
“ICE, ABD’nin özel kolluk kuvveti gibi hareket ediyor”
“Uluslararası suçlar ile mücadele ve yasadışı göçmenleri sınırdışı etme sürecinin yönetimi amacıyla kurulan ICE, ABD’nin Gestapo’su gibi davranmaya ve ülke içinde infazlara meyilli.”
Güçler çarpışıyor: ICE, ABD’nin özel kolluk kuvveti mi?
Ahu Özyurt / Fikirturu
Kaçak göç ve suç ile mücadele konusu ABD’de Donald Trump’a seçim kazandıran bir konuydu. Ancak Minneapolis’te yaşanan bir olay, federal yönetim ile eyaletler arasında suç ve yasa dışı göçle mücadelede yetki ve silah kullanımı tartışmasını, trajik bir can kaybı üzerinden görünür kıldı. 37 yaşındaki iki çocuk annesi Renee Nicole Good’un ayaküstü bir tartışmanın ardından ICE ajanı tarafından vurularak öldürülmesi üzerine ülkenin pek çok şehrinde protestolar yaşanıyor.
Kısa adıyla ICE diye bilinen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (Immigration and Customs Enforcement), ABD’de göçmenlik ve gümrük yasalarının uygulanmasından sorumlu federal bir kurum. 2003 yılında ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na (Homeland Security) bağlı olarak kuruldu. Başta sadece gümrük kapıları ve havaalanlarında etkinken Biden yönetiminin son dönemlerinde büyük şehirlerde kaçak göçmenlerin karıştığı suçların artması, metro cinayetleri, tecavüz vakaları gibi olayların ardından bütçesi ve yetkileri arttırıldı. Göçmen karşıtlığı üzerinden pek çok eyalette sürpriz oy alan Donald Trump, ICE’a öylesine açık çek verdi ki, sertliği ile bilinen yerel polis teşkilatları bile onların yanında masum kaldı. Özellikle Trump’ın ikinci kez Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte, kurumun misyonu, bütçesi ve sahadaki görünürlüğü çok ciddi şekilde arttı.
Kahrolası Federaller!
ICE yapısı gereği eyaletler üstü bir güvenlik birimi olarak konumlandırıldı. Yasa dışı göç ile mücadele derken, polislerin yapması gereken uyuşturucu ya da suçla mücadele alanlarına da girmeye başladı.
ABD’de Eyaletlerin kendi kanunları, onu uygulayan savcı, hakim ve polisleri olduğu gerçeğini by-pass ederek aşırı derecede merkeziyetçi, kimseye hesap vermeyen, etkin bir sivil denetime tabi olmayan, operasyonlarını yüzleri kapalı maskelerle yürüten, “code-of-conduct” denen güç kullanma kriterlerine hiç uymayan neredeyse bir “özel ordu” gibiler artık.
Maaşları yüksek ve ellerini tutan yok.
İç Güvenlik Soruşturmaları diye başlayan görev tanımlarında, yasadışı göçmenleri sınırdışı etmek için yaptıkları (ERO – Enforcement and Removal Operations) kaçırma ve sınırdışı operasyonları çok büyük tepki çekiyor. Okul müdürlerini bir anda gelip iş yerlerinde gözaltına alıyor, anneleri babaları çocuklarından ayırıyor, sanatçılar ve sporculara kadar uzanabiliyorlar.
Neredeyse distopik bir filmden fırlamış gibiler.[1] Özellikle teknoloji şirketlerine, üniversitelere yaptıkları baskınlar, vizesi bile olan çalışanları hapse atmaları ABD’yi üçüncü dünya seviyesine kadar indirebiliyor.
Toplum ICE’ın yaptıklarına nasıl bakıyor?
Peki, ICE’ın uygulamalarına toplumun tamamı mı karşı?
ABD seçmeninin büyük bir bölümü özellikle Afrika ve Güney Amerika kaynaklı kayıt dışı göçten rahatsız. Orta sınıf beyaz Amerikalılar, özellikle mavi yakalı işlerin Afrikalılar ve Güney Amerikalılara kaptırıldığını düşünüyordu.
Metroda cinayetler, okullarda, askerî tesislerde silahlı saldırılar derken, 2024’teki Başkanlık seçimlerinde Demokratların başkan adayı Kamala Harris’e seçim kaybettiren göçmen hareketliliği Washington’u eyalet valilerinin yetkilerini ince ince tırpanlamaya itti. Chicago’dan Los Angeles’a,[2] Seattle’a kadar Demokrat Partili Eyalet Valileri ve Belediye Başkanlarınca yönetilen şehirlere Trump adeta “Yönetemiyorsanız biz gelip yönetelim” diyerek ICE birliklerini yönlendirdi.
Renee Nicole Good cinayeti taşma noktası mı?
Minneapolis’deki akıl almaz olay ise çok daha katmanlı. Şehir Somalili göçmenlerin en önemli duraklarından biri. Öyle ki Temsilciler Meclisi’ndeki ilk Müslüman Milletvekillerinden İlhan Omar da Somali asıllı. Trump ve ekibinin şehri bu nedenle hedefe koyduğu düşünülüyor.
Eyaletin 9 milyar dolarının, pandemi döneminde kreş, gıda ve evde bakım yardımı, otizmli çocuklara eğitim, STK’lara destek adı altında özellikle de Somalili kaçak göçmenlere dağıtıldığı iddiasıyla açılmış devasa bir yolsuzluk soruşturması var.
Minnesota Eyalet Valisi Tim Walz, geçen seçimlerde Kamala Harris’in Başkan Yardımcısı Adayı ve Demokrat Parti için yükselen bir isim olmasına rağmen bu yolsuzluk iddiaları nedeniyle yeniden aday olmayacağını açıkladı. Şehir doğal olarak “sahipsiz” izlenimi veriyordu.
İşte bu süreçte ICE ajanlarının toplu gözaltılarına tanıklık etmek, kanunu hatırlatmak ve komşularını korumak için sokakta gözlem hakkını kullanan bir grup vatandaşın içinde yer alan, oğlunu okula bırakmış, evine dönmeye hazırlanan Renee Gold, ICE ajanı ile “Ben sorun çıkartmak istemiyorum” dediği halde, ICE ajanına çarpma iddiası ile direksiyon başında tam karşısından gelen kurşunlarla öldürüldü.
Hukuk çiğneniyor
Bütün görgü tanıkları, hiçbir suçu ya da ajanlara karşı tavrı olmadığını söylese de, kamuoyunda olaya “yargısız infaz” nitelemesi yapılmasına rağmen, resmî makamlar bu yönde bir suçlama yöneltmiş değil. İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, genç kadının öldürülmesi için “iç terörizm olayına müdahale” gibi absürt bir ifade kullanabiliyor. Dahası, yolsuzluk bahanesi ile şehre yüzlerce ICE ajanının daha gönderileceğini açıklıyor.
İşin daha da sıkıntılı yanı, ABD’de bu tip olaylarda gördüğümüz, Eyalet – Federal Hükümet ortak soruşturma süreçleri tamamen rafa kalkma aşamasında. Federal devlet ve ICE yönetimi Eyalet savcıları, kentin yerel polis ve kamu güvenliliği yetkilileri ile delil paylaşmıyor, onlardan fikir almıyor, kategorik bir karartma uyguluyor. Deliller tam tersini söylese de Washington hukuku tamamen çiğnemekte en ufak bir tereddüt yaşamıyor.[3]
New York, Atlanta, Boston, Portland ve Washington, D.C’de günlerdir binlerce kişi küçük gruplar halinde de olsa, barışçıl yürüyüşler yapıyor, “ICE BURAYI TERK ET” sloganları atıyor. Basın elindeki bütün görüntülerde Renee Good’un nasıl kasıtla öldürüldüğünü günlerdir gösteriyor ama ICE ve Bakanlıktan “kontrolü kaybetmiş bir ajanın hatası” açıklaması bile gelmiyor.
ABD’de kolluk kuvvetleri güçlüdür ama yasayı uygulamak konusunda yargının çok dikkatli denetimi altındadırlar. En azından Trump’ın ikinci dönemine kadar bu denge büyük ölçüde korunuyordu. Basın konunun peşini bırakmıyor, Venezuela veya İran’dan daha çok bu konuyu gündemde tutmakta ısrar ediyor. Şimdi gözler Kongre’de. ICE için bir denetim ve kontrol mekanizması kurulması kaçınılmaz gibi.
Asıl soru, 2026 ara seçimlerine kadar Demokratlar ve Cumhuriyetçiler bunu becerebilir mi?
[1] https://www.youtube.com/watch?v=2jLXsLjkTNQ ICE raids and fear tactics: Is America becoming a police state?
[2] https://www.youtube.com/watch?v=9ws1r6CaSXs Inside an Immigration Raid That Swept Up U.S. Citizens (NYTimes)
[3] https://www.nytimes.com/video/us/100000010631041/minneapolis-ice-shooting-video.html



HABERE YORUM KAT