1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Nasıl oluyor da verdikleri onca zarara rağmen yerlerini koruyabiliyorlar?
Nasıl oluyor da verdikleri onca zarara rağmen yerlerini koruyabiliyorlar?

Nasıl oluyor da verdikleri onca zarara rağmen yerlerini koruyabiliyorlar?

​​​​​​​Merak ediyorum: Bu kibir abidelerini kim koruyor kim kolluyor? Nasıl oluyor da onlar onca verdikleri zarara rağmen yerlerini koruyabiliyorlar? Veya öyle oldukları bilindikleri halde makamlarla taltif edilebiliyorlar?

09 Ekim 2021 Cumartesi 00:08A+A-

Mehmet Metiner, Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan "Hâlâ kibir konuşuyorsak yandığımızın resmidir…" başlıklı yazısında AK Parti iktidarında nemalanan ve yükselen ve birer kibir abidesi haline dönüşen kesimlerin AK Partiye verdikleri zararı yorumladı:

Yoldayım.

Mola yerinde yazıyorum.

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti il başkanları toplantısında yaptığı konuşmayı okurken bir cümle dikkatimi çekti:” Bize kibir yakışmaz, biz tevazu ordusuyuz.”

Düşündüm.

Geriye doğru gittim.

Cumhurbaşkanı’nın bu meyanda defalarca daha sert bir dille yaptığı uyarıları hatırladım.

Demek ki onca uyarıya rağmen kibir son bulmamış.

İstanbul milletvekili iken memleketim Adıyaman’da verdiğim bir konferansta partimize yönelik uyarılarım aklıma geldi.

Mealen şöyle demiştim:

“İktidarın şehvetine yenik düştük. Kibir budalalarına dönüştük. En fenası bizi iktidara taşıyan garip gurabadan, fakir fukaradan koptuk. Onların ulaşamadığı insanlar haline dönüştük. Onlara uğramaz olduk. Onlarla ağlamaz onlarla gülmez olduk. Kibrimizle Allah’ı ve halkımızı gücendirdik. Korkarım ki bu gidişat siyasi hezimete dönüşecektir.”

Ulusal basına düşen bu sözlerim kendi içimizden birileri tarafından memnuniyetsizlikle karşılanmıştı.

Kendimize tuttuğum aynadan rahatsızlık duyanlar, dahası bu haklı uyarımızdan dolayı bizden duydukları rahatsızlığı siyasi ayak oyunlarına dönüştürenler sayesinde bugün geldiğimiz sonuç ortada.

Hâlâ o birileri her şeyin çok iyi olduğunu söylemeye devam ediyorlar.

Kendimizi düzelteceğimize bize ayna tutanlara kızıyoruz. Kızmakla yetinmiyor onları adeta silmeye/yok etmeye çalışıyoruz.

Onca yaşananlardan ve yıkımlardan sonra hala hiç bir sorun yokmuş gibi yapanlar veya kişisel iktidar ve ikbal peşinde koşanlar bilinsin ki zarardan öte bir işe yaramıyorlar.

Söylenecek söz çok.

Her sözün bir vakti vardır.

Vakit geçtikten sonra söylenen kimi sözlerin de artık kıymeti harbiyesi yoktur.

Testi kırıldıktan sonra ne derseniz deyin nafiledir.

Biz diyeceğimizi testi kırılmadan önce diyelim ki niye vaktinde demedin deyip üstte çıkmakta mahir olanların dili uzamasın üzerimizde.

Hoş onlar vaktinde dediğiniz sözlerden dolayı da sizi sigaya çekmekte pek mahirdirler ya, o da bahsi diğer olsun.

Yani testi kırılmadan önce dediklerinizden dolayı sizi hesaba çekenler, şayet susmuşsanız testi kırıldıktan sonra da demediğiniz için sizden hesap sorarlar.

Onlar hep haklıdırlar ve hep hesap sorma makamındadırlar yani.

Olsun.

Biz diyeceğimizi diyelim.

Gerisini de gayrısını da vakti geldiğinde görürüz elbet.

Diyeceğim ezcümle şu:

Hâlâ Reis bu saatte kalkıp kibir üzerinden uyarıp tevazua çağırıyorsa yandığımızın resmidir.

Demek ki değişmeye niyeti olmayanlar hala güçlerini koruyorlar.

Onlar güçlerini koruduğu sürece de Ak Parti’nin gücü zayıflıyor.

Merak ediyorum: Bu kibir abidelerini kim koruyor kim kolluyor? Nasıl oluyor da onlar onca verdikleri zarara rağmen yerlerini koruyabiliyorlar? Veya öyle oldukları bilindikleri halde makamlarla taltif edilebiliyorlar?

Henüz vakit varken yeni bir tarzı siyaset ekseninde halkımızın her kesimini yürekten sarıp sarmalayan ve herkesi kendimizden bilerek herkesle hemdert ve hemhal olan bir tevazu ordusuna dönüştürmeliyiz hareketimizi.

Bir mola yerinden anlayan için bu kadarcık bir laf yeterlidir.

Lafın tamamına şimdilik gerek yok.

Yolumuz ırak.

Durmak yok, inançla ve aşkla devam.

Kendimizi değiştirerek ve yenileyerek.

HABERE YORUM KAT

8 Yorum