1. YAZARLAR

  2. Abdulhamit Bilici

  3. Ergenekon'un hedefindeki NATO komutanı
Abdulhamit Bilici

Abdulhamit Bilici

Yazarın Tüm Yazıları >

Ergenekon'un hedefindeki NATO komutanı

19 Ağustos 2009 Çarşamba 00:01A+A-

Türkiye gibi medeniyetlerin ve küresel rekabetlerin kesiştiği bir ülkede, olayların içeriden nasıl göründüğü kadar, dışarıdan nasıl algılandığı da büyük önem taşır. Bu açıdan son dönemde ülkemizin yaşadığı dönüşümün, toplumsal değişim çabasının ve her alanda verilen demokrasi mücadelesinin doğru anlaşılması çok önemli.

Bu kritik süreçte önemli bir yer tutan ve son iki yıla damgasını vuran Ergenekon olayı için de bu fazlasıyla geçerli.

Yıllardır yaşadığımız ve içinden bir türlü çıkamadığımız derin sorunları iyi bildiğini düşündüğüm İngiliz araştırmacı Gareth Jenkins'in Ergenekon üzerine bir rapor yazdığını görünce, bunun Batı kamuoyunun konuyu anlamasına bir katkı sağlayacağını düşündüm. Ama Milliyet'in haberinde (17.8.09) özetlenen raporda, içeride bu konuyu olduğundan küçük göstermek isteyenlerin tezlerinin öne çıkmasına şaşırdım.

Ele geçirilmiş bunca cephane, sanıkların yasal dinlemeye takılmış konuşmaları, bir sürü belge, binlerce sayfalık iddianame ve uluslararası raporlara yansımış değerlendirmeler varken, "Ergenekon örgütünün gerçekten var olup olmadığını sorgulamak" üzere bir rapor yazılması hayli ilginç değil mi?

'Gerçek ile fantezi arasında: Türkiye'nin Ergenekon Soruşturması' isimli 83 sayfalık raporda, bir yandan suçlananların darbe peşinde olduğu söyleniyor; ama diğer yandan bu insanların çoğunun AK Parti'ye muhalefet dışında bir suçu varmış gibi gözükmediği vurgulanıyor. Ortaya konulan delillerin tamamen fabrikasyon olmasa da savcıların, davanın gerçekliğine fazla inanması yüzünden mantıksızlıkları göremediği ifade ediliyor.

Yargı sürecindeki sorunlar yüzünden toplumun Ergenekon konusunda bölündüğü, bu yüzden fırsatın kaçtığı not edildikten sonra, tam da davayı gözden düşürmeye çalışanların sıkça gündeme getirdiği kışkırtıcı bir öngörüyle "davanın iddia edildiği gibi Türkiye'de çoğulcu demokrasinin yerleşmesi yönünde büyük bir adım teşkil etmek yerine otoriter tek parti yönetimi doğrultusunda büyük bir adım haline dönüşmesi endişesi" dile getiriliyor.

Halbuki gazetenin takdiminin aksine Ergenekon ilk kez Batı'da ele alınıyor değil. Şimdiye kadar birçok resmî ve sivil Batılı bu konuya bakışını ortaya koydu. Batı'da Türkiye'yi en yakından izleyen kurumların başında gelen Avrupa Parlamentosu'nun birçok üyesi, davanın demokrasi için fırsat olduğunu ve sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ifade etti.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten'in kaleme aldığı Türkiye raporunda, ''Ergenekon'' sanıklarının yargılanmaya başlanmasından memnuniyet duyulduğu belirtilerek, ''örgütün devlet kurumlarına sızan uzantılarının bütünüyle ortaya çıkarılması için soruşturmanın sürdürülmesi'' çağrısı yapıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2009 raporunun Türkiye bölümünde, davanın "ordu ve devletin bazı unsurlarının siyasetteki olumsuz rolleriyle mücadele için fırsat" olduğu belirtildi. Bu şekilde sayısız örnek zikretmek mümkün.

Avrupa'nın Ergenekon'a bakışının Gareth'in belirttiği gibi olması kolay değil. Zira Ergenekon terör örgütünün hedefleri arasında sadece Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Büyükanıt veya Kürt, Alevi, Ermeni vatandaşlarımız yok. Gareth, 3. iddianameyi dikkatle okusaydı, İzmir'de görev yapan bir NATO komutanını hedef alan suikast planını da görecekti. Orada, 2006'da NATO'nun İzmir'deki hava gücünde komutan yardımcısı olarak görev yapan İspanyol asıllı Eduardo Zamarripa Martinez'in nasıl susturulacağı Hayati Özcan isimli şahısta ele geçirilen CD'de detaylarıyla anlatılıyor. O kadar ki, "Yedek 123/Foto" klasörü içerisinde yer alan "SUSACAK" isimli resim dosyasında komutanın fotoğrafı üzerine bir çarpı bile konulmuş.

Belgede, karargâhın krokisi, zor durumda neler yapılacağı, açık otoparkın yanındaki binanın nasıl kiralanacağı detaylarıyla anlatılıyor. İsteyenler, iddianamenin 45. sayfasındaki ayrıntıları okuyabilir. Şahsen iddianameyle de yetinmeyip küçük bir araştırma yaptım. Gerçekten de böyle biri vardı ve yeni görev yeri İtalya'daki Napoli üssüydü. İzinde olduğu için kendisiyle konuşamadım. Olayı izlediklerini söyleyen yardımcıları, hem Türkiye'nin iç işi olduğu için hem de süren bir dava olduğu için yorum yapmak istemediklerini söylediler. Eminim, askerî konuları takip eden Gareth isterse, Brüksel'deki NATO merkezinden benden daha fazla detay alabilir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT