Korkunun ecele faydası yok!
Melania Trump, başkanlık ettiği BM Güvenlik Konseyi’ndeki açılış konuşmasına: “Amerika çocukların yanındadır” diyerek başlamış! Bu açıklamadan 48 saat önce İran’da katledilen 170 çocuğun bedenleri hala sıcakken, tüm dünyanın gözlerinin içine bakarak insanlıkla dalga geçmiş!
Küresel sistem çöküşüne hızla koşarken, yok oluşun telaşından olsa gerek, “cami duvarına pisleyen köpek” gibi hiçbir değer tanımıyor. Zücaciye dükkanına giren fil gibi geride bıraktığı her şeyi tarumar ediyor. Tüm sınırları hiçe sayıyor, her kutsalı çiğniyor ve binyıllardır inşa edilen insanlık mirasını yok ediyor.
Küresel çete bir taraftan hedef gözetmeksizin bombalarken, öteki taraftan daha dün tehditler savurduğu çetenin diğer ortaklarından biat alıyor. Batı, konu İslam ve Müslümanlar olunca kendi kurduğu sistemi, kendi koyduğu kanunları dahi hiçe sayıyor, “Helvadan yaptığı putları yemekten” imtina etmiyor.
Çünkü İslam, Batı kapitalizminin temellerine meydan okuyor. “Faiz yok, sömürü yok, sonu gelmez borç döngüleri yok” diyor. Servet yoğunlaşmamalı, dolaşmalıdır diye vaaz ediyor. Adalet, sınırlar ve yardımlaşma üzerine kurulu bir sistemi savunuyor. Dolayısıyla kar odaklı devasa endüstrileri tehdit ediyor. Ekonominiz, insanların kredilere hapsolmasına bağlıysa onları özgürleştiren bir inanç, tabiri caizse uykularını kaçırıyor.
Batı kapitalizmi dikkat dağıtıcı unsurlar üzerinden tahakküm ediyor. Alkol, gece kulüpleri, kumar, cinselleştirilmiş medya… Bunlar sadece dikkat dağıtmıyor, aynı zamanda milyar dolarlık endüstriler olarak sülüklere kan pompalıyor. İslam ise “zihnini koru, aileni koru, onurunu koru” diyor. İnsanlar tüketim yerine disiplinli yaşamaya başlarsa, kim kaybeder? Batı için bu, kültürel bir çatışma değil finansal bir tehdit oluşturuyor.
Batı’nın hiçliğe duçar olmuş toplumlarına karşı, güçlü İslami değerlere sahip toplumlarda madde bağımlılığının oranı daha az, şiddet içeren suçlar daha düşük, aile yapıları daha güçlü ve zihinsel dayanıklılık daha yüksektir.
Küresel kapitalist sistemde ise sağlık, eğitim ve güvenlik birer sektördür. İnanç istikrar ürettiğinde, polis teşkilatına, hapishanelere ve sağlık hizmetlerine trilyonlar harcayan sistemlerin başarısızlığını ifşa edecek, kapitalist dünya yani mevcut düzen için felaket olacaktır.
İslam insanlara küresel sistem için tehlikeli bir şey verir; Kimlik. Bu tüketici kimliği ya da salt siyasi bir kimlik değil, gerçek bir kimliktir. Temeli gaye, ahlak ve topluma dayanan; sadece Allah’ın rızasını kazanmaya odaklanan bir kimlik. Kim olduğunu bilen insanları; trendler, pazarlama veya siyasi korku kampanyaları manipüle edemez. Milyonlarca insan kendi adına düşünmeye başladığında güç yapıları panikler.
On yıllardır Batı medyası İslam’ı “korkunç” olarak lanse etti. Çünkü korkunun her zaman alıcısı vardı. Korku, insanları izlemeye devam ettiriyor, bölüyor, itaatkâr kılıyordu. Eğer İslam’ın barışçıl, ilkeli ve dönüştürücü olduğu görülür ve anlaşılırsa; ne bölünmüşlük kalır, ne de itaatkârlık. Sanal anlatı çöker, ekranlardan yansıyan yalan maskesi düşer. Artık “Kral çıplaktır”…
Yani hayır, Batı İslam’dan aşırıcılık yüzünden korkmuyor. Nükleer tehdit onlar için sadece bir bahane. Batı İslam’dan korkuyor çünkü İslam; adil bir ekonomi, disiplinli bir yaşam tarzı, güçlü aileler, bağımsız zihinler ve pazarlamaya ihtiyaç duymayan bir hakikat sunuyor.
Korku salt dinle de alakalı değil. Korku uyarıcı, diriltici, özgürleştirici İslam’ın vaaz ettikleriyle kontrolü yitirip, dünya nimetlerinin tekeli olamamakla alakalı... Ne mutlu sadece Allah’a kul olup, kendisi gibi yaratılmış olanlardan özgürleşebilenlere… Allah’a emanet olunuz.




YAZIYA YORUM KAT