayı özellik

Haberin verildiği gün klişeleşmiş "Askeri Savcılık gerekli incelemeyi başlatmıştır" cümlesi ve ardından haberle ilgili askeri savcılığın koyduğu yasak olayı özellikle Genelkurmay'ın içinden çıkılmaz bir durumla karşı karşıya olduğunu tesciller mahiyette.

Bülent Arınç'ın "askeri savcılık yayın yasağı koyamaz" beyanının ardından Başbakan Erdoğan dün Şanlıurfa'da plan hakkında yaptığı konuşmada Hükümet'in darbe planları hakkında açık bir tavır alacağına dair işaretler taşıyor:

"Son günlerde gazetelerin yaptığı haberleri, AK Parti üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgililere yönelik olarak davaları açacağız. Bunlardan geri duramayız. Demokratik bir ortamda AK Parti'ye karşı yapılan bu gayri hukuku sürece seyirci kalamayız. Gereken neyse bunların hepsi yapılacak." 

Bugünkü gelişmeler üzerine Genelkurmay'ın iki ayrı açıklaması klasik tutumun devamı olarak olayı örtbas etme çabalarının devam ettiğini gösteriyor. Hukuku, hakkı, insan iradesini aklar altına almak ve mevcut kazanımları dinamitlemek isteyen bir zihniyetin hukuka saygı şablonunun arkasına sığınması ciddi bir ironidir. Konuyla ilgili Genelkurmay sözcüsünün askeri savcılık tarafından soruşturmanın sürdüğünü hatırlatıp hukuka saygı gösterilmesinin istenmesi de olayın trajikomik tarafı.

Bu plan uzun süredir devam eden Ergenokon davası ve buna bağlı olarak TSK'nın halka ve hükümete müdahale gücünü kaybettiğini görememesi veya kabullenememesinin açık göstergelerinden birisi.

Darbeciler açısından bu sancılı sürecin daha çok uzun süreceği ama bu süreçte Kemalist kadroların ve Genelkurmay'ın gittikçe daha fazla köşeye sıkıştığını bunu açıkla(ya)mamanın, izah edememenin vermiş olduğu sıkıntıları taşıdığını bugün ki açıklamalarda daha yoğun olarak görüyoruz.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın TSK açıklamasına gösterdiği tepki dikkat çekicidir. AK Parti yönetiminin bu konularda şimdiye kadar gösterdiği çekimser tutum göz önünde bulundurulunca siyasetin Bozdağ şöyle konuştu: "Açıklama böyle bir belge vardır ya da yoktur şeklinde olmalıydı. Bu tür bir açıklama için süreye ihtiyacı yok. TSK, köklü gelenekleri olan bir kurumdur ve arşivi bu işin aslını ortaya koymak için kâfidir. Genelkurmay'dan 4 gündür açıklama yapılmaması manidardır. Savcılar bu suça karışanları tespit etmeli ve gerekli işlemleri başlatmalıdır. Bu soruşturma askeri değil adli savcıların yetki alanındadır."

Bugün Yeni Şafak'ta Hakan Albayrak'ın "Yetti Be" yazısında

"Demokrasinin içine tüküren bu askeri müdahale geleneğine son vermek için hangi adımları atacaksınız? Ne zaman?" dedikten sonra hükümetin klasik tepkiler yerine alınması gereken tedbirleri sıraladı;

"Hükümet, "siyasi ve toplumsal hayata askeri müdahalelerle mücadele" için şöyle bir "eylem planı" hazırlayıp derhal yürürlüğe koymalıdır:

1. AK Parti ve Gülen Hareketi'ne komplo mahiyetindeki eylem planının 1 numaralı sorumlusu olan –ve zaten Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada "cemaatler"le savaş hazırlığı içinde olduğunu faş eden- Genelkurmay Başkanı'nın istifası istenecek.

2. Siyasete ve toplumsal hayata müdahale ettikleri veya buna teşebbüs ettikleri veya bunu planladıkları iddia edilen Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları hakkındaki soruşturma sivil merciler tarafından yürütülecek.

3. "İrtica İle Mücadele Eylem Planı" skandalına karışan / geçmişte bu tür işlere karışmış olan / gelecekte bu tür işlere karışabilecek olan subaylar Bakanlar Kurulu kararıyla ordudan ihraç edilecek ve sivil mahkemelerde yargılanacak. Mevzuat buna uygun hale getirilecek.

4. Genelkurmay Başkanı'nın nasıl görevden alınacağına açıklık getirmeyen (görevden alınmasına el vermeyen) kanunlar değiştirilecek, Bakanlar Kurulu Genelkurmay Başkanı'nı istediği zaman görevden alabilecek."

Ardı arkası kesilmeyen darbe planları, andıçlar, psikolojik harekat planları, basın bilgilendirme planları ve bunlara eşlik eden her taraftan fışkıran cephanelikler, mantar gibi biten cunta hücreleri karşısında bakalım Hükümet ve Meclis ne gibi önlemler alacak, hangi yaptırımların takipçisi olacak? Hükümetin, silahlı cuntaları hesaba çekecek, cezasını verecek, hukuku ve güvenliği tesis edecek bir iradeyi gösterip gösteremeyeceğini hep birlikte göreceğiz!

Haksöz Haber

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir