Ergenekon Devletinin Yargı Oyunları...

Ergenekon Devletinin Yargı Oyunları...

Mahkûm eden hakim, sanığın avukatı oluyorsa... Hakim, sanık ile dünür oluyorsa… Dünkü ve bugünkü yazılarında Sabih Kanadoğlu ile İbrahim Şahin’in ilişkisinden bahseden Ali İ. Karahasanoğlu, Susurluk’tan Ergenekon’a yargı içindeki çeteleşmeye dikkat çekiyo

Ali İhsan Karahasanoğlu'nun Vakit gazetesinin dünkü ve bugünkü nüshalarında yayınlanan yazıları:

 

10 Ocak 2009

 

Kanadoğlu, İbrahim Şahin ve derin devlet gazetesi operasyonu!

"Derin devlet olmalı" diyerek illegal eylemlere yeşil ışık yakan, solcu demokratların(!) genel yayın yönetmenliği yaptığı gazete, atağa geçti..
İddia şu: Yargıtay emekli Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, İbrahim Şahin'in cezaevine girmesine sebeb olan Başsavcıdır.
O halde, İbrahim Şahin ile Sabih Kanadoğlu'nun aynı davada sanık olmaları akla ziyan bir iddiadır.
Öyle mi?
Öyle!
O halde buyurun, yaşananları bir de, "derin devlet olmamalı" diyen gazeteci gözlüğü ile ve arka planını da açıklayarak ortaya koyalım:
Sabih Kanadoğlu, İbrahim Şahin davasında ne dedi?
"Karar bozulmamalı onanmalıdır" yani;
"Fazla kurcalamayın. Bir an önce 6 yıllık cezayı onayın, bitsin bu iş!" dedi.
Sabih Bey'in dediği oldu ve İbrahim Şahin'in 6 yıllık cezası kesinleşti. Oysa Yargıtay kararı iki sebeble bozmuştu:
a- Gizli celse yapılmalıydı.
b- Dosya Topal davasıyla birleşmeliydi...
Demekki; Sabih Kanadoğlu itiraz etmeseydi ne olacakmış?
İbrahim Şahin'in talebi gereği, "gizli celse" yapılacak ve "devlet sırrıdır açıklayamam" diye bilgi verilmeyen konular aydınlığa kavuşacaktı..
Sabih bey itiraz etti. "Karar onansın. Dava bitsin" dedi.. Böylece "gizli celse"de, "devlet sırrı"nın açıklığa kavuşmasının önü tıkanmış oldu!
Sabih bey itiraz etmeseydi başka ne olacaktı?
İbrahim Şahin'in çete davası, kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal davası ile birleştirilmesinin önü açılacaktı.
Bu durumda ne olacaktı?
İbrahim Şahin, Ömer Lütfi Topal cinayetinden de ifade verecekti.
Cinayetten yargılanacaktı.
Sabih bey itiraz edince ne oldu?
İbrahim Şahin, Ömer Lütfi Topal cinayeti ile ilgili ifade vermekten kurtulmuş oldu..
Derin devlet gazetesi bir de diyor ki, "Sabih bey olmasaydı, İbrahim Şahin dosyası zamanaşımına uğrayacaktı!"
Adamların "derin devlet olmalı" diyen genel yayın yönetmenleri var ama, bir tane "hukukçu"ları yok anlaşılan.
Açıp baksaydılar; o tarihte yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu'na, göreceklerdi zamanaşımının kaç yıl olduğunu!
Kaç yıl zamanaşı mı?
İbrahim Şahin 6 yıla mahkûm olduğuna göre, TCK 102/3 gereği 10 sene.. Bunun bir de, zamanaşımını kesin işlemler sebebi ile TCK 104/son gereği 1/2 oranında uzatması var.. Yani tam 15 sene..
Suç tarihi ne idi?
1996 Kasım ayı..
Ne zaman dolar zamanaşımı süresi?
2011 yılının Kasım ayında..
Değil 2002'de, bugün bile zamanaşımı süresi dolmuş değil!
Peki derin devlet gazetesi gerçekleri niye böyle çarpıtıyor?
"Adamı cezaevine attıran bir savcı ile, cezaevine atılan o sanığın işbirliği yaptığı iddiası akla aykırıdır" kanaatini kamuoyuna pompalamak için.
Peki, öyle miymiş?
Yukarıda anlattık. Verilen bilgiler bunu ispatlamıyor!
İbrahim Şahin, zamanaşımına uğrayıp kurtulacağı bir dosyadan Sabih bey sebebiyle cezaevine girmiş değil.
Dosyanın zamanaşımına girme ihtimali olmadığı gibi, "gizli celse"de "devlet sırrı"nın açıklanmasının da önü, Sabih bey tarafından tıkanmış. Üstelik, İbrahim Şahin'in cinayetten yargılanmasına da engel olunmuş!
Kimbilir belki de; bozma kararı gereği, İbrahim Şahin yeniden yargılanmaya başlayacak, "devlet sırrı" dediği bilgileri "gizli celse"de mahkemeye açıklayacaktı..
Belki de, şimdi Ergenekon davası kapsamında tek tek toplanan bilgiler, o gün "gizli celse" de İbrahim Şahin tarafından topluca "itiraf" olarak açıklanacaktı.
Tabii o bilgiler içinde, o tarihe kadarki olaylar olacaktı ama, onlar da zaten, belki de 2000'den sonra yaşadığımız "derin devlet" operasyonlarının yaşanmasını önleyecekti!
İbrahim Şahin, kendisine ceza verilmemesi için, "gizli celse"de gerçekleri anlatacak, o "gizli celse"de anlatılanlar da, "derin devlet"in bir daha benzer operasyonlar gerçekleştirmesine, önleyici rol oynayacaktı.
Sadece bu değil..
İbrahim Şahin'in, Ömer Lütfi Topal davasında yargılanması da sağlanıp, olaylardan 6 yıllık ceza ile kurtulması, önlenmiş olacaktı.
Belki de Şahin, Topal cinayetinden 25 yıl yiyecekti!
Görüyorsunuz değil mi, ne numaralar dönüyor!
Siz zannediyorsunuz ki, savcımız sanığı cezaevine attırmış!
Oysa tam aksine, savcımız sanığı cezaevine attırırken, aslında kurtarmış!
25+6 yıl yerine, sadece 6 yıl verilmesini sağlamış!
Bu arada, derin örgüt Ergenekon'u da kurtarmış!
"Gizli celse"de, gerçeklerin açıklanmasını önlemiş!
Değil mi Sabih bey?

11 Ocak 2009

"Ben o p...k'le aynı örgütte miyim?" sorusu!

"Ben o p...k'le aynı örgütte miyim" diye haykırası gelmiş Kemal Gürüz'ün..
"P..K" dediği de Yalçın Küçük!
Adamın bir şeye yandığı yok, niye o "p...k" ile aynı örgütte gösteriliyormuş, ona hayret ediyor!
Daha doğrusu, "Hayret ediyor" görünüyor!
Oysa kendisi de, aynı örgütte daha başka ne "..."lerle birlikte olduğunu çok iyi biliyor!
Biliyor da, numara yapıyor!
Ergenekon'un temeli "numara/aldatmaca" çünkü!
Defalarca yazdık, ülkücü Abdullah Çatlı ile, solcu polis derneğinin kurucusu, aynı zamanda alevi emniyet müdürü olarak tanınan Hüseyin Kocadağ'ın aynı arabada ne işi vardı?
Aynı arabada ölmemiş olsalardı, sorulduğunda eminim Abdullah Çatlı da şöyle diyecekti: "Ben o solcu ... müdür ile aynı örgütte miyim?"
Böyle sorarak, örgüt şifrelerinin çözülmesini engelleyecekti!..
Kemal Bey "p....k" ile aynı örgütte olduğuna hayret ettiğine (aslında etmiyor da, öyle görünüyor) göre, ben kendisinin hayretlerini biraz daha kabartayım..
Birkaç bilgi vereyim.
Dünkü gazetelerde bazı Ergenekon avukatı yazarlar tekrarladığı için, dünkü yazımda belirttiğim "Sabih Kanadoğlu-İbrahim Şahin" ilişkisini bir daha hatırlatayım.. Sabih Kanadoğlu, İbrahim Şahin'in cezasının onanmasını istedi ama, aslında bu onama isteği ile, onu 25 yıl daha fazla ceza almaktan kurtardı.. Olaya bir de böyle bakmalısınız!
Birkaç bilgi daha vereyim..
İbrahim Şahin, o malum davada kim ile birlikte mahkûm oldu?
Korkut Eken ile..
Korkut Eken kim?
Susurluk davasına bakan 8. Ceza Dairesi Üyesi Yusuf Kenan Doğan'ın dünürü..
Peki Yusuf Kenan Doğan'ın başka özelliği var mı?
Var; 2002 seçimlerinde, CHP Malatya Milletvekili Adayı olan bir dede!
Eken'in dünürü Doğan'ı, siz de hatırlamış olmalısınız.. Necmeddin Erbakan ve Tayyip Erdoğan'ın, 312/2'den mahkûm oldukları davada, Yargıtay kararına imza atan bir hakim.. O mahkûmiyet sebebi ile, Necmeddin Erbakan 2002 seçimlerine giremedi.. Yine Tayyip Erdoğan'ın, 2002'de milletvekili seçimine girmesi önlenirken, Kenan Doğan'ın imzası olan Yargıtay kararı önemli rol oynadı..
Bir yanda Susurlukçular var. Bir yanda onların davalarına bakan dünür hakimler.
Bir yanda Susurlukçuların engellemek istedikleri siyasetçiler var... Diğer yanda, o siyasetçileri, yargı yetkisini istismar ederek devre dışı bırakan dünür hakimler!
Bitti mi ilginç birliktelikler?
Hiç biter mi?! Yerimiz biter, bu derin birliktelikler bitmez..
Bir bilgi daha size..
İbrahim Şahin'i mahkûm eden İstanbul 6 DGM'nin başkanı kimdi? Metin Çetinbaş.
Metin Bey şimdi ne yapar?
Ergenekon davası sanıklarından Kemal Alemdaroğlu'nun avukatlığını yapar.
Dün Susurluk'u mahkûm etti (etti göründü).. Bugün Ergenekon'u savunuyor!
Bugüne kadar gözlerden kaçırılan bir ilginç bilgi daha vereyim.
Susurluk olayının en önemli ikinci davası olan Topal cinayetinde, yargılamayı yapan hakim kim?
Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İskender Tepebaşılı!
İskender Bey kim?
Cumhuriyet gazetesinde, Ergenekon sanığı İlhan Selçuk vasıtası ile ikinci sayfada yazıları yayınlanan bir hakim!
Peki Cumhuriyet'te yazıları yayınladığına göre, Susurluk'a karşı çıkıyor olması gereken bu hakim, Topal cinayetinden yargılanan, o meşhur üç özel timci polise, ne ceza verdi?
Beraat!
Kafanız hepten karıştı değil mi?
Kemal Gürüz Bey de, kafanız karışsın diye "Ben o p...kle aynı örgütte miyim?" diye soruyordu zaten..
Ergenekoncu gazeteciler de, "Bu kişi, o kişi ile hiç birlikte olabilir mi" diye sorduklarında, hep aynı amacı gözetiyorlar: "Kafaları karıştırmak!"
Mahkûm eden hakim, sanığın avukatı oluyorsa.. Hakim, sanık ile dünür oluyorsa.. Ceza verilirken, aslında sanık kurtarılıyorsa.. Gazete yazısında Susurluk karşıtlığı yapan hakimler, Susurlukçuları beraat ettiriyorlarsa..
Siz her şeyi not edin..
"Derin"dekilerin kafanızı karıştırmasına izin vermeyin!

Ali İhsan Karahasanoğlu / VAKİT

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir