Duvarların içi dışı sonbahar

Duvarların içi dışı sonbahar

Cezaevinde geçen ve insanın hem ruhunda hem de bedeninde bıraktığı hasarı hâlâ barındıran yıllara ağıt niteliğinde bir film, Sonbahar.

Türkiye'de 90'larda politik sebeplerle hapse giren ve hayattan 'süpürülen', çoğu üniversite öğrencisi genç nesle yazılmış bir şiir gibi. Cehennem gibi cezaevinden, cennet gibi köyüne, ana ocağına dönen Yusuf'un (Onur Saylak) hikâyesi. İzleyeni hem yakın geçmişi hatırlamaya; hem de zor yıllardan sonra yeni bir hayat kurmaya çalışan Yusuf'a inanmaya davet eden Sonbahar, bugün gösterime giriyor. Gösterim tarihi de rastgele seçilmemiş; çünkü bugün, 2000 sonbaharında başlayan açlık grevlerinin sonunda, 19 Aralık'ta 20 cezaevine yapılan baskınların, 'Hayata Dönüş Operasyonu'nun yıldönümü.

İstanbul'da öğrenciyken katıldığı politik çalışmalar sebebiyle cezaevine girip on yıl kadar orada kalan ve açlık grevi sonucunda ciğerleri iflas eden Yusuf, Doğu Karadeniz'de bir dağ köyündeki evine geri dönüyor. Onun özlemiyle gözleri yollarda, dağların ardında kalan annesinin, eski arkadaşlarının yanına. Yusuf, birçok acı hatırası olsa da umut dolu. Ciğerlerinin dayanamadığı en zor anda bile bir adım daha atacak gücü buluyor.

Kendi çocukluğu da Sovyet Rusya sınırında, Hopa'nın bir köyünde geçen yönetmen Özcan Alper'in ilk uzun metrajlı filmi Sonbahar. Yerel bir hikâye gibi görünen, oldukça evrensel bir temaya parmak basıyor. Yalnızca Türkiye'de değil, halen Ortadoğu, Latin Amerika, Irak, Afganistan gibi birçok ülkede kaybedilen zamanları, hayatın dışına itilen kayıp bir kuşağı hatırlatıyor. Yakın geçmişe odaklanan film, John Berger'in tüm savaşların kayıt altına alınması ve nesilden nesle aktarılması gerektiğini savunduğu 'iletişim savaşı' fikrini akla getiriyor. Çünkü savaşların uygulayıcıları yalnızca fiziksel hasar vermiyor; hafızalara da ket vuruyor, yapılanları unutturmaya çalışıyor. Tarihi kayıt altına alırsak, yapılan hiçbir şey unutulmaz.

Filmde Doğu Karadeniz'in görkemli manzarası eşliğinde mevsimin değişimini, Yusuf'un umutsuzluğa kapılmadan ölümü bekleyişini izliyoruz. Yusuf artık 'özgür' olsa da, dağılmış hayatından parçalar, kâbuslar halinde çıkıp geliyor ve ciğerlerini, beynini, ruhunu gittikçe daha fazla ele geçiriyor. Yusuf'un şehirde tanıştığı ve ömürsüz bir aşk yaşadığı Eka (Megi Kobaladze) da bir dağılma hikâyesi. Annesinin yanında bıraktığı çocuğuna para yollamak için Gürcistan'dan gelip hayat kadını olan Eka, dağılan Sovyet Rusya'nın savurduğu hayatlardan yalnızca biri. O da ülkesinden uzak, küçük bir şehirde, otel odalarına sıkışmış hayatıyla kendi mahpusluğunu yaşıyor. Sonbahar bir kez daha hücrelerin yalnızca 'içeride' değil, 'dışarıda' da yaşandığını düşündürüyor.

Yusuf, karamsar bir insan değil. Hastalığını kimseyle paylaşmadığını, bu konuda sessizliğini koruduğunu görsek de, son günlerinde bile geleceğe bir tohum atmayı ihmal etmiyor. Matematiği zayıf olan küçük Onur'a ders vermesi, çocuk derslerini düzeltince ona bisiklet hediye etmesi, bozulmuş enstrümanı (tulumu) tamir etmesi... tüm bunlar Yusuf'un hapisten sonra kaybettiği ruhunu inşa çabasını düşündürüyor. Artık unutulmaya yüz tutan Hemşince'yi konuşan anne karakteri de oldukça güçlü. Çatallı sesiyle 'Yusuf' dedikçe, onun da acısını paylaşıyoruz. Filmin en dokunaklı yeri de, oğlunun cezaevinde olduğu on yıl boyunca boğazından doğru dürüst bir lokma geçmeyen annenin, bir akşamüstü oğlu ile çay içerken, "On yıldır çay içmemiştim, bir tadına bakayım." dediği sahne. Ayrılıklar en çok da geride kalanların yüreğinde yara bırakıyor.

Sonbahar, geçtiğimiz haziran ayında Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Film ödülü aldıktan sonra Locarno, Saraybosna, Montreal, Antalya, Gezici Festival gibi yurtiçi ve yurtdışındaki birçok festivale gitti, birçoğundan ödüllerle döndü. Bazı noktalarda tekrarlar göze çarpsa da, araya giren muhtemelen polis kamerası arşivlerinden görüntüler ve onların geçişleri filmin akışını zedelese de, Sonbahar, bir ilk film olarak epey samimi ve dikkate değer bir çalışma.

Sonbahar

Yönetmen: Özcan Alper

Oyuncular: : Onur Saylak, Megi Aboulzade, Serkan Keskin, Gülefer Yenigül

(Esra Demirkıran / Zaman)

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir