1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Genç kuşaklarını ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!
Genç kuşaklarını ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!

Genç kuşaklarını ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!

Yaşar Değirmenci, gençliğin ahlâkî ve fikrî olarak korunmasının ancak ailenin, aidiyet duygusunun ve dinin hayatın merkezinde tutulmasıyla mümkün olacağını ifade ediyor.

25 Ocak 2026 Pazar 17:37A+A-

Yaşar Değirmenci/Yeni Akit

Genç kuşaklarını ihmal edenler, geleceklerini imha ederler!

Gençliği kötülüklerden korumanın ve toplumun yönlendirici gücü haline getirmenin ilk şartı anne babanın, yani ailenin korunmuş olmasıdır. İnsanlarda aidiyet ihtiyacı, sayılma ve itibar görme ihtiyacı vardır. Bunun için zamana ve zemine göre fikirler üretmek gerekir. Kur’an-ı Kerim’de uzunca anlatılan ‘Ashab-ı Kehf’ güzel bir örnektir. 

Bunlar Kur’an ifadesiyle ‘Allah’a iman eden bir grup genç’ idiler. Toplumun fesadından ve baskısından uzaklaşıp âdeta bir kamp ortamı yaşadılar. Demek ki iyi olabilmenin bir yolu da kötüden ve kötülerden uzaklaşabilmektir. Bu sebeple Allah (cc) müminlere ‘kendinizi koruyun ve dürüst/sadık insanlarla beraber olun’ buyurmuştur. ‘Bir gün gelecek kendilerine haksızlık edenler ellerini ısırıp, ah keşke Resul’ün yolunda olsaydım, keşke falanı filanı arkadaş edinmeseydim. Çünkü onlar beni Allah’a kulluktan alıkoydular’ diyecekler (25 Furkan 27-29). Şeytana kul olup şeytanlaşan insanlar, cin şeytanlarından daha zararlıdır.

“...Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” (23 Mü’minûn 97, 98)

Peygamber Efendimizin gençlik yıllarında ‘Erdemliler birliği’ diyebileceğimiz ‘Hilfu’l-fudûl’ adlı bir derneğin üyesi olduğunu herkes bilir. Bu gençlerin hedefi Mekke toplumunda görülen haksızlıkların önüne geçmekti. Peygamber olarak yaratılan, ama henüz risaletle görevlendirilmeyen bir gencin işe bununla başlatılması anlamlıdır. Sanki ilk hedef insanlara yardım etmedir. Peygamber olduktan sonra bile kendisine o günler hatırlatıldığında ‘bugün olsa öyle bir birliğe yine katılırım’ diyecektir. O halde gençler böyle oluşumlarla kendilerini bulabilir, topluma ve insanlığa hizmet etmenin tadını alıp kimlik ve aidiyet oluşturabilirler.

Dünyadan ve insanlardan koparılmış bir din, gençleri tatmin etmiyor. Zaten biz buna Müslümanların kendi elleriyle kurdukları tersinden laiklik diyoruz. Dini hayatın içine sokmayıp kutsal hâle getirilen, değiştirilemeyen Laiklik putlaştırmanın da sebeplerinden. Gençlerin hayatlarında, yaşayışlarına dini değerler girmeliyken din hayattan çıkarılınca gençliğin şimdi düşürüldükleri hâl sebep değil, sonuçtur. Bunun da iki sebebi: Kemalizm ve Laikliktir! Bunlar çöpe atılmadan kurtuluş olmaz.


Gençlik programları için camileri buluşma mekânları yapmak da çok isabetli olur. Dünya ile ukbayı birleştirme fırsatı bulmuş, hareketlerinin bir süre sonra dünyevileşmesinin ve eğlenceye dönüşmesinin de önünü kesmiş olurlar.

Popüler kültür ve popüler kültürün en yaygın mecrası sosyal medya, bu kültürel soykırımı katmerli hâle getiriyor. Liselerdeki çocuklarımızın kaçta kaçının İslâm diye bir derdi, davası, iddiası, hayali ve rüyası vardır. Üniversitelerdeki çocuklarımızın kaçta kaçı kendi değerlerini biliyor.

Genç kuşaklarını ihmal edenler, geleceklerini imha ederler. Çocuklarımız hız, haz ve hırs peşinde. Hedonizmin, egoizmin, nihilizmin kurbanları olmak üzereler. Bütün bu akımlar, deizmin, ateizmin kucağına itiyor çocuklarımızı. 

Gençlerimiz; Yeryüzünde meydana gelen olayların tesadüfen cereyan etmediğini artık idrak etmek zorunda. Yeryüzünde yaşayan bütün insanlık üzerinde kendi hâkimiyetini kurmak, bütün insanları köle yapmak ve kendine tâbi kılmak ve sömürmek isteyen bir Siyonizm gücünü, varlığını artık görmeli.


Her hâlükârda vazgeçilemez olan iş, okuyarak tartışmak ve öğrendiklerini eyleme geçirmektir. Siyonizm, dertsiz gençleri de çok beğenir. Çünkü kendi gündemi olmayan, Müslümanların derdiyle dertlenmeyen gençlerin ümmetin sorunlarına da çare üretmesi beklenemez.

Ömrünü dizilerle, filmlerle, flörtle ve internetle tüketen, bir futbol takımının maçını kaçırdığına üzüldüğü kadar bir namazı kaçırdığına üzülmeyen, popüler kültürün pençesinde eriyip giden gençler, Siyonizm için vazgeçilmez gençlerdir. Çünkü derdin olmadığı yerde Siyonizme karşı direniş de olmaz. Yusuf Kaplan hocamızın gençlere hitabıyla bitireyim.

Ey Genç!

Mekke’de Müslüman zihni, idraki, şahsiyeti ve dili inşa edildi. Medine’de bu Müslüman zihni, idraki, şahsiyeti ve dili, Yer’ini, zeminini buldu, dünyasını kurdu.

Ey Genç!

Sen, rahmet peygamberinin ümmeti, insanlığın yükünü omuzlarında hisseden, bu büyük mesuliyetle insanlığın önünü açacak hakikat medeniyetinin öncü neferisin!


Ey Genç!

İddian yoksa rüya göremezsin. Rüyasını göremediğin bir iddiayı hayata geçiremezsin.

Unutma: Yol sefasını sürenlerle değil, cefasını çekenlerle yürünür.

Ey Genç!

Bütün insanlık, hakikat pınarından kana kana içmek için seni bekliyor!

İnsanlık, hakikatin özlü sözünün diriltici bir dille dile, düşünceye, hayata aktarılmasını bekleyen, bu dünyada yaşayacak ama bu dünyayı yaşamayacak, bu dünyayı aşacak bütün çağrılara ve çağlara ulaşacak, sözün özü, çağrısı çağını kuracak öncü diriliş ve varoluş erlerinin sesini ve nefesini bekliyor nefes nefese…

Kalk ayağa...

Ve ilim, irfan, hikmet burçlarında hakikat medeniyetinin sönmeyen nûruyla insanlığı, varlığı ve bütün dünyayı aydınlatacak, esenliğe çıkaracak, kardeşliğe, adalete ve hakkaniyete çağıracak hakikat çağının habercisi hakikat bayrağını dalgalandır!

Unutma: Dünya sana gebe, sen hakikate!

HABERE YORUM KAT