Hindistan'ın batısındaki Gucerat eyaletinde polis tarafından uygulanmaya başlanan yeni “radikalleşmeyle mücadele” programı, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekti. Sızdırılan gizli bir polis belgesinde sakal bırakma, itikafa girme ve Arapça kelimeler kullanmanın “radikalleşme göstergeleri” arasında sayıldığı öne sürüldü.
Programın ilk uygulamasının Jamnagar ilçesinde başlatıldığı, Polis Alt Müfettişi M.V. Modhwadia'nın yeni kurulan Radikalleşme Karşıtı Hücrelerin (ARC) başına getirildiği bildirildi. Hücrelerin, İl Emniyet Müdürü Dr. Ravi Mohan Saini gözetiminde faaliyet göstereceği belirtildi.
Bu adımın, Gucerat Eyalet İstihbarat Bürosu tarafından 19 Haziran'da yayımlanan ve tüm ilçelerde ARC kurulmasını öngören gizli bir Standart Operasyon Prosedürü (SOP) doğrultusunda atıldığı ifade edildi. “Gizli” ibareli Gujarati dilindeki belgenin bu ay sosyal medyada dolaşıma girmesiyle, eyaletin “radikalleşmeye açık” gördüğü kişileri nasıl tespit edip izleyeceğine dair ayrıntılar ilk kez ortaya çıktı.
Belgeye göre polis, sosyal medya platformları, şifreli mesajlaşma uygulamaları, çevrim içi forumlar ve yerel istihbarat ağlarını takip etmekle görevlendirildi. Ayrıca “radikal fikirler” yaydığı düşünülen kişi ve kuruluşların izlenmesi ve bu kişilerle temas kuranların kayıt altına alınması istendi.
Belgedeki “Radikalleşme” Tanımı Tartışma Yarattı
SOP’de radikalleşme; “ulus karşıtı” fikirlerin benimsenmesi, ülkenin birlik ve bütünlüğünün tehdit edilmesi, başkalarının da benzer düşünceleri benimsemeye yönlendirilmesi ve yalnızca bir dinin doğru olduğu görüşünün savunulması olarak tanımlandı.
Ancak belgeyi inceleyen uzmanlar, örneklerin büyük ölçüde Müslümanların dinî yaşantısına odaklandığını, Hindu aşırılık yanlısı gruplarda görülen benzer davranışların ise dikkate alınmadığını belirtti.
Gazetecilerin aktardığına göre belgede şu ifadeler yer aldı:
Ani şekilde sakal bırakmak, nikab giymek, Arapça kelimeleri sık kullanmak, aile ve arkadaşlarla teması azaltmak, dünya genelindeki Müslüman topluluklara yönelik olaylara karşı yoğun tepki göstermek, teröristleri övmek veya yurt dışı seyahati sonrasında davranış değişikliği sergilemek radikalleşme göstergesi sayılabilir.
Belgede ayrıca bu fikirlerin televizyon, gazete, radyo, dergiler, konuşmalar, mitingler ve dijital platformlar aracılığıyla yayılabileceği öne sürüldü.
VPN ve Şifreli Uygulamalar da Listede
SOP’de dijital göstergeler arasında VPN kullanımı, Signal ve Element gibi şifreli mesajlaşma uygulamaları, “aşırılık yanlısı” olarak nitelenen Telegram gruplarına katılım, bazı İslami ezgilerin paylaşılması, gelir kaynağı açıklanmadan kripto para kullanılması ve Afganistan’daki kişilerle şifreli uygulamalar üzerinden iletişim kurulması da yer aldı.
Toplumsal düzeyde ise polis memurlarına, “radikal” olarak etiketlenen kişilerle düzenli görüşen, sosyal faaliyetlerden çekilen, eğitimini veya işini bırakan ya da “radikal vaizler” olarak tanımlanan kişileri sık ziyaret eden kişilere dikkat etmeleri talimatı verildi.
Belgede, anayasal güvence altındaki dinî ifade özgürlüğü ile suç teşkil eden faaliyetlerin nasıl ayırt edileceğine dair herhangi bir açıklama yapılmaması dikkat çekti.
İnsan Hakları Savunucularından Tepki
İnsan hakları aktivisti Şebnem Haşmi, düzenlemenin Müslüman kimliğinin sıradan unsurlarını dahi şüpheli hale getirdiğini söyledi.
Haşmi, “Ulusal güvenlik bahanesiyle Gucerat hükümeti, dinî ve kültürel kimliğin olağan ifadelerini kriminalize etmek için devlet mekanizmasını kullanıyor.” dedi.
Sakal bırakmak, nikab giymek, Arapça selamlaşmalar kullanmak ve Ramazan’da itikafa girmek gibi uygulamaların radikalleşme işareti olarak görülmesinin “devlet eliyle toplumsal fişleme” anlamına geldiğini savundu.
Ayrıca, dünya genelinde Müslümanları etkileyen olaylara tepki göstermenin veya dinî tercihler nedeniyle eğitim ya da iş hayatına ara vermenin de polis takibine gerekçe yapılabileceği uyarısında bulundu.
Hükümete Geri Çekme Çağrısı
Azınlık Koordinasyon Komitesi (MCC) Sözcüsü Mücahid Nefis, SOP’nin geri çekilmesi talebiyle eyalet hükümetine başvurduklarını açıkladı.
Nefis, “Bu düzenleme yalnızca Müslümanları hedef almak için yapılıyor. ‘Radikal’ ve ‘radikal örgüt’ gibi ucu açık kavramlar, zaten kriminalize edilmiş Müslüman toplumu baskı altına almak için kolayca kullanılabilir.” ifadelerini kullandı.
MCC, hükümetin geri adım atmaması halinde Gucerat Yüksek Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.
Seçim Vaadinin Uygulamaya Konulduğu Belirtildi
Radikalleşme Karşıtı Hücreler, iktidardaki Bharatiya Janata Partisi (BJP) tarafından ilk kez 2022 Gucerat Eyalet Seçimleri sırasında vaat edilmişti.
BJP Genel Başkanı J.P. Nadda, hücrelerin “ulus karşıtı unsurlar, uyuyan hücreler, terör örgütleri ve Hindistan karşıtı güçlerin oluşturduğu tehditleri tespit edip ortadan kaldıracağını” söylemişti.
Son uygulamanın bu seçim vaadinin hayata geçirilmesi olduğu değerlendirilirken, düzenleme Hindistan’da ulusal güvenlik önlemleri ile özel hayatın gizliliği, din özgürlüğü ve eşitlik ilkeleri arasındaki denge konusunda yeni bir tartışma başlattı.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.