Konya’da 46. Başörtüsü Eylemi

Konya’da 46. Başörtüsü Eylemi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 46. Hafta Basın Açıklaması Kayalı Park Mevkiinde yapıldı. Şuara Suresinin 14. ayetinin okunmasıyla başlayan açıklamayı platform adına Nedime Türkkan yaptı.

Başörtüsünün Allah'ın emri olduğunu hatırlatarak başladığı açıklamasına bütün uluslar arası hukuk metinlerinde hukuk din ve ibadet hürriyetinin güvence altına alındığı yalnız Türkiye'de kamusal alan safsatasının bir baskı aracı olarak kullanıldığını söyledi.

Bu baskıları hep kendi kirli emellerini örtbas etmek için Müslümanlara direttiklerini hatırlattı.

Temel hak ve hürriyet düşmanlarının aslında millet düşmanı olduğunu laiklik kisvesi altında yaptıklarını söyledi.

Hayrunnisa Hanım'ın örtünün sadece bir dini yükümlülük olduğunu, beyinleri örtmediği ile ilgili basındaki haberleri dile getirdi.

Bütün temel hak ve özgürlükler düşmanı, darbe destekçisi kişi ve kurumları şiddetle kınadı.

Basın açıklamasının metni

Onlar (inkârcılar) kendilerine ilim geldikten sonra yalnızca aralarındaki tecavüz ve haksızlık dolayısıyla (hakka karşı) ayrılığa düştüler eğer rabbinden bir vakte kadar adı konulmuş bir mühlet olmasaydı muhakkak aralarında hüküm verilmiş olurdu…

( Şuara Suresi 14.Ayet )

Başörtüsü Allah'ın emridir. Bu gerçek yok kabul edilemez, sansürlenemez ve görmezden gelinemez. Çünkü İslam dininin bütün muteber kaynakları bu hususta ittifak halindedir. Hal böyle olunca Müslüman kadının örtüsü dini bir vecibe olarak kabul edilmeli ve ibadet hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir. Buradan hatırlamak isteriz ki bütün uluslar arası hukuk metinleri din ve ibadet hürriyetini güvence altına almaktadır. Bu durum Müslüman kadının örtüsüne uluslar arası bir meşruiyet alanı oluşturmaktadır. Ve hiçbir ülkenin iç dinamikleri, siyasi durumu ve hukuk anlayışı bu meşruiyet alanını daraltmaya hak ve salahiyet sahibi değildir.

Bugün Türkiye'de uygulamada olan ve yakın dönemde icat edilen kamusal alan safsatası bir akıl tutulmasının, despot ve baskıcı bir zihniyetin hayal ürünüdür. Bu baskıcı uygulamanın hiçbir hukuki ve akli bir dayanağı da yoktur. Hali hazırdaki bu baskıcı ve despot uygulamalarına dayanak olarak ileri sürdükleri tek delil, kendi çarpık laiklik anlayışları ve bu çarpık anlayışın ürettiği iç dinamiklerdir.

Ve bugün Türkiye'de kamuoyu bir darbe yapılanmasına şahitlik etmektedir. Ardı ardına yapılan operasyonlar; adı Ergenekon olan yapılanmanın Türkiye'yi bir ahtapot gibi sardığını ve iktidarı düşürmek için karanlık senaryolar ürettiğini ortaya çıkarmıştır. Bu yapılanmanın yakın siyasi tarihimizde siyasal çalkantılara yol açan faili meçhullerle ve toplu katliamlarla olan bağlantısı; Kendi iktidar yürüyüşlerinde nasıl bir gözü karalığa ve karanlık bir ruha sahip olduğunu da göstermektedir.

Öyle veya böyle bu yapılanmayla ilişkilendirilen, bağlantıları medyaya yansıyan bireylerin ve kuruluşların, önceki dönemlerde temel insan hak ve özgürlüklerine hassaten başörtüsüne ve onun üzerinden dini inanç ve yaşam biçimine karşı sergiledikleri haşin ve saldırgan duruşun hangi kirli kanallardan beslendiğini ve hangi kökü dışarıda güçlere dayandığını gözler önüne sermektedir.

Ortaya çıkan bu durum temel hak ve hürriyet karşıtlarının her zaman millet düşmanı olduğunu laiklik ve Türkiye Cumhuriyetinin korunması adına ortaya koydukları tavrın aslında sadece kendi kişisel ve kurumsal saltanatlarının bekasından başka bir amaç gütmediklerini de ortaya koymaktadır.

Geçen hafta içerisinde Cumhurbaşkanının eşi Hayrunnisa hanımın yabancı bir basın kuruluşuna verdiği beyanatta Müslüman kadının örtünme talebinin çok doğal ve gayet insancıl bir talep olduğunu, başörtüsünün zihinleri örtmediğini; sadece dini bir yükümlülük duygusu ile yapıldığını ifade etti.

Ancak, zihni örtülü, at gözlüklü ve hiçbir ahlaki öğretiden nasibini almamış bir köşe bekçisi, sadece hakaret etmek suretiyle kendince bir eleştiri kaleme almıştır. Ancak başörtüsüne ve Müslüman kadına karşı kullandığı üslup insanlık onur ve haysiyetini incitecek türden küstah ve kabadır.

Buradan bu küstah ve kaba köşe bekçisini ve aynı zihniyeti paylaşan temel hak ve özgürlükler düşmanı, darbe destekçisi bütün kişi ve kurumları şiddetle kınıyoruz!

Özgür bir ülkede yaşama umudu ile hepinizi 47. haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere  Allah'a emanet ederiz.

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir