1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Der Spiegel’in SDG gerçeğiyle geciken yüzleşmesi
Der Spiegel’in SDG gerçeğiyle geciken yüzleşmesi

Der Spiegel’in SDG gerçeğiyle geciken yüzleşmesi

Mehmet Garip Tanyıldızı, Der Spiegel’in SDG eleştirisini Batı’nın Suriye’ye yönelik kimlik merkezli ve propaganda temelli yaklaşımının gecikmiş fakat eksik bir itirafı olarak değerlendiriyor.

25 Ocak 2026 Pazar 10:29A+A-

Mehmet Garip Tanyıldızı/Akşam

Der Spiegel'in aydınlanması

Suriye'de Şam yönetiminin SDG/YPG'ye karşı gerçekleştirdiği başarılı askeri operasyonun akabinde Alman "Der Spiegel" dergisinin internet sitesinde konuyla ilgili Batı medyasında görmeye pek de alışık olmadığımız türden bir analiz yayımlandı.

Kapsamlı bir SDG eleştirisi olarak nitelendirilebilecek "Welches Spiel die mächtigste Kurdenmiliz in Syrien treibt" (Suriye'deki en güçlü Kürt milis grubu hangi oyunu oynuyor?) başlıklı analizde, SDG'nin kendi iktidarını sürdürmek için Suriye'yi "yeni bir iç savaşa" sürüklemeyi göze alan tavrı ve şimdiye kadarki pratiği çok yönlü olarak sorgulanıyor.

Der Spiegel'deki analiz, SDG'nin bölgeden çekildiği haberini alan Arapların Fırat'ı geçip köylerine dönüşünü anlatan edebi sayılabilecek bir tasvirle başlıyor. Yıllar süren sürgünün ardından saatlerce yol kat edip nehirde soğuk ve yağmura rağmen "akıntıya karşı kürek çekerek ilerleyen" köylülerin yanaştığı kıyıdaki kutlamalar "eski kurtarıcılardan kurtuluş" sevinci olarak betimleniyor.

Bu sahne, Batı kamuoyuna "demokrasi projesi" olarak sunulan yapının aslında o kadar da "demokratik" olmadığı itirafının girizgâhı olarak kullanılıyor metinde. Analizde, görüntü ve tanıklıkların ortaya çıkardığı tablonun PKK destekçisi "aktivistlerin" ve Avrupa'daki sol çevrelerin yoğun lobi faaliyetleri sonucunda başarıyla oluşturulmuş anlatıyla çeliştiği itiraf ediliyor: "Sahadaki gerçeklik, "tehdit altındaki Kürtler ile radikal bir hükümet" şeklindeki PR anlatılarından oldukça farklı."

Analize göre, SDG "IŞİD'le mücadele" sürecinde ABD'nin askeri desteğiyle büyüdü. Arapların çoğunluk olduğu, petrol ve gaz kaynakları açısından zengin bölgelerde kontrolü ele geçirdi. Analizde ayrıca, SDG'nin hâkimiyetini silahla sürdürdüğü; muhalefetin bastırıldığı, keyfi tutuklamalar yapıldığı, ekonomik baskı ve tekel mekanizmalarıyla halkın bıktırıldığı aktarılıyor. "Koalisyon" olarak lanse edilen yerel yönetimlerin vitrin olduğu, asıl kararların PKK merkezli hiyerarşik bir "kadro" tarafından alındığı ifade ediliyor.

Yazıdaki en çarpıcı itiraflardan biri "IŞİD'le mücadele" argümanının muhaliflere karşı politik bir silah olarak kullanıldığının belirtilmesi. Bu argümanla desteklenen SDG, Batı'da seküler imajı, kadın savaşçı fotoğrafları ve özyönetim söylemleriyle romantize edilerek parlatıldı. Bu anlatı, Batı'nın SDG ile kurduğu fiili ortaklığı ahlaki bir çerçeveye oturtmanın da aracıydı.

Der Spiegel'in SDG'ye yönelik bir dizi eleştiriye yer verilen analizi, bu anlatının son kullanma tarihinin geçtiğini göstermesi bakımından önemli. Der Spiegel farkında olarak ya da olmayarak, Avrupa'daki birçok çevrenin nasıl bir propaganda fanusunun içinde yaşadığını ifşa ediyor.

Ancak Spiegel'in geç gelen aydınlanması ve gerçeklik keşfi eksik bir yüzleşme içeriyor. Der Spiegel bu anlatının kimler tarafından, nasıl ve hangi politik amaçlarla üretildiğini sorgulamıyor.

Der Spiegel'in yazısı, SDG'nin baskıcı yönlerini anlatırken bile dikkatli bir denge gözetiyor. Batı kamuoyuna satılan hikâyenin çöküş itirafı bilinçli olarak sınırlı tutuluyor. Sorun, bir "yanlış uygulamalar" veya "otoriterleşme" meselesi gibi yansıtılıyor.

"Batı medyası, halk iradesine dayanmayan, silahlı güçle ayakta duran ve Kürtlerin çoğunluk olmadığı bölgelerde fiili kontrol kuran bir yapıyı neden yıllarca 'demokrasi projesi' olarak sundu?" sorusu hala sorulmuyor.

Çünkü hükümetleri, medyası ve kamuoyuyla Batı'nın SDG'ye bakışındaki yanlışlık SDG ile sınırlı değil. Der Spiegel'in itirafına sığmayan gerçek Batı'nın Suriye'ye, bölgeye ve Batı dışındaki coğrafyalara bakışındaki yanlışlığın temelinde "kimlik" meselesinin yattığıdır. SDG'nin tercih edilmesi tesadüf değildi.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum