1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. FİLİSTİN

  4. El-Dura ailesi hâlâ İsrail’in şiddetinin hedefi
El-Dura ailesi hâlâ İsrail’in şiddetinin hedefi

El-Dura ailesi hâlâ İsrail’in şiddetinin hedefi

62 yaşındaki Cemal, Muhammed'in fotoğrafını yıkılmış evinde asılı tutuyor. Aile, zemin kattaki en az hasar gören iki odayı yeniden inşa etmeyi başardı.

26 Mart 2026 Perşembe 11:10A+A-

Ohood Nassar’ın The Electronic Intifada’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


25 Ekim 2025 tarihinde saat 10.00’da Mahmud el-Dura, Bureyş mülteci kampının doğu kesiminde bir grup arkadaşıyla birlikte odun topluyordu.

Mahmud, bulundukları bölgede ordunun bulunmadığını söyledi.

13 yaşındaki Mahmud, The Electronic Intifada'ya verdiği demeçte, İsrail askerlerinin kendisine ve arkadaşlarına ayrım gözetmeksizin ateş açtığını belirterek, “Sonra sağ bacağıma ateş ettiler” dedi.

Arkadaşları kaçmayı başardı ancak Mahmud, kaçamayacak durumda yerde kaldı.

Mahmud, daha sonra bir grup askerin kendisine yaklaştığını söyledi. Askerlerden biri, kendisine 2000 yılında ikinci intifada sırasında İsrail tarafından öldürülen ve kameraya yakalanan, daha sonra da herkesin bildiği Muhammed el-Dura'nın babası Cemal el-Dura'nın oğlu olup olmadığını sordu.

Mahmud, oğlu olduğunu söyledi.

durra-1.jpg

Askerler onu sedye gibi kullanılan uzun bir tahtayla taşıdılar ve tankla, sınır yakınlarındaki bir gözaltı merkezine benzer bir yere götürdüler.

Orada, dedi, ağır işkencelere maruz kaldı. Askerler, yaralı bacağını uyluk üstünden metal tellerle bağladılar. Askerler yaraya baskı uygulayıp tekmeliyorlardı.

“Ağrının şiddetinden ağladığım her seferinde,” dedi Mahmud, “bağları daha da sıkıyorlardı.”

Ona işkence ederken, askerler teneke kutularda Coca-Cola içiyorlardı.

Mahmud – safça – canının çok çektiğini söyleyerek bir içecek istedi.

“Onlar da onu bacağımdaki yaraya döktüler,” dedi. Sonra onu ve sıkıca bağlanmış yaralı bacağını tekrar tekmelediler.

Askerler onu serbest bırakmaya karar verene kadar yaklaşık dokuz saat boyunca sıkıca bağlanmış halde kaldı.

Ancak bunu yapmadan önce askerler onunla alay ettiler. Askerlerden birinin cep telefonunda annesinin ve babasının kimlik kartlarının fotoğraflarını ona gösterdiler.

“Bana, anne babamı öldüreceklerini ve benim de gözaltında kalacağımı söylediler,” dedi ve 2000 yılında oğlu Muhammed’in öldürülmesi konusunda sesini yükselten babasına misilleme olarak kendisini gözaltına aldıklarını söylediklerini ekledi.

Onlar, evlerini yıkarak ve Mahmud’un kardeşi olan diğer oğlu Ahmed’i öldürerek babasından çoktan intikamlarını almışlardı.

Devam eden acı

17 Ocak 2024’te Cemal al-Dura, büyük oğlu Ahmed’in öldüğü haberini aldı.

Ahmed, teyzesinin cenazesinden dönüyordu. Teyzesi, İsrail’in bombardımanında öldürülmüştü. Cemal, The Electronic Intifada’ya verdiği demeçte, evinden sadece birkaç metre uzaktayken bir dört pervaneli insansız hava aracı tarafından öldürüldüğünü söyledi.

Bunun ardından, 12 Ocak 2025'te İsrail ordusu, Bureyş mülteci kampındaki Cemal'in beş katlı evini yıktı.

Muhammed, 30 Eylül 2000'de İsrail güçleri tarafından öldürüldüğünde 12 yaşındaydı. Bir Fransız TV kanalı bu görüntüleri kaydetti ve tüm dünya bu görüntülere tanık oldu. Daha sonra Cemal, yerel ve uluslararası konferanslara katılarak Muhammed'in kollarında nasıl öldürüldüğünü anlattı ve bu görüntünün sadece Muhammed'e ait olmadığını, tüm Filistinli çocukların ve İsrail'in onlara karşı işlediği ihlallerin bir sembolü olduğunu her zaman vurguladı.

62 yaşındaki Cemal, Muhammed'in fotoğrafını yıkılmış evinde asılı tutuyor. Aile, zemin kattaki en az hasar gören iki odayı yeniden inşa etmeyi başardı.

durra-2.jpg

Mahmud el-Dura, çökmek üzere olan evinde. (Ocak 2026/Ohood Nassar)

“Aileme ve bana olanlar bir intikamdır,” dedi Cemal. “Oğlum Muhammed’e karşı işgalin suçlarını ifşa ettim ve işgal, oğlum Ahmed’i öldürerek, evimi yıkarak ve Mahmud’u tutuklayarak intikamını aldı.”

Sonrası

Askerler Mahmud’u serbest bıraktıktan sonra, onu Netzarim Yolu’nun doğu tarafına attılar ve onu alması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile iletişime geçtiler.

ICRC onu Deyr el-Belah’daki El-Aksa Şehitleri Hastanesi’ne naklettiğinde, bilincini kaybetmişti ve yoğun bakıma alındı.

Ailesi, Mahmud’un hayatta olduğu ve hastanede olduğu haberini aldığında rahatladı. Ancak bu rahatlık uzun sürmedi.

Yoğun bakımda dört gün geçirdikten sonra, “Doktorlar bana Mahmud’un yarasının hafif olduğunu söylediler,” dedi Cemal. “Ancak çok sıkı bağlandığı ve tendonları yırtıldığı için bacağının kesilmesi gerekti.”

29 Ekim'de Mahmud'un sağ bacağı uyluk üstünden kesildi.

Mahmud ve ailesi şu anda hasar görmüş evlerinde yaşıyor. Ancak burası güvenli değil.

Mahmud, belediye görevlilerinin evlerini ziyaret ettiğini ve binanın her an çökme riski taşıdığını, bu nedenle mümkün olan en kısa sürede evi terk etmeleri gerektiğini söylediklerini aktardı.

Ancak, gidecek başka bir yerleri yok – tıpkı nüfusun yüzde 90’ının İsrail’in kontrolsüz şiddeti nedeniyle yerinden edilmiş olduğu, harap haldeki Gazze Şeridi’ndeki pek çok insan gibi.

Tek seçenek bir çadır, ancak bu Mahmud için bir sorun teşkil ediyor.

Mahmud, The Electronic Intifada’ya “Doktorlar, kesilen bacağımın mikroplardan enfekte olma riskinin daha yüksek olduğu için çadırda yaşamamamı söylediler” dedi.

Soykırımdan önce Mahmud’un tutkusu futbol oynamaktı. Şimdi ise uyuyacak bir yatağı bile yok ve yerde yatıyor.

Yine de Mahmud, “Mutluyum ve gelecekten umutluyum,” diyor. “Şu anda tek hayalim, kesilen bacağımın yerine bir protez bacak alabilmek.”

 

*Ohood Nassar, Gazze’den bir gazeteci ve öğretmendir.

HABERE YORUM KAT