Ölüler diyarında senfoni

Ölüler diyarında senfoni

Herkes farklı düşünür, farklı şeylerden korkar, farklı hatıralar taşır; fakat hakikat karşısında herkes aynı notayı söyler: hiçbir şey. Biri susar, öteki susar, beriki susar. Sonra birbirlerine bakıp bu sessizliği uyum zannederler.

MUSTAFA YILMAZ’ın yazısı:

Ölüler Diyarına ilk girdiğinizde ölü olduklarını anlamazsınız. Zaten ölü değillerdir. Nefes alırlar, yürürler, çalışırlar, gülerler, çocuk büyütürler, sofralar kurarlar. Şehir oldukça canlıdır. Sabahları fırınlar açılır, kahvelerde çaylar demlenir, dükkânların kepenkleri kaldırılır. Memurlar işlerine gider, çocuklar okul yollarını doldurur, akşamları evlerin pencerelerinde sarı ışıklar yanar. Camilerde ezan okunur, kitapçılarda kitaplar satılır, insanlar birbirlerinin cenazelerine katılır. Dersler yapılır, vaazlar verilir, sempozyumlar düzenlenir. Din konuşulur, siyaset konuşulur, sosyoloji konuşulur, tarih konuşulur. Geçmiş uzun uzun tartışılır, gelecek hakkında sayısız senaryolar üretilir. Kitaplar yazılır, makaleler yayımlanır, paneller düzenlenir; herkesin söyleyecek bir sözü, anlatacak bir fikri vardır. Kısacası hayat bütün alışkanlıklarıyla devam eder ve şehir konuşmaktan hiç yorulmaz. Hatta bu şehirde herkes kendince hakikatin kürsüsünden konuşmaktadır.

Yazının Devamı >>>

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir