Vahdettin İnce / Star
Kürdün “Şeytan öldüren” hançeri artık İblisin elinde mi?
İnsan olarak bizim, İblisle hikayemiz ömürlüktür, dünya durdukça devam edecektir. Biz dünya hayatında bu hikayenin çeşitli evrelerini, her bireyde, her toplumda ve her dönemde tekrarlanan sahnelerini yaşarız. Pazar günkü yazımızda, İblisin Adem ve Havva'nın şahsında insanoğlu ile ilk temasına ve bu temasta İblisin insanın "ayıp yerlerini" ortaya çıkarma girişimine işaret etmiş, bunun yaratılışın başında bir kere olup biten bir hikaye olmayıp kesintisiz devam eden bir süreç olduğunu gösteren, çevremizden, ülkemizin yakın tarihinden ve bireysel tecrübelerden örneklerle ortaya koymuştuk.
İblisin, Kur'an'da yer alan o meşhur metafizik sahnede dile getirdiği misyonu sadece bundan ibaret değil tabi. Kur'an'ın ifadesiyle bizim, yani insanların "apaçık düşmanı" (Bakara, 168) olan İblis, her nesilde, her devirde, dünya durdukça devam edecek bir misyonundan daha söz ediyor: "Onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler (dönüştürecekler)" (Nisa, 119). O yazımızda İblisin varoluşsal misyonlarını bugün için Batı medeniyetinin devraldığını da söylemiştik.
Batı medeniyeti, İblisin "yaratılışı değiştirme" misyonunu yerine getirme hususunda en az "ayıp yerleri" ortaya çıkarma misyonunu yürütme kadar ısrarcıdır. Dünyada hegemonya kurup halkların yeraltı ve yer üstü zenginliklerini talan etme amacıyla sürekli bir saldırı halinde olan Batı medeniyetinin, bu görünen motivasyondan çok daha güçlü bir gizli motivasyonu da var anlayacağınız. Denebilir ki İblis, "talan"ı Batıya, onu amaçları doğrultusunda kullanmak için bir zoka gibi yutturmuş. Bu yüzden Batının bir gizli ajandası var ve bu da İblisin varoluş hedeflerini adım adım gerçekleştirmektir.
Birkaç gün önce "özgür bilmem neler hareketi" (X) hesabında "Wan ve Riha'da (...) Erkeği Dönüştürme" atölyesini gerçekleştirdik" diyordu. Okuyunca irkildim doğal olarak. "Resmen erkeğin yaratılışının değiştirilmesinden söz ediliyor" dedim. Oltanın ucuna da "Van" ve "Urfa"nın Kürtçe isimleri "Wan" ve "Riha" takılmış. Tam bir İblis ve İblis medeniyeti oyunu. Seksen sene boyunca dili, kimliği, kılık kıyafeti yasaklanan, bu uğurda akıl almaz işkencelere, baskılara maruz kalan Kürtlerin bir kısmının bu oltaya gelmeleri normaldi. Nitekim resimlerde salonun tıklım tıklım "erkek"lerle dolu olduğu görülüyordu. Dönüşmek isteyenler bu kadar çok mu dedirtecek bir manzara.
İblisin mümessili Batı medeniyeti, genelde ümmet coğrafyasına, özelde Kürtlerin yaşadığı topraklara ilk geldiği günlerde sert bir kayaya çarpmıştı oysa. O günlerde Rus'undan İngiliz'ine, Fransız'ına kadar batı medeniyetinin karşısına dikilen Kürt liderlerinin tamamı, "Kadı", "Şeyh", "Seyyid", "Mela" ve "Ağa" gibi İslam kültürünün ruh verdiği geleneksel figürlerdi. Yani "Kürdün ruh kökü" İslam'a sıkı sıkıya bağlıydılar. O dönemden kalma fotoğraflara bakarsanız hepsinin belindeki ibrişim kuşakların içinde Kürdün meşhur "şeytan öldüren" hançerinin olduğunu görürsünüz. Kürtler, İblisin oltasına gelmemişlerdi o zamanlar. Henüz bellerinde İslam'a bağlılıklarının sembolü kuşak, kuşağın içinde de "şeytan öldüren hançerleri" vardı çünkü. Ama İbliste oyun bitmez bildiğiniz gibi. Her zaman işe yarayan ve etkisi tartışılmaz, Anadolu'da söylendiği gibi "sağ taraftan gelme" yani "suret-i haktan görünme" gibi hileleri devreye soktu. "Kürtçe", "Kürt kimliği"... gibi Kürtlerin hasret bırakıldığı (bu da hilelinin bir diğer tarafı) hakları "mızrakların ucuna" takıldı ve Kürtlerin önemli bir kısmı bu oyuna geldi. Nitekim yukarıda işaret ettiğimiz "hareket"in "erkeği dönüştürme" amacına giden yolda ilk adım olarak "mızrakların ucuna" iki muhafazakar şehrin Kürtçe adlarını takması İblis taktiğinin mükemmel bir örneğidir. Oysa bu ve benzeri hareketlerin "Kürt" ve "Kürtçe" diye bir dertleri hiçbir zaman olmadı. Bu kavramları, İblisin gizli ajandasının paravanı olarak kullandılar, kullanıyorlar sadece.
İblisin, insanlığı yaratılış çizgisinden çıkarmak için devreye sokacağını vadettiği yöntemlerden biri de yine söz konusu metafizik sahnede işaret edildiği gibi, insanlara çeşitli "kuruntular" telkin etmesidir. Kur'an'dan öğrendiğimize göre şöyle diyor İblis: "Onları boş kuruntulara kaptıracağım" (Nisa, 119).
Batı medeniyetinin, İblisin insanlıkla ilgili hedeflerini gerçekleştirmek için bütün bir insanlığa telkin ettiği "demokrasi, özgürlük, çağdaşlık, kalkınma, eşitlik, insan hakları" gibi kuruntular, ellerindeki "şeytan öldüren" hançerle İblis medeniyetine en fazla direnen Kürtlere de telkin ediliyor. Bu da İblisin "mızraklı hilesi"nin her zaman işe yaradığının somut bir göstergesi.
Kürtlerin yüzyıl önce kovdukları İblis, bu sefer medeniyet maskesini takıp suret-i haktan görünerek kapılarına gelip dayanmış. Üstelik "Şeytan öldüren hançerleri" artık İblisin elindedir. Yani onların da İblis medeniyetinin değerlerini Adriyatik'ten Çin seddine taşıyan gönüllü neferler olmaları an meselesidir. Vatanı kurtardığımızdan eminim ama Kürtleri kazandığımızdan o kadar emin değilim doğrusu.

