1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Huckabee’nin sözleri yeni bir Balfour mu?
Huckabee’nin sözleri yeni bir Balfour mu?

Huckabee’nin sözleri yeni bir Balfour mu?

ABD Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını Balfour Deklarasyonu’nun güncel bir devamı ve tüm İslam dünyasına yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor.

28 Şubat 2026 Cumartesi 19:17A+A-

Ahmet Varol / Yeni Akit

Tehdit İslam dünyasının tümüne yöneliktir

ABD’nin İsrail büyükelçisi Mike Huckabee’nin sözlerini anlayabilmek için Balfour Deklarasyonu’nu ve devamında yaşanan gelişmeleri iyi okumak gerekir. Çünkü bugün Huckabe’nin açıklaması da aslında İslam dünyasına yönelik bir deklarasyondur.

Bu deklarasyonla bugün İngiliz emperyalizminin mirasçısı ve Batı emperyalizminin liderliğini devralmış olan ABD, siyonist yahudileri İslam alemine yönelik savaşı için cepheye sürerken vadettiği “Büyük İsrail” idealinden vazgeçmediğini, bunun için desteğini sürdürmedeki kararlılığını ortaya koymaya çalışmıştır.


Huckabee aynı zamanda böyle bir deklarasyonla siyonist yahudileri rahatlatmaya ve İslam ülkelerinin güç birliği oluşturmasını engellemeye, Müslüman halklara yönelik fitne politikalarını organize etmeye devam ettikleri sürece kendilerine desteklerinin süreceğini vurgulamaya çalışmıştır. Gerçi her ne kadar evanjelik görüşlere sahip bir hristiyan olarak tanımlansa da ideolojik açıdan Huckabee de bir siyonist ya da siyonizm taraflısı bir politikacıdır. Ancak tartışma konusu olan açıklamasını siyasi kimliğiyle değil ABD temsilcisi sıfatıyla ve Batı emperyalizmi adına yapmıştır.


Bundan dolayı Huckabee’nin sözlerini bireysel tavır ve kişisel görüş olarak değerlendirmek, dolayısıyla tepkilerde onun şahsına odaklanmak son derece yanlıştır. Nasıl zamanın İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour 2 Kasım 2017 tarihli deklarasyonu kendi şahsı adına değil İngiliz emperyalizmi adına yayınladıysa aynı şekilde ABD’nin İsrail Büyükleçisi Mike Huckabee de söz konusu açıklamayı kendi adına değil ülkesi ve özellikle de ülkesinin bugün liderliğini yaptığı, kendini Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı olarak gören Batı emperyalizmi adına yapmıştır.


Eğer ki bu açıklama sadece bir büyükelçinin görüş ve iddiasından ibaret olsaydı “deli saçması” deyip geçebilirdik. Ama, bugün hâlâ İslam’a ve İslami uyanışa karşı savaş halinde olduğundan şüphe etmediğimiz bir emperyalist yayılmacı zihniyet adına yapıldıysa bir taraf için önemli bir vaat diğer taraf için de önemli bir tehdit niteliği taşımaktadır.

Biz, siyonist tehdidin sadece Filistin’i ve Filistinlileri ilgilendirmediğini yıllardan beri dile getirmeye çalışıyoruz. Bazen belki bizim bu konu üzerindeki ısrarlılığımızı ve siyonizm tehlikesine bu kadar çok dikkat çekmemizi garipseyenler olabilir. Ama bu tehdidin İslam âlemi açısından ne kadar ciddi bir tehlike oluşturduğu, Gazze’de, Avrupa’daki birçok ülkenin de desteğini alarak ABD ve İsrail’in birlikte gerçekleştirdiği korkunç soykırım ve ardından Huckabee’nin böyle deklarasyon niteliğinde bir açıklama yapması tehlikenin ne kadar büyük olduğunu ortaya koymuştur.



Bizim savaşımızın, yahudilere ve yahudiliğe yönelik olmadığını bir önceki yazımızda dile getirdiğimiz hususlar da ortaya koyuyor. Savaşımız, Müslümanların birlik ve bütünlüğünü bozan ve bugün hâlâ İslam’a karşı savaş halinde olan küresel emperyalizme, onun bu savaşta yahudileri seferber etmenin ideolojik altyapısını oluşturmak için şekillendirdiği siyonizme ve siyonist işgalciliğe karşıdır. Yahudiler de ne yazık ki bu kirli savaşta azgın ırkçı düşünceleriyle öne çıkan siyonizm tarafından çok sinsice kullanılmaktadır. Böyle bir savaşta dinlerine hizmet ettiklerini zanneden yahudiler ise, İsa (a.s.)’ı ortadan kaldırmak için Roma İmparatorluğu’yla işbirliği yapan yahudilerden farklı değildir.


Emperyalizmin hesabı “Büyük İsrail” planını bundan çok daha önce gerçekleştirmekti. Bunu başaramamasının tek sebebi Filistin’de direnişin kesintisiz bir şekilde sürmesi olmuştur.

Emperyalizmin tehdidi nasıl tüm İslam âlemine yönelikse, Filistin’de sürdürülen direniş de tüm İslam âlemini savunmaktadır. Filistin bütün Müslümanlar için bir ribat hattıdır. Bu hattın korunması için de oradaki direnişe sahip çıkmak ve destek vermek gerekir. Bu direniş haklı ve meşrudur. Batı medyasının bu direnişi kirletme amaçlı söylemlerini tekrarlamak emperyalizmin ideallerine hizmet etmekten başka bir şey değildir.

HABERE YORUM KAT