
Demokratik dikta rejiminden hızlandırılmış sömürü dersi!
ABD, Venezüella’nın “petrol kaynakları” hakkında müzakereye başlamış bile…
HAKSÖZ HABER
Günlük koşuşturmaca içerisinde milyonlarca insan akşam yat sabah kalk ritminin sıradanlığına göre hayatlarını sürdürüyorlar. Her şeyin olağanlaştığı bu ritim aslında çoğu insan için büyük bir nimet. Misal olarak Gazze veya Doğu Türkistan’da bu ritim bir lüks olmuş durumda. Bu asgari sınırlara sahip ülkelerden herhangi birisinde yaşadığınızı düşünün. Sabah uyanıp işe gitmek için hazırlanırken ülkenizin yöneticisinin bir başka ülkenin askerleri tarafından esir alınıp kaçırıldığı haberini duysanız ne hissedersiniz?
Venezüella halkı birkaç gündür bu his ile mücadele etmeye çalışıyor. Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucunda esir alınması doğal olarak ABD’nin yapabileceklerinin sınırını tekrardan tartışmaya açtı. 5-6 saatlik bir sürede gerçekleşen bu akıl dışı hadise modern dönemin müspet anlamda “geçmişten çok farklı” olduğu ön kabulünü fazlasıyla sorgulatıyor. Bugün hala bir ülke sırf güçlü olduğu için hiçbir hukuku tanımadan bir başka ülkenin devlet başkanın esir edebiliyor. Sömürü düzeninin değişen tanımlarla da olsa varlığını güçlü bir şekilde koruduğunun kanıtı olan bu gelişmeler Gazze’deki vahşete dair gösterilen alçakça tavırlar da düşünüldüğünde Batının artık insanlığa söyleyecek hiçbir sözü kalmadığını da gösteriyor!
Dünya bunları tartışıp konuşurken ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Venezuela petrolüyle ilgili Amerikan petrol şirketleriyle temaslara başladığı bildirildi. ABD'li yetkililer, ABD Enerji Bakanı Chris Wright ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Başkan Trump adına bu görüşmelere liderlik edeceğini aktardı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de "Başkan Trump'ın da belirttiği gibi Venezuela'daki yeni yatırımlar ve fırsatlar konusunda Amerikan petrol şirketleriyle çalışmayı sabırsızlıkla bekliyor." ifadelerini kullandı.
Trump, "ABD'nin dev petrol şirketlerini (Venezuela'da) devreye sokacağız, milyarlarca dolar harcayarak petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar." sözleriyle Venezüella’da gerçekleştirdikleri hukuksuzluğa kendince meşru zemin bulmuş bile. Burada meselenin sadece "petrol savaşı" olmadığını görmek gerekiyor. Mesele tüm dünyayı farklı sebeplerle boyundurukları altında tutabilmek. Aksa Tufanı'ndan sonra Hamas'ın üstünü tüm güçleriyle çullanmaları da bundan kaynaklanıyor. ABD ve Batılı devletlerin başta Siyonist çete olmak üzere destekledikleri katil rejimler de düşünüldüğünde yeryüzündeki tüm suçların ortaklarıdırlar. Bu kötülük herkese bulaşan bir virüs gibi insani tüm değerleri anlamsız hale getirerek modern kaosun korkutucu atmosferine bizleri mahkûm ediyor. İnsan kalmak içinse onlarla anladıkları dilde konuşmaktan başka yapacak bir şeyimiz yok!






HABERE YORUM KAT