Konya'da 53. Başörtüsü Eylemi

Konya'da 53. Başörtüsü Eylemi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformunun 53. basın açıklaması kayalı parkta yapıldı. Platform adına açıklamayı eğitimci yazar Zarife Köksal Taşova hanımefendi okudu.

Açıklamaya Maide suresinden sekizinci ayeti okuyarak başlayan Taşova ,idrak ettiğimiz mübarek ramazan ayının bereketinin Allah'ın kullarına büyük bir ihsanı olduğunu, bu vesile ile bu ayda maneviyatın yükselip,dini duyguların arttığını ve toplumsal dayanışmanın kuvvetlendiğini iade etti.

Medyanın ramazandaki yayın politikasına da değinen Taşova ,medyanın İslam'ın temel değerleri üzerinden başlattığı tartışmaların hiç bir ilmi değeri olmayan  laubali , çatışmacı  ve kamplaşmacı olduğunu, bu durumun ise ramazan dolayısı ile oluşan manevi havaya gölge düşürdüğünü ifade etti.Ayrıca  bir kesimin ehliyetsizce bu tartışmaların içine girmesinin kendilerinin dini duygularını incittiğini söyleyen taş ova panaromaya bakıldığında belli bir kesimin ramazanda oluşan manevi havayı dağıtmak ve İslami değerleri yıpratmak için topyekün bir saldırı başlattığı izlenimi verdiğini belirtti.

Taşova açıklamasının ilerleyen bölümlerinde Amerikanın 11 eylül saldırılarını bahane ederek başlatmış olduğu kanlı saldırılarının hesabını vereceği günlerin yakın olduğunu belirttikten sonra 12 eylül ihtilaline atfen hiçbir darbecinin ben yaptım oldu rahatlığında olmaması gerektiğini ,savaş suçluları ve darbecilerin yargılanıp ,gerekli cezalara çarptırılmaları gerektiğini ifade etti.

Konuşmasının sonunda yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması ile yeniden gündemimize giren menfur yasağın ülkemiz ve insanlık açısından bir utanç vesilesidir diyen Taşova bu menfur yasağa bir son verilmesi ve bu yasağın sorumlularının da tıpkı darbeciler gibi yargılanıp cezalandırılması çağrısında bulundu.

 

Basın açıklamasının metni:

Ey iman edenler haydi Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun bu takvalı olmaya daha yakındır. (Maide Suresi 8. ayet)

Mübarek bir ayı idrak ediyoruz. Elbette bu ayın bereketi Allah'ın kullarına büyük bir ihsandır. Bu vesile ile, bu ay maneviyatın yükseldiği insanlardaki dini duyguların arttığı kardeşliğin ve toplumsal dayanışmanın kuvvetlendiği bir aydır. Veya öyle olması gereken bir aydır.

Ancak şu ana kadar medyanın takip ettiği laubali, çatışmacı, kamplaşmacı yayınlar oluşan manevi havayı gölgelemekte ve toplumu kayıkçı kavgalarının içerisinde bir anafora doğru çekmektedir. Bir kısım medya her Ramazan'da, İslam'ın temel değerleri üzerinden tartışmalar oluşturmaktadır. Bu tartışmaların ilmi açıdan hiçbir değeri yoktur. Ayak takımından siyasilere kadar her kesimin ehliyetsizce bu tartışmaların içine girmeleri dini duygularımızı incitmektedir. Genel olarak panaromaya bakıldığında Ramazan aylarında belli bir cenahtan oluşan İslami ve manevi havayı dağıtmak ve İslami değerleri yıpratmak için topyekün bir saldırının başlatıldığı izlenimi vermektedir.

Kendisi dini kuralları bu mübarek ayda açıkça ihlal eden eylemleri ile inanan halkımızın üzerinde baskı kurmaya çalışan etkili bir isim, dinin emirleri ve kurallarına laiklik adına müdahaleye kalkışmasıyla laikliği bir din haline getirmektedir. İslam'a laiklik adına baskı kurmaya çalıştığı da aşikârdır. Yetkili şahsı inançlarımızın üzerinden elini ve dilini çekmeye davet ediyor ve ''Bizim inançlarımızı sadece Allah şekillendirir haddini bil inançlarımıza müdahaleye kalkışma.'' diyoruz.

Yeryüzü istikbarıının en büyük temsilcisi olan Amerika'nın kan ve gözyaşı medeniyetini (!) gerçekleştirmek için bahane ettiği 11 Eylül saldırılarının sene-i devriyesindeyiz. İki kuleyi bahane ederek iki ülkeyi kan gölüne çeviren Amerikan emperyalizmi erdemli insanlar ve akli duygularını kaybetmemiş herkes tarafından tel'in edilmektedir. İşlediği cürümlerin hesabını vereceği günlerin yakın olduğu da bilinmelidir.

Zalimlerin cezasız kaldığı bir dünyada adaletten bahsetmek imkânsızdır. Geç de olsa adaletin tesisi mazlumların yaralı yüreklerine su serpecektir. Savaş suçluları, katliam sorumluları ve tüm darbeciler bir an önce yargılanmalı ve gerekli cezalara çarptırılmalıdır. Darbecilerin yargılanarak cezalandırılmaması yeni darbelere bir imkân ve darbe heveslilerine bir teşviktir. Hiçbir darbeci ''NETEKİM ben yaptım oldu'' rahatlığında olmamalıdır.

Suçluların cezasız kalması onların cüretlerini arttırmakta, hak ve özgürlükler üzerinde gerçekleştirilen baskılar ve dayatmalar bir türlü son bulmamaktadır. Okulların açılması ve üniversitelerde öğrenci kayıtları ile canlanan menfur başörtüsü yasağı ülkemiz ve insanlık açısından bir utanç vesilesidir. Bu ve diğer yasaklar bir an önce kaldırılmalı inanç ve özgürlüklere yapılan baskılara son verilmeli, sorumluları yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.

Hak ve özgürlüklerin ihlal edilmediği adaletin tesis edildiği bir ülkede yaşama umudu ile hepinizi 54. haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

 

Haksöz-Haber

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir