1. HABERLER

  2. HABER

  3. GÜNDEM

  4. Devlet Bahçeli: Ara seçim yok
Devlet Bahçeli: Ara seçim yok

Devlet Bahçeli: Ara seçim yok

​​​​​​​MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ara seçim yok, seçim zamanındadır." dedi.

14 Nisan 2026 Salı 13:40A+A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır." dedi.

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Orta Doğu'daki mevcut manzarayı münferit, sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri hareketlere dair haber akışıyla anlamaya kalkışmayı, "büyük resmin ıskalanması" olarak nitelendirdi.

Karşılarındaki tabloda, diplomasiyle askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örüldüğünü, çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durduğunu belirten Bahçeli, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını anımsattı.

Savaşın 7 Nisan'da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğine işaret eden Bahçeli, "Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün 'ateşkes' diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır." diye konuştu.

ABD ve İran tarafından yapılan açıklamaları hatırlatan Bahçeli, açıklamaların krizin masaya taşındığını gösterdiğini söyledi. Silahların geçici olarak susmasının, hesapların kapandığı değil gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, ABD ve İran'ın Pakistan'da yaptığı görüşmelere dikkati çekti. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Doğrudan ABD-İran müzakereleri, herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil, diplomatik zeminde de bütün ağırlığını sürdüren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad'da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu'da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa'nın göbeğinde, Asya'nın düğüm noktalarında ve Afrika'nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır."

"Yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmaz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, küresel salgınla sarsılan insanlığın Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz'de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze'deki insanlık dramıyla, Lübnan'daki yıkımla, Etiyopya'da, Sudan'da, Somali'de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulduğunu söyledi.

Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan'ın karşı karşıya geldiği, Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmenin tehlikeli bir gaflet olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Üçüncü dünya savaşı' ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'in öncülüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği'nin katılımıyla bir 'Dünya Barış Konseyi' mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir. Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' vecizi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir."

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur"

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatan Devlet Bahçeli, yaşanan can kayıplarının siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını gösterdiğini, Gazze'deki çığlıkların Lübnan'da da yankı bulduğunu belirtti. Bahçeli, "İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalı. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir." dedi.

Bahçeli, İsrail'in, Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığını ifade ederek, bölgede, komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayışın, yalnızca kaos ürettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD'nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir. İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır.

Mescid-i Aksa'nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, halihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir. "

İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına değinen Bahçeli, düzenlemenin siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne serdiğini belirtti. Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışan zulüm, siyonizmin İslam'dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı'nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu'nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hale gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı'nın bu sessizliği, hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür."

"İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürmüz Boğazı'ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken Orta Doğu'da su güvenliğinin de önem kazandığına dikkati çekerek, savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan birinin Orta Doğu olduğunu söyledi.

İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmaların, su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürdüğünü vurgulayan Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini kaydetti. Bahçeli, sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısının birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgedeki her sarsıntının, Türkiye'ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Washington-Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir.

Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisinin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisini tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır."

HABERE YORUM KAT