Konya'da 57. başörtüsü eylemi

Konya'da 57. başörtüsü eylemi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu bu hafta 57. basın açıklamasını yaptı. Kayalıpark mevkiinde yapılan açıklamayı platform adına Hüseyin Seleş okudu.

Seleş, açıklamasında şuan Dünya'yı sarsan ekonomik buhranın sebebinin batının ahlaksız, aklı ve onun şehvetlerini kutsayan putperest zihin dünyası olduğunu ifade etti.

Ayrıca Seleş insanımızı elim bir acıya sürükleyen terör olayının ve onu palazlandıranların, aynı kitaba inanan ve aynı kıbleye yönelen Müslüman halkı birbirine düşman etmek olduğunu ancak, Müslüman halkın basiretinin ve sağduyulu tutumunun bu provokasyonlara müsaade etmeyeceğini ifade ettikten sonra yaralı halkımıza baş sağlığı dileyip, sabrı cemil niyaz etti.

Seleş açıklamasına gaflet ve vurdumduymaz tutumlarında dolayı ilgili güvenlik güçlerinin bu saldırıdan sorumlu olduğunu ifade ederek golfçu paşayı istifaya davet etti. Ayrıca Seleş cenaze törenlerinde varlıklarına göz yumulan başörtülü annelerin sair zamanlarda ordu evlerine ve kamusal alanlara alınmamasının bir çelişki olduğunu ifade etti.

"İnançlarımız ve İslami kimliğimiz en önemli kimliğimizdir. Ve ona yapılan saldırılar terörist saldırılardan daha aşağı değildir. Fitne katilden daha kötüdür." Diyen Seleş hak ve adaletin tesis edildiği bir ülkede yaşama umudu ile açıklamasına son verdi.

Daha sonra Platform üyeleri olaysız bir şekilde dağıldı.

57. HAFTA BASIN AÇIKLAMASI:

Üzerinde yaşadığımız dünya, siyasal, ahlaki ve sosyal yönden büyük problemler yaşarken şimdi de büyük bir ekonomik buhranla boğuşmaktadır. Batı kendi hevalarını ilah edinip, beşerin aklını ve onun şehvetlerini kutsamıştır. İlahi ve yüce değerlere, savaş açan batı medeniyeti (!) kendilerine gösterilen doğru yolu da büyük bir kibirle reddetmiştir. Dini olanın çözüm olamayacağını düşünmüş nasihatlere kulak tıkamıştır. Yeraltı ve yerüstü kaynakları ve insan emeğinin ürünü olan birikimleri, hoyrat bir şekilde kullanmış, kapitalist düşüncelerinin ve müstekbir heveslerinin yetişilemez iştahlarının kurbanı olmuştur. Bütün bir insanlığı bu uğurda büyük bir felakete sürüklemiştir. Maddeperest dünyaları dünyayı ve üzerinde olanları büyük bir ateşe doğru sürüklemektedir. Çözüm: Materyalist zihniyetten uzaklaşıp evrenin sahibinin ilahi kurallarına tam teslimiyettedir.

Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı bu günlerde ülkemiz bir başka acıyla da yanıp tutuşmaktadır. Uluslararası emperyalizmin kollayıp büyüttüğü, kendi çıkarlarının çocuğu olan terör, hem can almakta hem de toplumumuzu cahiliyyenin en karanlığı olan ırkçılık hastalığına doğru itelemektedir. Terör saldırılarından yüreği parçalanmış olan halkımıza başsağlığı diler sabr-ı cemil niyaz ederiz. Bu elim acılara sebep olanların ulaşmak istediği sonuç İslam'ın kendilerini kardeş kıldığı aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelen, halkların birbirlerine düşman olmasıdır.

Mayasında İslam kardeşliğinin bulunduğu bu halklar, menfur provokasyonlarla birbirine düşman kılınamayacaktır. Müslüman halkımızın basireti, sağduyulu tutumları ve dini hassasiyetleri sonucunda hainlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır.

Ancak burada belirtilmesi gereken, bir başka hususta: Kendi görevlerinin dışındaki işleri, kendilerine görev addedip, durumdan vazife çıkararak, her fırsatta ülke siyasetine müdahale edip darbeler, post modern darbeler yapıp e-muhtıralar yayınlayanlara vazifelerini hatırlatmaktır. Dökülen kanda verilen canlarda terörün suçlu olduğu kesindir. Amma güvenlik kuvvetlerinin yetersiz tedbirlerinin, işgalci ve emperyalist Amerika ile İsrail'e olan güvenin hiç mi suçu yoktur? Ayıyla aynı yatağa girenin, gözüne uyku girmesi haram değil midir? Bu kadar kan ve gözyaşının sebebi olan bu ülkeleri kendi güvenliğimizin müttefiki saymak ne kadar doğrudur?

İhanet ve gaflet ne kadar tehlikeli ise, sorumsuzluk da aynı oranda tehlikelidir. Kendisini spora adamış (!) önceliğini golf'e vermiş bir paşanın, golf sporuna daha geniş vakit ayırabilmek için hala istifa etmemiş olması, sportmen kişiliğine uygun düşmemektedir. Bir futbol antrenörünün mesleği hususunda göstermiş olduğu hassasiyeti, golfsever paşadan da beklemek kamu vicdanının tabii isteğidir.

Kamusal alana ve ordu evlerine alınmayan başörtülü annelerin, eşlerin, kardeşlerin sadece cenaze merasimlerinde bulunmaları, kendilerini irticanın birinci düşmanı olarak sayan ve başta başörtüsü olmak üzere inanç değerlerini irtica diye nitelendirenlerin bir çelişkisi değil midir?

İnançlarımız ve İslami kimliğimiz en kıymetli değerlerimizdir. Ve ona yapılan saldırılar terörist saldırılardan daha aşağı değildir. Fitne katilden daha kötüdür. (Bakara Suresi 191)

Hak ve özgürlüklerin ihlal edilmediği adaletin tesis edildiği bir ülkede yaşama umudu ile hepinizi 58. haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir