1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. FİLİSTİN

  4. Hafif bir esinti ile ağır bir anı arasında
Hafif bir esinti ile ağır bir anı arasında

Hafif bir esinti ile ağır bir anı arasında

​​​​​​​Bir gün, yerinden edilmiş insanlar olarak değil, çiftçiler, hayalperestler ve bu toprağın çocukları olarak zeytin hasadının tadını inşallah yeniden çıkaracağız.

18 Mart 2026 Çarşamba 20:52A+A-

Amna Dmeida’nın We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


11 Ekim 2022, zeytin topladığımız son gündü.

Zeytin hasadı sadece mevsimsel bir olaydan daha fazlasıydı; her ayrıntısını yaşadığım canlı bir hatıraydı.

Her yıl ikiz kardeşim Alaa ve ben, anne babamız, dedem ve ninem, amcalarımız ve onların çocuklarıyla birlikte şafak vakti zeytinliklere giderdik. Hava karanlıkken uyanırdık, her şeyi bir gece önceden planlamış olurduk: kim zeytin toplayacak?, kim örtüleri serecek?, kim kahvaltıyı hazırlayacak?

Zeytinleri toplamak için sepetleri, yeşil zeytinlerin üzerine düşmesi için ağaçların altına serilecek beyaz örtüleri ve dallara hafifçe vurmak için kullanacağımız sopaları hazırlardık. Ayrıca kekik, zeytinyağı ve salatalık turşusu da hazırlardık. Termosları çay ile doldururduk ve küçük bir aile için minibüsü ayırtırdık.

Tarlalara giderken, “sevinçten uçuyoruz” gibi hissettik. Yol kahkahalar ve şarkılarla doluydu, bazılarımız hala uykuluydular, ama her birimiz kalbimizde mutluluk dolu bir gün taşıyorduk.

Ancak her zamanki gibi, her seferinde bir şeyler unuturduk. Bazen çay için naneyi, bazen bıçak, kaşık veya tabağı, bazen de oturacağımız örtüyü unuturduk, bu yüzden doğrudan yere oturmak zorunda kalırdık. Ve bazen, en komik olanı, suyu unuturduk. Kendimize güler ve sanki hiçbir şey eksik değilmiş gibi güne devam ederdik, çünkü o yeri gerçekten dolduran şey birlikte olmaktı.

Vardığımızda, sanki bizim gelişimizi kutluyor gibi, gökyüzü sabahın renkleriyle boyanmıştı. Kadınlar örtüleri serdi, erkekler merdivenlere tırmandı ve dallara vurma sesi eski, tanıdık bir şarkı gibiydi. Büyük zeytin ağacının altında annem ve teyzelerim kahvaltıyı hazırladı: taze ekmek, saf zeytinyağı, o gün için özel olarak hazırlanmış salamura zeytin, taze kekik ve nane çayı. O sıcaklık ve aidiyet kokusu hala zihnimde ve kalbimde yaşıyor.

Bu sadece zeytinlerle ilgili değildi, aileyle ilgiliydi. Topladığımız her zeytin, toprağa ve kendimize, atalarımızın toprağında kalacağımıza dair bir sözdü. Büyükbabam molalarda bizi etrafında toplar, toprağın hikâyelerini anlatır ve hep şöyle derdi: “Biz sadece zeytin ağaçları dikmiyoruz, hatıralarımızı da ekiyoruz.”

Zeytin hasadımızı kelimelerle tam olarak anlatmak mümkün değil. Bu, altı on yıl boyunca zorbalığa karşı hayatta kalmamız kadar karmaşık bir şey. Bu biziz; zeytinler bizim ulusal gururumuz. Her Ekim ayı bize yeni bir ders veriyor: toprak unutulmuyor, anılar kaybolmuyor ve bu toprağın çocukları olarak, ne kadar uzağa gidersek gidelim, saldırganlar bizi ne kadar dağıtsa da, köklerimizi her yere bizimle birlikte taşıyoruz.

Yerinden edilmişlerin çadırında doğum günü

Alaa ve ben sadece doğumda değil, hatıralarda da ikiziz; aynı toprağa aynı sevgiyi ve aynı direnç öyküsünü taşıyoruz. İsimlerimiz Amna ve Alaa, barış ve güvenlik anlamına geliyor. Bunlar ailemizin umudu ve halkımızın bir parçası ve ülkemizde yeniden hüküm sürecekler.

Savaştan önceki son yıl, doğum günümüzü zeytin topladığımız topraklarda kutladık, çünkü orada aile ve zeytinlerin çevremizde olduğu atmosfer daha güzeldi.

Ancak savaştan sonra doğum günleri artık eskisi gibi değil, çünkü bazı bölgeler sarı bölge olarak sınıflandırılıyor ve işgal altında kalıyor, bu da hareketlerimizi ve günlük hayatımızı kısıtlıyor. İşgalciler, topraklarımızla birlikte neşemizi ve doğum günlerimizi de çalmış gibi hissediyoruz. Sanki işgalciler topraklarımızı aldıklarında neşemizi ve doğum günlerimizi de çalmışlar gibi. Ne zaman topraklarımıza dönüp orada doğum günümü kutlayabileceğimizi veya bu güzel anıların ne zaman geri geleceğini hayal edemiyorum.

'Biz kalacağız'

Gazze'de toprak, başka hiçbir yerde olmadığı kadar acı taşıyor. Toprak kuşatılmış, ağaçlar tahrip edilmiş ve çiftçiler tehdit altında zeytin topluyorlar.

Bir süre önce, İsrail ordusu üç günlüğüne bölgeden çekildiğinde, dedem evinin yakınındaki arazisine gitti. Döndüğünde bana şöyle dedi: "Tarlaya baktığımda, toprağın tükenmiş, ağaçların yaralanmış olduğunu gördüm. Birçoğu kökünden sökülmüş ya da yakılmış."

Ama umudumuzu kaybetmiyoruz. Umut her yerde. Umut bizim için bir zorunluluk!

Yazar Mumia Abu-Jamal Filistin halkı hakkında şöyle yazmış:

“Onların destansı kayıplarından, insanları birbirine, ezilenleri ezilenlere bağlayan bir dayanışma meyvesi doğar. Emperyalizmin zulmü artarak öfke ve tiksinti uyandırırken, dayanışma güçleri de büyür ve Dünya halklarının çoğunluğunu kapsar.”

“Filistin'e Mektuplar: Yazarlar Savaş ve İşgale Yanıt Veriyor” kitabından alıntı. (Vijay Prasad, ed., 2015)

Ekim her zaman zıtlıkların, sıcaklığın ve soğuğun, sonların ve başlangıçların, kederin ve umudun ayıdır. Kaybettiğimiz şeylerin acısını taşır, ama aynı zamanda geri dönüşün umudunu da. Zeytin ağacı bize dalların kırılabileceğini, ama tekrar büyüyebileceğini öğretir. Biz de öyle, eğiliriz, ama kırılmayız.

Bir gün, Ekim ayı hafif esintisiyle geri döndüğünde, yerinden edilmiş insanlar olarak değil, çiftçiler, hayalperestler, bu toprağın çocukları olarak tarlalarımıza geri döneceğiz. Ve “Kekik ve zeytin var olduğu sürece biz de var olacağız” demeye devam edeceğiz.

 

* Amna Dmeida, İslam Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı öğrencisi ve kendi deyimiyle “satır aralarında kendini bulan bir yazar”.

Şöyle ekliyor: “Yazma konusunda tutkumu ve gücümü keşfettim, Gazze'de yaşanan hikâyeleri anlatarak dünyaya bizim sadece sayılar değil, hayalleri ve detayları olan bireyler olduğumuzu göstermeye çalışıyorum. Bu hikâyeleri daha geniş bir kitleyle paylaşmaya devam etmeyi umuyorum. Merakımı ve direncimi kullanarak yeni hikâyeler ve bakış açıları keşfetmek için yazar ve gazeteci olarak gelişmeyi hedefliyorum. Sesimin kim olduğumu yansıtmasını ve dürüstlüğüm ve iç görümle başkalarına ilham vermesini istiyorum.”

HABERE YORUM KAT