1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Dünyanın en güçlü isimlerini birer kuklaya dönüştüren devasa bir şantaj mekanizması
Dünyanın en güçlü isimlerini birer kuklaya dönüştüren devasa bir şantaj mekanizması

Dünyanın en güçlü isimlerini birer kuklaya dönüştüren devasa bir şantaj mekanizması

Epstein davasını değerlendiren Yasin Aktay, dünyanın en güçlü isimlerini birer kuklaya dönüştüren devasa bir şantaj mekanizmasıyla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor.

04 Şubat 2026 Çarşamba 12:32A+A-

Yasin Aktay, Yenişafak’taki köşesinde Epstein davasını değerlendirdi.

Aktay’ın yazısından öne çıkan bazı vurgular şöyle:

 

 

 

 

 

Yazının tam metni:

Dünya düzeninin altındaki düzen: Epstein

Yasin Aktay / Yenişafak


 

Epstein belgeleri açıklandıkça yıllardır dünyanın içinde yaşamakta olduğu düzenin bütün dayanakları, temelleri, esaslarına dair fotoğraf iyice netleşiyor. Aslında çok şey bekliyorduk bu düzenden, her türlü kötülüğü, her türlü ahlaksızlığı beklerdik, ama herhalde bu kadarını da beklemezdik diyebileceğimiz şeyler. Gazze’de, Filistin’de yıllardır gördüğümüz ve küresel düzenin bütün adalet, insan hakları, eşitlik, özgürlük ve hümanizm iddialarının tamamını ayaklar altına alan vahşetine karşı dünyanın sessizliğine şaşırıp duruyorduk.

Basitçe olayı Müslümanlara karşı işlemeyen insanlık duygularıyla, çifte standartla, ilkesizlik ve en iyi ihtimalle acizlikle anlamaya çalışıyorduk. Meğer arka planında acizlikten öte bir şey varmış.

Bir avuç yiğit İzzeddin el-Kassam Mücahidi bütün dünya devletlerinin aslında küresel-siyonist düzen karşısında esir olduğunu, bütün topraklarının işgal altında olduğunu ifşa etmişti. Bu düzen karşısında esir olmayan tek halk Gazze halkı, tek toprak da Gazze imiş. Bu tespiti Gazze’ye karşı işlenen soykırıma karşı dünyanın sergilediği inanılmaz lakaytlık karşısında bol bol zikrettik. Ancak işin arka planında yine de bu ülkelerin nasıl esir alındığına, arka planında nasıl bir ahlaki tefessühle bir şantaj rejiminin olduğuna dair muhayyilenin erişemeyeceği bir tablo ile karşı karşıyayız.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER, SOSYOLOJİK MUHAYYİLENİN ÖTESİNDEYİZ

tezkire.net’te Veysel Karakaş biz bunları hikâye, masal zannediyorduk, meğer masallarda bile çok azını duymuşuz diyor: “Sofralarında çocuk eti ve kanıyla beslenen vicdanlara ‘çocuklar ölmesin’ diye sesleniyor, bunlardan ricacı oluyormuşuz. Biz, ‘Durdurun artık bu savaşı’ derken, onlar bir taraftan çocukları yiyiyor bir taraftan da dişlerindeki artıkları temizleyerek bizimle muhatap oluyorlarmış. Evet, mecaz falan değil gerçekten de çocukları yiyorlarmış. Ensest ilişkiler, tecavüzler, kan dondurucu sapkınlıklar akla hayale sığmaz şeyler.”

Epstein belgeleri onca sosyal bilim aklımızın hiçbir teoriye sığdıramadığı ilişkilerin arka planında kimsenin aklına gelmeyecek sebepleri gösteriyor. Onca uluslararası ilişki analizcilerinin bütün teorik ve pratik akıllarıyla kastıkları analizlerin hepsinin bomboş olduğunu da. Meğer bütün ilişkiler sapıkça temayüllerle oluşmuş bağlılık ve bağımlılıklarla kurulup sürdürülüyor. Tenasül uzuvlarından yakalanmış ve oradan yönetilen yöneticiler. Fallocentrizm en büyük faktörmüş uluslararası ilişkilerde. Uzuv üzerinden kurulan ilişkilerde ne din ne ideoloji kalıyor, insanlığından çıkış bileti ise çok kolay kesilebiliyor ve o bilet kesildiği andan itibaren bambaşka bir matriks içinde kendisine yazılan roller oynanmaya başlanıyor.

GÖREBİLDİĞİMİZ HER ŞEY BUNUN DAHA FENASININ DA HABERCİSİ

Wikileaks belgeleri sızdırıldığında da bu duygunun bir kısmı yaşanmıştı. Ama orada sadece Amerikan istihbarat ağları içindeki yazışmalara takılmış isimlerle ilgili duyumlar düzeyinde kalmıştı. Epstein bambaşka bir patlama. Lağım patlaması diyenlere katılmıyorum, bu bizatihi düzenin kendisi. Bunun lağımı çok daha feci, daha onu görebilmiş değiliz. Görebildiğimiz her şey bunun daha fenasının da habercisi.

Hani Amerikan Başkanlarından birinin sadece bir yalan söylemiş olduğu ortaya çıktığı için utancından ve Amerikan toplumunun değerler baskısına dayanamayıp istifa ettiğine dair efsaneleşmiş bir olay var ya. Geçelim onu, bir de Başkan Bill Clinton’ın Monica Lewinsky ile meşhur vakası vardı. Bu olay üzerine oluşan kamuoyu yargılaması nasıl bir dünya anlatıyordu bize? Yalana asla tahammül etmeyen, aile değerlerine sımsıkı bağlı bir Amerika. Baudrillard’ın anlattığı simülasyonlarından ibaret bir Amerika’nın sahne arkası, normal hali Epstein ile simgeselleşmeye daha yakın şimdi.

ABD’NİN VE BATI’NIN DEMOKRASİ HASSASİYETİNİN KENDİ AÇGÖZLÜ SÖMÜRGECİLİĞİ İÇİN BİR BAHANE OLDUĞUNU BİLMİYOR MUYDUK?

Afganistan’a, Irak’a götürdükleri demokrasiyle ne kastettiklerini aynı pakette götürdükleri Ebu Gureyb zindanındaki vahşetleriyle, kurup sonuna kadar kontrol ettikleri DAEŞ mizansenleriyle görmemiş miydik? Afganistan’da kadınların eğitim haklarına karşı sergiledikleri hassasiyetin kadın sevgisinden mi kaynaklandığını sanmıştık? Arkasındaki sapıklığın boyutlarını görmemiz için Epstein’i görmemiz mi gerekiyordu?

Epstein belgeleriyle ortaya çıkan tablo bize Gazze, Afganistan, Irak, Suriye veya ellerinin uzandığı her yerde Müslüman insanların akıllarının alamayacağı, hayallerinin erişemeyeceği her tür pisliği yapabildiklerini gösteriyor.

Suriye’de savaş neden 14 yıl boyunca uzadı? Bu esnada Seydnaya ve diğer zindanlarda yüz binlerce insan bütün dünyanın gözü önünde nasıl press makinalarıyla bütün kanları kurutuluncaya kadar ezildi? Hangi şantaj ağları engel oldu onca vahşete dur denilmesine? Afganistan’da her yıl milyarlarca dolarlık bir uyuşturucu üretimi ve trafiği NATO’nun gözünden nasıl kaçırıldı? (Veya NATO gözetiminde nasıl sürdürüldü?) Oradaki lağımı patlatanlara bütün dünyanın bir teşekkür borcu var ama aah Taliban olmayaydı onlar? Değil mi ki kız çocuklarının eğitim haklarına kısıtlamalar getiriyorlar? Başka eğitim kurumlarından o yaşta kaçırılıp Epstein cehenneminde fuhuş ve her türlü sapık ayinlere kurban edilemiyor diye mi yoksa bu ağıtlar?

DÜNYA DÜZENİNİN İŞLEYİŞİNDE HİÇBİR ANALİZDE SÖZKONUSU BİLE OLMAYAN ÇOK DAHA ASIL BİR FAKTÖRÜN BELİRLEYİCİLİĞİ

Epstein belgeleri bize dünya düzeninin işleyişinde hiçbir analizde söz konusu bile olmayan çok daha asıl bir faktörün belirleyici olduğunu göstermiş oldu. Fuhuş ve sapıkça ilişkilerle bir karar merkezine bağlanan siyasetçilerin hepsinin tepesinde İsrail’in MOSSAD’ı var. Dünyanın başına bela olan İsrail’in dünyayı nasıl bir kirli ilişkiler ve şantaj ağıyla yönettiği ve bunun insanlığa neye mal olduğunu ifşa ediyor belgeler.

BU İFŞAATIN BÜYÜK ÖLÇÜDE BİR ŞANTAJIN İŞLEYİŞİ SAYESİNDE MÜMKÜN OLDUĞUNU ANLIYORUZ

MOSSAD’a karşı taahhütlerini yerine getiremeyen siyasetçilere kesilen bir ceza var belli ki. Ama bu ceza borçluya kesilirken şantajcıyı da ifşa ederek onun da büyük bir zarar görmesine yol açıyor. Bu sayede bir suç mekanizmasının üzerine gitmek için ciddi bir fırsat doğuyor.

Trump’ın bir ileri bir geri, sabah dediğinin öğle olmadan tersini söylemesini sağlayan tutarsızlıklarını sadece kendi kişiliğine bağlamayabiliriz. Onu tehdit eden ve İsrail’in güdümüne bir türlü tam olarak sokamayan şantajların etki gücü denemeleri bu ifşaata yol açıyor olabilir. Sadece onun değil tabii.

DÜNYA GAZZE’YE BİR KEZ DAHA BORÇLANIYOR

Yeri gelmişken ve bitirirken bu kirli Epstein düzeninin bu şekilde faş olmasını büyük ölçüde 7 Ekim Aksa Tufanına borçlu olduğumuzu ifade edelim. Gazze’nin yiğit mücahitlerinin 2 yıl boyunca soykırımcı İsrail’e karşı sergiledikleri direniş, zamanla dünyanın tamamını bir pozisyon almaya zorlardı. Gazze’ye bomba yağdıysa, çok şehitler verdilerse, evleri yıkıldıysa da savaştıkları koca bir dünya da 11,7 şiddetinde bir depremle sallanıp durdu. Her sallanışta dünya yeni bir değişim adımına doğru yol aldı. Yol alış devam ediyor. Bakalım nereye kadar?

 

 

HABERE YORUM KAT