
Erdal Elibüyük: “Sudan’da RSF neyse Suriye’de SDG odur”
"Sudan’da Hızlı Destek Grubu neyse, Suriye’de SDG odur. İkisi de "orduya destek" iddiasıyla İkisi de "yerel güç" söylemiyle meşrulaştırılmak isteniyor. İkisi de dış destekle ayakta duruyor."
Erdal Elibüyük, sosyal medya platformu X'te yayınladığı gönderisinde; Sudan’da Hızlı Destek Grubu’nun, Suriye’de SDG’nin ve Lübnan’daki silahlı yapıların aynı modelin ürünü olduğunu; devletin dışında ama devletin yerine konumlanan bu yapılar haline gelmesini ve olası etkilerini analiz ediyor.
SDG, Hızlı Destek Grubu Suriye, Sudan, Lübnan Geçen haftalarda Sudan’daydım. Sudan’a uzaktan bakmadım. Sokaklarında yürüdüm. İnsanlarıyla konuştum. Devletin nasıl çöktüğünü, otoritenin nasıl dağıldığını, silahın nasıl siyasetin yerine geçtiğini sahada gördüm.
Sudan’da yaşanan kriz bir anda ortaya çıkmadı. Bu, yıllardır inşa edilen bir yapının sonucudur. Devletin içinde ama devlete bağlı olmayan bir silahlı güç üretildi. Orduya paralel bir ordu kuruldu. Adı Hızlı Destek Grubu oldu. Başlangıçta "güvenlik, "denge", "iç tehditlerle mücadele" denildi. Sonra bu yapı büyüdü, silahlandı ve siyasete müdahale etmeye başladı.
En sonunda devlete yöneldi. Başkenti ele geçirdi. Binlerce insan öldü. 50 bin çocuk kaçırıldı. Bugün Sudan’da 18 milyon insan kendi ülkesinde mülteci. 30 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Bu bir tesadüf değil. Bu bir modeldir. Sudan’da sahada herkes aynı şeyi konuşuyor. Hızlı Destek Grubu’nun arkasında İsrail var. Bu bir söylenti değil. Sudanlı bakanların açıkça dile getirdiği bir gerçek. Ayrıca başka egemen güçlerin de bu yapıyı desteklediği sahada net biçimde görülüyor. Bu yapı kendi başına hareket etmiyor. Bir dış mühendisliğin ürünüdür.
Buradan Suriye’ye bakınca tablo değişmiyor. Suriye’de bu yapının adı SDG’dir. Mantık aynıdır. Devletin dışında ama devletin yerine konumlandırılmış bir silahlı yapı. Orduya paralel bir ordu. Devletin egemenliğini fiilen sınırlayan bir güç. Sudan’da Hızlı Destek Grubu neyse, Suriye’de SDG odur. İkisi de "orduya destek" iddiasıyla İkisi de "yerel güç" söylemiyle meşrulaştırılmak isteniyor. İkisi de dış destekle ayakta duruyor. Suriye’ye gittim. Halep’i gezdim. Halep’in bazı mahallelerinde devlet yoktu. SDG vardı. Silah vardı. Başka bir otorite vardı. Hiçbir egemen devlet buna razı olmaz. Olmamalıdır da.
Ordu nedir? Ordu, devletin tek meşru silahlı gücüdür. Devletin içinde ama başka güçlere bağlı çalışan silahlı yapılar ordu değildir. Bunlar egemenliğin devridir. Bugün SDG üzerinden bir Kürt okuması yapmak bilinçli bir çarpıtmadır. Kürtler bu coğrafyanın insanıdır. Bir halktır. Ama SDG, Kürtleri temsil eden bir yapı değil, Kürtleri dış projelerin içine hapseden bir aparattır.
Bu, Sudan’da da aynen yaşandı. Hızlı Destek Grubu Sudan halkını temsil etmiyordu. Ama Sudan halkı onun bedelini ödedi. Bu modelin sonunun ne olduğunu görmek için Lübnan’a bakmak yeterlidir.
Geçen sene Lübnan’daydım. Lübnan bugün fiilen bölünmüş bir ülkedir. Ama bu bölünme sadece sokaklarda değil, doğrudan devletin merkezindedir. Kurumlar ayrışmıştır. Cumhurbaşkanlığı bir grubun elindedir. Başbakanlık başka bir dengenin. Meclis başka bir hesabın. Ordu vardır ama tek bir iradeye sahip değildir. Devlet kurumları birbirleriyle bilgi bile paylaşamaz. Güvenlikte ortak bir mekanizma yoktur. Her gücü elinde tutan, o gücü başka bir gruba karşı baskı aracı olarak kullanır. Devlet, vatandaşını değil, gruplar arasındaki dengeyi yönetmeye çalışır. Sonuç; Lübnan bir devlet olmaktan çıkmıştır. Devletlerin arka bahçesine dönüşmüştür. Müdahale alanına dönüşmüştür. Mühür vardır ama irade yoktur. Görüntü vardır ama ağırlık yoktur.
Suriye bu yola girerse, Sudan gibi yakılır. Lübnan gibi çürütülür. Şunu açıkça söylemek zorundayız. Bu coğrafyada romantikliğe yer yoktur. Bu, sorunlarımızı konuşmayalım demek değildir. Bu, zulmü görmezden gelelim demek değildir. Ama burada söylenen her sözün, talep edilen her yapının, atılan her adımın nasıl bir yıkıma yol açabileceğini görmek zorundayız. Romantik cümlelerin bedelini bu coğrafyada halklar öder. Çocuklar öder. Devletler çöker.
Haklar büyütülmelidir. Özgürlükler genişletilmelidir. Ama devleti parçalayarak değil. Orduyu bölerek değil. Silahlı yapıları meşrulaştırarak hiç değil. Ben bunu teoriden söylemiyorum. Sudan’da gördüğüm için söylüyorum. Suriye’de gördüğüm için söylüyorum. Lübnan’da gördüğüm için söylüyorum. Bu yangın bir ülkeyi değil, bütün bölgeyi yakar.
SDG, Hızlı Destek Grubu
— Erdal ELİBÜYÜK (@erdal_elibuyuk) January 12, 2026
Suriye, Sudan, Lübnan
Geçen haftalarda Sudan’daydım. Sudan’a uzaktan bakmadım. Sokaklarında yürüdüm. İnsanlarıyla konuştum. Devletin nasıl çöktüğünü, otoritenin nasıl dağıldığını, silahın nasıl siyasetin yerine geçtiğini sahada gördüm.
Sudan’da yaşanan…






HABERE YORUM KAT