1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Epstein mailleri ne anlatıyor, neyi gizliyor?
Epstein mailleri ne anlatıyor, neyi gizliyor?

Epstein mailleri ne anlatıyor, neyi gizliyor?

İbrahim Karataş, Epstein belgelerinin bireysel suçlardan öte, şantaj ve istihbarat ilişkileri üzerinden küresel siyaseti yönlendiren bir güç ağını açığa çıkardığını savunuyor.

05 Şubat 2026 Perşembe 15:36A+A-

İbrahim Karataş / Fokusplus

Epstein Belgeleri Nedir, Ne Değildir?

Jeffrey Epstein’e ait e-mailler son bir yıldır kısım kısım kamuoyu ile paylaşılıyor. Her paylaşım en inanılması zor komplo teorilerini bile doğrulayacak derecede bilgiler içermesinin yanı sıra dünyanın tehlikeli insanların elinde nasıl heder edildiğini gözler önüne seriyor. Dünya diyoruz çünkü Epstein ve çevresi sadece küçük çocukları Amerikalı zengin kişilere seks objesi olarak sunmaktan daha fazlasını yapmış görünüyor. Diğer bir deyişle, Epstein belgelerinde yaşananlar birilerinin gizli günahları/suçlarından da öte ABD ve diğer ülkeleri seks tapeleri ile dizayn etme amacını taşıyor.  

Çünkü son yayınlanan belgelerde çok sayıda devlet adamı, iş adamı, gazeteci, akademisyen ve siyasetçinin ahlaksızlıklarının yanı sıra dış politikaya dair birçok yorum ve bilgi de bulunuyor. Özellikle Orta Doğu ile ilgili çok sayıda yazışma dikkat çekiyor. Örneğin Epstein Erdoğan’ın politikalarından duyduğu rahatsızlığı, Erdoğan’ın İsrail karşıtlığından tutun Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerine kadar birçok hususta memnuniyetsizliğini dile getiriyor.  Jeffrey Epstein diğer bir yazışmada 2017’de Katar’ın Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır tarafından ablukaya alınmasına değiniyor ve Doha’da Türk askeri varlığının Katar’ın istilasına engel olduğunu söylüyor. Nitekim dediği gibi oldu ve Katar birkaç yıl abluka altında kaldı ve fakat işgal edilemedi.  

Başka bir belgede BAE Lideri El Nahyan’ın Suudi Prens Muhammed Bin Selman’ın (MbS) Cemal Kaşıkçı’yı öldürmesi için tuzağa düşürdüğünü ve bu sayede dünyanın MbS’ye tepki vereceğini, sonuç olarak MbS’nin veliahtlık pozisyonunu bırakacağını düşündüğünü yazıyor. Epstein’in BAE ile sıkı ilişkileri olduğu birçok belgeden anlaşılabiliyor. Öte yandan, Epstein Muhammed Mursi’den de büyük rahatsızlık duyuyor. Onun Mısır’ı yeniden dizayn etmeye çabaladığını ve şeriat kurallarını uygulamaya çalıştığını iddia ediyor.  

Belgelere bakınca Epstein’in yorumlarını bir Amerikalı olarak değil de bir İsrail vatandaşıymışçasına dile getirdiği görülüyor. Özellikle Orta Doğu ülkeleri ile ilgili paylaşımlarda bu tarafgirlik çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Dolayısıyla İsrail için çalıştığını kendi yorumlarıyla da belli etmiş oluyor. Nitekim bir e-mail yazışmasında eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’tan kendisinin Mossad ajanı olmadığına dair bir beyan vermesini istiyor. Öte yandan Epstein’in sık sık görüştüğü kişilerin çoğunun Siyonizmi benimsemiş Yahudiler olması dikkat çekiyor.  

Epstein belgelerinde dış politikaya dair yazılan birçok şeyin pratikte bir yansımasının olduğunu görmek mümkün. Somaliland’ın Epstein belgelerinde geçtikten yıllar sonra İsrail tarafından tanınması tesadüf değildir. Çoğumuz İsrail’in Somaliland’ı tanımasına anlam veremezken, Epstein’in maillerinden orada bol ve temiz su yatakları olduğunu öğreniyoruz.  

Ayrıca Trump’ın ve diğer Amerikalı birçok politikacının İsrail’e sınırsız destek vermesi de Epstein ile ilgili. Epstein’in tuzağına düşen söz konusu kişiler, yıllar sonra gizlice çekilen kasetleri ortaya çıkmasın diye her söyleneni yapmak zorunda kalıyorlar. Öyle ki Sırbistan Cumhurbaşkanı Alexander Vucic bile 1 Şubat’ta verdiği bir demeçte Epstein belgelerinin Orta Doğu’da tansiyonu yükseltebileceğini ve ABD’nin iç politikadan dikkatleri çekmek için İran’a saldırabileceğini söyledi.  

Epstein belgeleri ifşa oldukça, Vuciç gibi liderlerin yanı sıra sıradan insanlar da Trump liderliğindeki Amerikan yönetiminin şantajla ülke işgal ettiğine veya bombaladığına inanmaya başladı ve haklı olmaları kuvvetle muhtemeldir. Çünkü mesela bizzat İsrail medyası İsrail hükümetinin Maduro’nun alaşağı edilmesi için Trump’a baskı yaptığını iddia etmişti.  

Trump'ın tutarsız politikası

Trump’ın son günlerde İran’ı bombalamakla tehdit etmesine de bu bağlamda bakılıyor. Kimse Trump’ın İranlı sivillerin rejim tarafından öldürülmesi nedeniyle İran’ı bombalamak istediğine inanmıyor. Çünkü Trump Gazze’de çocuklar katledilirken İsrail’e dur demek bir yana, bu ülkeye silah sevkiyatına devam etti. Rusya, Ukrayna’yı işgal ederken Ukrayna yerine Rusya’yı savunan yine Trump’tı. Venezuela Devlet Başkanı’nı ülkesinden kaçıran ve Grönland’ı işgal etmek isteyen yine Trump olduğuna göre Amerika başkanının insani sebeplerle İran’a saldırması gerçekçi bulunmuyor.  

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Donald Trump

 

Aslında ABD’nin İran’la kayda değer bir sorunu da bulunmuyor. Sonuç olarak akılda tek bir sebep kalıyor; İsrail’in baskısı. İsrail yeni bir savaşa girerek Tel Aviv ve Hafya gibi şehirlere İran füzelerinin düşmesini istemiyor. Ancak İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve hipersonik füze envanterinden de oldukça rahatsız. İsrail bu yüzden sorunu ABD’ye havale ederek kendisi bir zarar görmeden çözmek istiyor. Trump ise Epstein belgelerinden kendisine dair neler çıkacağını bildiği için söyleneni harfiyle yerine getiriyor gibi bir algı var ve çoğumuz bu algının doğru olduğuna inanıyoruz.  

Öte yandan Epstein dosyalarının yayınlanmasını derinlerdeki bir hesaplaşmanın dışa vurumu olarak da görenlerin sayısı giderek artıyor. İddiaya göre ABD yönetimi içinde özellikle de güvenlik kurumları olmak üzere “Önce Amerika” diyen bir kesim, Amerikan mali, askeri ve siyasi gücünün Epstein ve Yahudi lobisi aracılığıyla İsrail’e hibe edilmesi ve direniş olması durumunda fuhuş kasetlerinin şantaj olarak kullanılmasından büyük rahatsızlık duyarak harekete geçti. Amerika’da paralel bir devlet gibi hareket eden güruhu ifşa etti. Bu iddia doğruysa sonraki adım devlet bünyesine sızan tümörü ayıklamak olur.  

Bu iddianın temelinde Trump ile birlikte Epstein-İsrail bağlantısının ortaya çıkması var. Görüleceği üzere belgeler öyle bir etki yaptı ki nefret sadece Epstein’e değil İsrail’e ve destekçilerine de yönelmiş durumda. Muhtemelen artık daha az Amerikalı İsrail’in masumiyetine ve onun Amerika’nın müttefiki olduğuna inanacaktır. Şayet ara seçimlerde AIPAC gibi Yahudi kurumlarının desteklediği adaylar kongreye seçilemezse ABD’nin İsrail’den kopuşu daha hızlı ve kalıcı olacaktır. Epstein belgeleri belki de adaylar AIPAC’dan uzak dursun diye de yayınlanıyor olabilir.  

Sebep ne olursa olsun belgelerin ABD içinde bir karmaşaya sebep olacağı aşikar görünüyor. An itibariyle çocuk istismarı yapanlar için henüz bir dava açılmasa da uzak olmayan bir zamanda suçluların üzerine gidilmesi muhtemeldir. Çünkü suç o kadar büyük ki ne siyasi ne de ekonomik güç suçun üzerini örtmeye yetmiyor. Özetle, ABD Epstein lağımından kurtulabilirse üst sınıfın (siyaset, iş dünyası, medya, akademi vs.) temizlenmesi mümkün olacaktır.  

Bakalım zaman neyi gösterecek ve süreç tahmin ettiğimiz gibi devam edecek mi? 

HABERE YORUM KAT