
İç sorunlarını savaş tehdidiyle örten ABD siyaseti
Ahmet Varol, Trump yönetiminin İran’a yönelik tehditlerini, ABD’nin kendi içindeki siyasi, toplumsal ve ekonomik krizleri perdeleme çabası olarak değerlendiriyor.
Ahmet Varol/Yeni Akit
Kendi evi karışık Trump’ın İran’ı düzenleme iddiası
Gördüğümüz kadarıyla bu sıralarda ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik tehditleri gündemde öne çıkıyor. Yorumcular, “Trump acaba İran’a saldırabilir mi? Saldırırsa ne olur?” türünden sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar.
Trump’ın tehditlerinin gerekçesi ise İran’da, özellikle ekonomik sorunlar yüzünden patlak veren hadiseler karşısında bu ülkedeki yönetimin izlediği tutum. ABD ve onunla aynı safta duran ülkeler aslında bu olayı İran’a yönelik siyasi baskıların ve onu bir şeylere razı etmek için zorlamanın da aracı olarak kullanmaya çalışıyorlar. Gerçekte İran halkının siyasi ve insani haklarını değil kendi çıkarlarını önceleyen tutumlarıyla güya İran’ın evini düzenlemek istediklerini ileri sürüyorlar. Ama diğer tarafta kendi evlerinin de karışık olduğu gerçeğini dünya kamuoyundan gizlemeye çalışıyorlar.
ABD’de son dönemde yaşanan hadiseler her ne kadar medyayı bir nebze meşgul ediyorsa da yeterince öne çıkarıldığını, özellikle de olayların ülkedeki siyasi otoritenin gayri insani politikalarını sorgulayıcı nitelikte tahlil edildiğini söylememiz zor.
Gerçi ABD yönetiminin, göçmen unsurlara yönelik ayrımcı ve baskıcı politikalarının olayların patlak vermesindeki rolü, Amerikan polisinin sorumsuz tutumu, görünüşte vatandaşını çok önemsediği ileri sürülen ABD yönetiminin aslında siyasi ve stratejik hesapları için kendi vatandaşını da son derece değersizleştirdiği gerçeğini gündeme getiren ve olaylara bu çerçevede yaklaşan yorumlar da tümüyle yok değil. Bazı insaflı ve olayları olduğu gibi görme duyarlılığına sahip yorumcuların bu noktalara da temas ettiklerini söyleyebiliriz.
Ama tabii ki kimse ABD yönetimine; “Gösterilere karışanlara şiddet uygulamaktan vazgeç, meydanlara çıkanların taleplerini dinle ve onların istediklerini gerçekleştir yoksa savaş gemilerimizi senin kıyılarına yaklaştırıyoruz. Olaylar böyle uzayıp giderse ABD’ye hükmeden emperyalist saldırgan zihniyet büyük zorluklarla karşı karşıya gelebilir; hatta kendini tarihin çöplüğünde bile bulabilir!” diye talimat gönderemiyor.
Bunun sebebi ise ABD’nin, sadece kendi vatandaşlarını değil tüm dünyayı tahakküm altına alabilecek bir güce ve otoriteye sahip olduğuna inanmasıdır. ABD ise bir zulüm sistemidir. Bu sistemin sopasını sadece sömürgeleştirdiği toplumlara karşı kullandığı kendi halkına karşı ise yasaları ve hukuku işlettiği ön yargısının son derece tutarsız ve vakıaya ters olduğu gerçeği son dönemde yaşanan olaylarla biraz daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmıştır.
ABD ile ilgili gerçeklerin hakkıyla görülememesinin asıl sebebi onun içinde bulunduğu durumun, izlediği politikaların, kendi vatandaşlarına yönelik tutumunun ve karşı karşıya olduğu sorunların yeterince sorgulanmamasıdır.
ABD’de son dönemde özellikle Minnesota eyaletinde yaşanan olaylarda Trump yönetiminin “yasa dışı göç” karşısında izlediği katı tutumun etkili olduğu biliniyor. Tump, Amerikan toplumundan saymadığı bazı unsurlara karşı katı bir tavır sergiliyor. Bunların içinde ABD vatandaşlığına geçmiş olanlar da var. Ama Trump yönetimi onlara karşı, “Amerikan ırkçılığı” olarak nitelendirilmesi mümkün bir ayrımcı politikayı eskiden beri savunduğundan, onlarla ilgili resmi politikalarda güvenlik organlarının önünü açmıştır. Kısa adı ICE olan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza teşkilatı mensubu polisleri sorumsuzca cinayet işlemeye sevk eden de bu tutumdur.
Ancak ABD’nin tek sorununun göçmenlere ve Amerikan toplumundan sayılmayan unsurlara yönelik ayrımcı politika olmadığını belirtelim. Bunun yanı sıra toplumun farklı kesimleri arasındaki ekonomik seviye farkından kaynaklanan sıkıntılar gittikçe büyümektedir. Bir yandan da özellikle, toplumun çoğunluğunu oluşturan düşük gelirli kesimleri gittikçe daha fazla zorlayan ekonomik sorunlar da günden güne artıyor.
Bütün bu sorunların da bir toplumsal patlamaya neden olması ve sokaklara taşması, zarar gören unsurların meydanlara çıkması durumunda ABD yönetiminin hadiselerle baş etmesi daha da zorlaşacaktır.







HABERE YORUM KAT