
“Filistin mücadelesi Batı'da sömürgecilik tartışmalarını görünür kıldı”
ABD'li siyaset bilimci ve yazar Prof. Norton, "Ekonomik mülksüzleştirme, toprak gasbı, kaynakların sömürülmesi ve iklim değişikliği sorunları, kısmen Filistin mücadelesi sayesinde görünür hale geldi." dedi.
Pennsylvania Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Anne Norton, küresel krizlerin nedenleri ve sömürgecilik mirasının ele alınacağı “World Decolonization Forum” kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Dekolonizasyon tartışmalarının günümüzde aciliyet kazanmasının iki temel nedeni olduğunu söyleyen Norton, dünyada mevcut güç dengelerinin sarsıldığı bir dönemin yaşandığını ifade etti.
ABD’de devlet şiddeti, Orta Doğu’da İsrail’in yayılmacı politikaları ve eski imparatorlukların güç kaybının dikkati çektiğini belirten Norton, buna karşılık çok merkezli yeni bir dünya ihtimalinin de ortaya çıktığını dile getirdi.
Norton, özellikle genç kuşakların farklı bilgi kaynaklarına yöneldiğine değinerek, “Küresel kuzeyde, Batı’da genç nesiller arasında yeni bilgi biçimlerine ve yeni perspektiflere yönelik bir ilgi ve iştah var.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin bu dönüşüm açısından önemli bir merkez olduğunu söyleyen Norton, “Türkiye her zaman kültürün, sanatın ve bilginin üretildiği bir yer oldu. Aynı zamanda (Türkiye) bu bölgenin ekonomik merkezidir. Dolayısıyla, sömürgecilikten arınma hakkında bir konferans düzenlemek için doğal bir yerdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Filistin mücadelesi "siyaseti yeni insanlara açtı" vurgusu
Filistin mücadelesinin son yıllarda Batı kamuoyunda daha görünür hale geldiğine işaret eden Norton, "Bence Filistin mücadelesi, daha önce olmadığı kadar Batılılar için görünür hale geldi. Bu trajik, çünkü Gazze'nin yıkımına, hastanelerin bombalanmasına, basına yapılan saldırılara ve elbette milyonlarca ölüye, birçoğu hala enkaz altında olanlara bir yanıt niteliğinde." değerlendirmesinde bulundu.
Filistin mücadelesinin "siyaseti yeni insanlara açtığını" kaydeden Norton, ABD’de Müslüman siyasetçilerin daha fazla görünürlük kazandığını ifade etti.
Norton, ABD'deki yeni Müslüman siyasetçilerin yalnızca Müslüman seçmenlerden değil, her türlü kesimden de destek aldığını söyledi.
Filistin mücadelesinin sömürgecilik tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdığını belirten Norton, "Ekonomik mülksüzleştirme, toprak gasbı, kaynakların sömürülmesi ve iklim değişikliği sorunları, kısmen Filistin mücadelesi sayesinde görünür hale geldi." dedi.
Batı’da insanların Filistin’e ilişkin bilgilere kendi ana akım medyalarından değil, alternatif kaynaklardan ulaşmaya başladığına dikkati çeken Norton, “Haberler, yayınlar ve dünya jeopolitiğine dair farklı bakış açıları için başka yerlere gidebileceğinizi öğrendiğinizde, bu geri alınamaz ve sömürgecilik karşıtı düşüncenin yayılması için büyük bir umut doğurur.” yorumunu yaptı.
Üniversite ve akademinin gücü hala sınırlı
Batı’daki üniversitelerin ve medya kuruluşlarının Filistin konusuna yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Norton, akademik çevrelerde öğrenciler ve akademisyenlerin daha açık bir tutum sergilediğini ancak karar verici yapılar üzerinde yeterli güce sahip olmadığını söyledi.
Norton, bununla birlikte son dönemde özellikle lisansüstü öğrenciler arasında artan sendikalaşma hareketlerinin akademide güç dengelerini değiştirebileceğine dikkati çekerek, bu sürecin “akademik ekosistemi önemli ölçüde dönüştürebileceğini” vurguladı.
“Dekolonize düşünce tek bir kültürel kaynaktan beslenmez”
Dekolonize düşüncenin pratikte nasıl bir karşılığı olacağı sorusuna ise Norton, "bunun henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadığı ancak bazı özelliklerinin şimdiden görülebildiği" yanıtını verdi.
Düşüncenin dekolonizasyonunun tek bir kültürel temele sıkışıp kalmaması gerektiğini, aksine çoğulcu bir yapıya kavuşması gerektiğini vurgulayan Norton, “Bu yapının sahip olabileceği özellikleri de görebiliriz. Sadece tek bir kültürel kaynaktan beslenmeyecek, birden fazla kültürel kaynaktan beslenecek. Siyaset hakkında konuşan insanlar, görüşlerini ve fikirlerini kamuoyunda dile getirirken bu farklı kaynaklardan yararlanacak.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medyanın bilgi dolaşımını hızlandırdığını ancak Batı’da bu alanın büyük şirketler ve oligarkların kontrolü altında olduğunu vurgulayan Norton, "Batı'daki sorunlardan biri de sosyal medyanın şirketler ve oligarklar tarafından çok güçlü bir şekilde kontrol edilmesidir. Bunun kırılması gerekiyor." dedi.
İstanbul’un küresel bilgi üretim merkezlerinden biri haline gelebileceğine işaret eden Norton, Filistin basınının da bu konuda dikkat çekici bir örnek sunduğunu belirtti.
Norton, “Filistin basını iki şeyle dikkati çekiyor; biri olağanüstü cesaretleri, diğeri ise haberi gerçekten üretmeleri.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul’un yanı sıra Brezilya ve Arjantin gibi merkezlerin de küresel ölçekte haber ve düşünce üretiminde etkili olabileceğini ifade eden Norton, Türkiye’nin tarihsel ve kültürel mirasının bu açıdan önemli avantaj sağladığını dile getirdi.




HABERE YORUM KAT