
“İnsanları buharlaştırabilen bir canavarlıkla karşı karşıyayız”
Gazze’de “hassas mühimmatla” insanları buharlaştıran bir canavarlıkla karşı karşıya olduğumuzu belirten Ersin Çelik, “Ya Siyonizm nefretinde boğulacağız ya da -buharlaşarak yok olmadan- 'bir daha asla' diyerek bu 'caniliği' ortadan kaldıracağız” diyor.
“Bir daha asla” mı?
Ersin Çelik / Yenişafak
Bir anne, oğlunu arıyor. Hastaneleri, morgları dolaşıyor. Bulamıyor ve evladından geriye duvara sıçramış kan ve küçük doku parçaları olduğunu öğreniyor. Gömülecek bir beden bile yok.
Gazze’de yaşayan Yasmin Mahani, İsrail’in Gazze’deki soykırımı sırasında yakınları bir anda “yok olan” binlerce Filistinliden, evlatlarının “izini arayan” annelerden biri.
El Cezire’nin Gazze’deki “Buharlaşan İnsanlar” dosyasını okuyunca, yıllar evvel izlediğim National Geographic’in “Hiroşima” belgeselinde anlatılanlar geldi aklıma. Açıp bir kez daha, dehşete düşerek izledim.
Amerika’nın 6 Ağustos 1945 günü Hiroşima’ya attığı, adına “Küçük Çocuk” denilen atom bombasının düştüğü yerin 250 metrelik çevresinde hayatta kalan olmamış. Ateş topunun ışınlarına maruz kalanlar tamamen buharlaşmış ve onlardan geriye “atomik gölgeler” adı verilen o kara izler kalmış.
Nazilerin, -çok değil 4-5 yıl önce- kamplardaki Yahudi ve Romanları gaz odalarında öldürüp cesetlerini yakarak yok etmesinin ötesine geçilmiş; şehirlerin üzerine bırakılan birer bomba ile Hiroşima’da tahminen 140.000, Nagasaki’de ise 74.000 insan küle çevrilmişti.
Birkaç yıl evvel biyografi filmi de çekilen, “atom bombasının babası” Robert Oppenheimer, Nazi Almanya’sından kaçan bir Yahudi’ydi ve Manhattan Projesi’nin direktörüydü.
Gazze’deki vahşete dair yeni belgelere geçmeden önce bu hatırlatmayı yaptım, çünkü bugün Gazze’de, Yahudilerin tarihsel trajedilerinden doğan bir “intikam döngüsüne” şahitlik ediyoruz.
***
“BULAMADIKLARIMIZI BUHARLAŞMIŞ KABUL EDİYORUZ”
Hiroşima’dan bugüne “insanı yok etme teknolojisi” korkunç bir mesafe katetti. Artık atom bombasına gerek duymadan, “nokta operasyonlar” ve “hassas mühimmatla” insanları buharlaştırabilen bir canavarlıkla karşı karşıyayız.
El Cezire’nin araştırması, İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 3 bin dereceye ulaşan sıcaklık yayan “termobarik” silahları sistematik olarak kullandığını belgeledi.
Bu korkunç kitle imha silahının yok ettiği insanlara dair bulguları, Gazze Şeridi’ndeki sivil savunma ekipleri hedef alınan binalarda yaşayanların sayısıyla enkazdan çıkarılan bedenleri karşılaştırarak ortaya çıkardı.
Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal yaptıkları çalışmayı şöyle özetliyor: “Eğer bir aile bize içerde beş kişi olduğunu söylüyor ve biz sadece üç ceset çıkarabiliyorsak; duvarlara sıçramış kan izlerinden ve saç derisi parçalarından başka bir şey bulamadığımız diğer iki canı ‘buharlaşmış’ olarak kabul ediyoruz.”
Şimdiye kadar, bu yöntemle 2 bin 842 Filistinlinin enkaz altında hiçbir iz bırakmadan yok olduğu tespit edilmiş.
***
KİMYASAL OLARAK KAÇINILMAZ
Rus askeri uzmanı Vasiliy Fatigarov, raporu haberleştiren Mohammad Mansour’a verdiği demeçte, termobarik silahların sadece öldürmediğini, atom bombası gibi maddeyi de yok ettiğini belirtiyor. Yanma süresini uzatmak için karışıma eklenen alüminyum, magnezyum ve titanyum tozları, insanları hedef alan patlama anındaki sıcaklığı 2.500 ila 3.500 santigrat derece arasına çıkarıyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Dr. Münir el-Bursh, biyolojik yok oluşu şöyle açıklıyor: “Bir vücut, muazzam bir basınç ve oksidasyonla birleşen 3.000 derecenin üzerindeki bir enerjiye maruz kaldığında, sıvılar anında kaynar. Dokular buharlaşır. Bu, kimyasal olarak kaçınılmazdır.”
Yine bir İkinci Dünya Savaşı konulu belgeselden aklımda kalmış: Almanya’nın Dresden şehri, 1945 yılının Şubat ayında Amerikan ve İngiliz uçakları tarafından yangın bombaları ile ateşe verilmişti. Şehirde yaşayan binlerce sivilin çoğu yanarak değil, aniden ısınan havanın bölgedeki oksijeni emmesi nedeniyle boğularak ölmüştü.
***
SİLAHLARI AMERİKA SAĞLIYOR
El Cezire’nin araştırması, “erime” enkazlarında kullanılan ABD yapımı mühimmatı da tek tek deşifre ediyor:
MK-84 (Hammer/Çekiç): 900 kilogramlık bu devasa bomba, 3.500 dereceye kadar ısı üretiyor.
BLU-109 (Sığınak Delici): İsrail’in “güvenli bölge” ilan ettiği el-Mevasi’de 22 kişiyi buharlaştıran bu bomba, kapalı alanlarda her şeyi kül eden devasa bir ateş topu oluşturuyor.
GBU-39: El-Tabin okulu saldırısında da kullanılan bu “hassas” bomba, bina yapısına hasar vermezken, içerisindeki insanların ciğerlerini termal dalga ile yok etmiş.
Georgetown Üniversitesi’nden Diana Buttu’nun ifadesiyle; “Bu, sadece bir İsrail soykırımı değil, küresel bir soykırım.”
Dünya, bir penguenin kolonisinden ayrılıp kendini dağlara vurmasını günlerce konuştu. “Nereye gittiği” tartışıldı. Bureij mülteci kampında dört çocuğunu kaybeden ve onlardan geriye toprağa gömebilecek bir parça dahi bulamayan Rafik Badran ise acı içinde soruyor: “Dört çocuğum da buharlaştı. Bir parça bile kalmadı. Nereye gittiler?”
***
YA BİZLER DE YOK OLACAĞIZ YA DA…
Tarih şunu gösteriyor: Ağır imtihanlardan geçenler, o imtihanın bizzat kendisine dönüştüler. Nazilerin gaz odalarından kaçan bir ailenin çocuğu olan Oppenheimer’ın teorisiyle başlayan “yok etme” nefreti artarak; “şimdiye”, Gazze’ye ve tüm insanlığın aldığı nefese dayandı.
Yahudilerin hayatlarının merkezine oturttukları bir söylem var: “Bir Daha Asla!”
Bu motto, Amerika ve Avrupa halklarına da mahcubiyetle ezberletildi: “Never Again!”
Yahudi şair Isaac Lambdan’ın 1926 yılında yazdığı şiirde geçen “Bir daha asla masada yabancı ellere düşmeyecek” dizeleri, zamanla Siyonistlerin şiddet felsefesine dönüştü. Holokost endüstrisi, bu sloganın gaz odalarında yakılan bedenlerin küllerinden yükseldiğini farklı hikayelerle yazar. Soykırım yanlısı İsrailli siyasetçi Meir Kahane de 1972’de yazdığı “Bir Daha Asla” isimli kitapta “Yahudiler asla bir daha kuzu gibi ölmeye gitmeyecekler ellerinde silahlar olacak, savaş olacak” der.
Psikiyatr Mustafa Merter ise “never again” yani “bir daha asla” söyleminin çok boyutlu bir proje olduğunu ve Yahudilerin kendi ikballeri için insanlığın gardını düşürmeye çalıştıklarını söyler. (Daha sonra Epstein ifşaları ve bu söylem üzerine bir yazı daha yazacağım.)
Gazze’deki soykırım da tüm dünyayı “bir daha asla” sınırına getirdi. Bundan sonrası, tüm insanlık ve İsrail için kökten bir kırılma olacak. Ya Siyonizm nefretinde boğulacağız ya da -buharlaşarak yok olmadan- “bir daha asla” diyerek bu “caniliği” ortadan kaldıracağız…









HABERE YORUM KAT