1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!
Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!

Millî Eğitim Kemalist ve Laik yapıdan kurtarılmalı!

Gençliğin karşı karşıya kaldığı nihilizm açmazından kurtulmalarını sağlayacak en önemli kaynak İslâm’dır.

17 Nisan 2026 Cuma 17:51A+A-

YAŞAR DEĞİRMENCİ / YENİ AKİT

Son dönemde okullarda artan şiddet olayları gençlerde cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu görülüyor. 

Türkiye, iki gündür üst üste gelen okul saldırılarıyla sarsıldı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede, eski bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Saldırgan olayın ardından hayatına son verdi. Kahramanmaraş’ta bir ortaokul hedef alındı. Saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda yaralı var. Gençlerin aralarında tartışmalar, bıçaklamalar yaygınlaştı. Herkes olayları konuşuyor. Temele inilmediği için çare aranmıyor. “Sebepleri kaldıralım” diyen, kafa yoran, nefs muhasebesi yapan yok. Aileler, veliler, öğretmenler, idareciler, Millî Eğitim mensupları, medya, iletişimin bütün ilgilileri tabandan tavana kendini gözden geçirmeli. Sorumluluk bilinci taşımalı, kafa yormalı, önce kendini suçlamalı! Türkiye, gençlerini kaybediyor. Sömürgeci eğitim sistemi, yozlaştırıcı kültür hayatı, kültürel dinamiklerimizi dinamitleyen, yerle bir eden ve her şeyi çözücü medya rejimi, çocuklarımızı elimizden alıyor.

Müslüman bir toplumda yaşıyoruz ama çocuklarımızı korumakta zorlanıyor, çocuklarımızı kaybediyoruz! Gençlerini ihmal eden toplumlar, geleceklerini imha ederler. O yüzden en hayatî meselemiz gençlerimizi korumak, koruyabilmek. Şunu asla unutamayız: insanlığın önünü açacak, fikirde, sanatta, ahlâkta büyük öncüler yetiştiremeyen toplumlar, varlıklarını bile sürdürmezler! Bu mesele en hayatî meselemiz.

Bir ülkenin gençliği, geleceği demek. Gençliğinin geleceği kararan bir ülkenin geleceği aydınlık olabilir mi? Türkiye; en büyük gücünü, en büyük enerjisini kaybediyor hızla. 

Yok oluşa sürüklenen, iddiasız, idealsiz, inancını yitirmiş robotlar hâline getirilmiş gençlerin yaptıkları canilik, katliam laisizmin ve Kemalizm’in ürünü. Gündeme oturan bu sonucun konuşulması yerine; gençleri, bir nesli bu hâle getiren bu prangalardan (Kemalizm ve Laisizmden) kurtulmadan gençlerimizi, neslimizi kurtaramayız. Aynı ithamlar, söylemler, pankartlar. Fırsat düşkünlüğü. Siyasi rant! Kemalist yapının her acıda, üzüntüde, olayda; sloganları, ezberleri, suçluları hep önceden hazır.  Aynı! Öncelikle Millî Eğitim, Kemalist ve Laiklik yapıdan kurtarılmalı. Kurtarıcı ve çare olan manevi-ruhi dinamikliği dinamitleyen bu yapıdan okullarımız, öğrencilerimiz kurtarılmalı. Hep yazdık söyledik. Önce öğretmen meselesi çözülmeli. Millî ve manevi donanımı olmayan idealist yapıdan uzak öğretmenlere çocuklarımız teslim edilemez. Kültüre, sanata, sinemaya, müziğe, ülkenin ruh dünyasına bu zihniyet şekil veriyor!

Ülkeye, kültürüne, inancına, medeniyetine aidiyet bağlarını ve bilincini yitirmiş, bedenen burada, zihnen Batı’da yaşayan, Batı’nın posası çıkan kültür ürünlerini tepe tepe tüketerek tükenmekten başka bir şey yapamayan şizofren bir gençliği meydana getiren bu güruh yaptıklarıyla övünürler. Sorumluluk bilincinden uzak, kendi kutsallarını kaybetmiş, onun yerine putperestliği ve putçuluğu, sekülerizmi paganizmi koymuş. Egemen yapı bu! 

Türkiye’nin en büyük zaafı; ülkesine, insanına ve inançlarına yabancılaştırıcı hatta düşman edici iç ve dış yıkıcı popüler kültür akımlarının, gençlerini bu yapının kölesi hâline gelmesine engel olmayışı. Hiçbir köklü, kalıcı, uzun soluklu bir çıkış yolu geliştirememesi!

Ülkesine, inançlarına, değerlerine yabancılaşan bir gençlik, her tür iç ve dış yıkıcı saldırının kolay lokması ve kurbanı olmaya adaydır. Ürpertici ama gerçek bu.

Bir ülkenin en güçlü kaynağı demek olan gençliği, gençlik ruhu bir asırda kurutuldu, yok edildi. Batılılaşma çıkmazı, ülkeyi inanılmaz bir çıkmaz sokağın eşiğine getirip bıraktı: Türkiye’de Türk tipi laikleşme biçimleri üretti, laikliği dinselleştirdi, seküler bir dine, Kemalizm’in biçimlerine dönüştürdü. Buna bir de dışarıdan gelen postmodern popüler kültür saldırısı eklendi: Postmodern popüler kültür ve davranış kalıpları bütün dünyada hızla yaygınlaşıyor, entelektüel ve kültürel sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte, kendi kültürü verilmeyince mukavemet gücü yok edilince sonuç bu! 

Biyolojik olarak yaşayan ama zihnen ve kültürel olarak ülkesine ve inançlarına yabancılaşan bir gençlik, sadece kendisini yok etmiş olmaz, ülkesini de ailesini de terk eder ve yok oluşa sürükler. Bu terk ediş; milleti millet yapan değerlerin terki!

Türkiye’de yaşanan, sefih sekülerleşme biçimlerinin yaygınlaşması, Kemalizm’in Millî Eğitime hâkimiyeti yüzünden. Yaşanan olaylar sonuç! Bütün iletişim kanallarının kilitlendikleri naklettikleri olaylar sonuç. Olaylar gündeme oturunca herkes fikrî tahlilden ziyade olayları naklediyor veya nakledilen üzücü olayların oluş sebeplerini konuşan yok! 

Türkiye’de İslâm hakkındaki husûmet de entelektüel cehalet de ürpertici!

Gençliğin karşı karşıya kaldığı nihilizm açmazından kurtulmalarını sağlayacak en önemli kaynak İslâm’dır. İslâmî kesimler bile İslâm’ın zamanlar üstü ve çağlar ötesi kucaklayıcılığının ve kuşatıcılığının farkında değiller. Kendi görüşleri tek doğru!

Türkiye’deki İslâm hakkında entelektüel cehâlet, dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bu entelektüel cehalet yeteri kadar onur kırıcı değilmiş gibi, bir de İslâm’a karşı inanılmaz bir önyargı ve saldırı dalgası yayılıyor her yerde, her mecrada bütün hızıyla!

Kemalizm’e veya laikliğe ilişkin yapılan en küçük ve güçlü entelektüel eleştirilere asla tahammül edilmediği gibi, ürpertici saldırılara, hakaretlere, linç girişimlerine yol açabiliyor. Gençlerimiz bu kıskacın farkında değil ki kurtulsun. Zihin ve iç dünyası işgal edilmiş. Modern hurafeler de gönül dünyalarına yerleştirilmiş. Başına gelenleri bilemeyecek hâle getirilmişler. 

Bir ülkenin gençliği ideal sahibi, ahlâkî meziyetleri güçlü, her hâl ve şartta dinini yaşama ve yaşatma ruhu taşıyan gençleri yetiştirmeliyiz. Millî Eğitim; kendisine teslim edilen evlatları “Emanet şuuru” ile kendi değerlerini ve dünyasını iyi tanıyan komplekssiz bir gençlik yetiştirmeli. Müslüman bir toplumda yaşıyoruz ama çocuklarımızı korumakta zorlanıyor, çocuklarımızı kaybediyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar sığ, yozlaştırıcı bir kültürel saldırıya izin verilmez. Olaylar bizi peşinden sürüklüyor. Bu gidişata dur diyecek sisteme geçmeden olaylar çözülmez. Gençliğin zihnini ve kalbini, ruhunu ve ufkunu açacak bütün faaliyetlerin ocağı Millî Eğitim kurumları olmalı. En hayatî meselemiz gençlerimizin korunması. Kemalist, laik, seküler, ahlaksız yapıdan gençlerimiz kurtarılmalı!

Rahmet Elçisi’nin yolunu yolu bilecek, başka bütün yolları elinin tersiyle iterek hiçbir kınayıcının kınamasına aldırmadan hakikatin izini sürecek bir gençlik yetiştirmeden bu yaşadığımız olaylardan kurtulamayız. Tek hak din İslâm, hayat tarzı olmadan maddi ve manevi hayatımızda kurtuluş olmaz. Gençlerimizi bu duruma düşüren; Peygamber Efendimizin tebliğinden, irşadından mahrumiyet! Ahiret inancının ihmali, verilmemesi. 

HABERE YORUM KAT