
Çözüm süreci finalinden spoiler: Mekapları çıkaran kravatlı bir PKK’lı…
Abdi, dünyanın en önemli Güvenlik Zirvesi’nde eski bir gerilla olarak dolaştı. Sivilleşmenin en büyük kazancı da bu; meşruiyet kazanma ve muhatap haline gelme.
Çözüm süreci finalinden spoiler: Mekapları çıkaran kravatlı bir PKK’lı…
Yıldıray Oğur / Karar
Öcalan, 15 Şubat 1999’da Kenya’nın başkenti Nairobi’de yakalanarak Türkiye’ye getirildi. PKK, her 15 Şubat’ı Uluslararası Komplo’nun Yıldönümü olarak anıyor.
Bizdeki yedi düvel bize karşıya benzer biçimde PKK, bütün dünyanın bir araya gelip, Öcalan’ı yakalamak için komplo kurduğuna inanıyor.
Uluslararası Komplo’da tabii Öcalan’ı Türkiye’ye Kenya’da teslim eden ABD birinci sırada geliyor. İsrail, İngiltere, Rusya ve Yunanistan, Kenya listede.
Ama bir ülke var ki rolü çok kritik; Almanya.
Öcalan, 9 Ekim 1998’de Suriye’den ayrıldıktan sonra önce Rusya’ya gitti, ardından da İtalya’ya. İtalya’da sahte pasaportla ülkeye girmeye çalıştığı için gözaltına alındı.
Ama Roma İstinaf Mahkemesi’nin hakkında verdiği ev hapsi kararı, 1990 yılında Almanya’da Öcalan hakkında çıkarılan bir tutuklama kararına dayandırılıyordu.
Öcalan, bu karar varken İtalya’dan çıkamıyordu ama İtalya Öcalan’ın iltica başvurusunu da kabul etmiyordu.
Tek çıkış, Öcalan’ın hakkında tutuklama kararı olan Almanya’ya iadesi ve orada yargılanmasıydı.
Fakat tam o günlerde Almanya’da Karlsruhe mahkemesi sekiz yıllık Öcalan’ı yakalama kararını kaldırıverdi. Aynı gün İtalya Öcalan’ın artık serbest olduğunu açıkladı.
Böylece Öcalan için İmralı’ya giden yolculuk başladı. Önce Rusya’ya sonra tekrar Yunanistan’a oradan Kenya’ya sürüklendi. Kenya’daki Yunanistan elçiliğinden Hollanda’ya gitme vaadiyle çıkarılıp havalimanına getirilince de yakalandı.
PKK, bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Almanya’da da terör örgütü listesinde.
Peki, 1998’in sonlarında Öcalan, Avrupa’da kendisine gidecek yer ararken, Almanya Öcalan’ı yargılamak üzere almayı reddederken PKK’nın Avrupa sorumlularından biri kimdi?
Şahin Cilo.
1967 yılında, Afrin’de doğmuş Suriyeli bir Kürt olan Mustafa Abdi bin Halil’in ikinci kod adı.
Örgütteki ilk kod adı Ferhat Abdi Şahin’i ona Suriye’de uzun yıllar beraber kaldığı, özel sekreterliğini yaptığı Öcalan vermişti.
1996’ya kadar PKK’nın Türkiye’de yapılanmasında bulunan Ferhat Abdi Şahin, 1997-2003 yılları arasında Şahin Cilo kod adıyla PKK’nın Avrupa yapılanması içinde özellikle Öcalan’ın kaçış sürecinde Almanya, Hollanda ve İtalya’da aktif bir rol almıştı.
Sonra tekrar Kandil’e döndü. Mahmur’da, 2000’lerin ortalarından itibaren HPG’de komutanlık yaptı. 2011 yılında da Kandil’den Suriye’ye YPG’yi kurmak üzere gönderildi.
Sonra adı Mazlum Kobani oldu, sonra general Mazlum ve şimdi de SDG Komutanı Mazlum Abdi.
Şahin Cilo, neredeyse 30 yıl sonra yeniden Avrupa’ya Suriye heyeti içindeki SDG Komutanı Mazlum Abdi olarak döndü.
Üniformasını, mekap ayakkabılarını çıkardı, takım elbisesini, rugan ayakkablarını giydi kravatını taktı ve PKK’nın hala terör listesinde olduğu bir zamanlar PKK temsilciliği yaptığı Almanya’nın 62 yıllık Güvenlik Zirvesi olan Münih Güvenlik Zirvesi’nde Macron’dan, ABD ve Almanya, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarına kadar herkesle görüştü.
Yanında kendisi gibi eski bir Suriyeli PKK militanı olan, Kandil’den Suriye’ye gelmiş ve şimdi SDG’nin dış ilişkilerini yöneten İlham Ahmed de vardı.

Onlar gibi bir süre öncesine kadar terör örgütü listesinde olan HTŞ’li Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şabani ile birlikte Rubio ile Suudi Arabistan, Almanya Dışişleri Bakanı ile görüştüler.
Şeybani, “SDG’yi düşman değil. Müttefik olarak görüyoruz” dedi. İlham Ahmed, “biz Suriyeli olarak buradayız” açıklaması yaptı.

Bazı çevreler işin bu kısmını bazen fotomontajla bazen haberleri eksik vererek gizlemek istese de Abdi ve Ahmed Suriye heyetinin bir parçası olarak Münih’teydiler.
Zaten IŞİD’le mücadele eden üniformalı General Mazlum Kobani olarak ABD ona vize vermemiş, hiçbir Avrupa başkentinde ağırlanmamışken, şimdi bir anda gelen bu ilginin sebebi meşruiyet ve sivilleşmeydi.
Tıpkı artık terör örgütü HTŞ’nin bir mensubu değil Suriye Dışişleri Bakanı olarak muhatap alınan Şeybani gibi, Abdi de üniformayı ve mekapları çıkarınca, takım elbiseyi giyip, sivil bir yönetici olarak geldiğinde dünyanın en önemli Güvenlik Zirvesi’nde eski bir gerilla olarak dolaştı.
Tam olarak sivilleşme ve silah bırakma da bu demek.
Sivilleşmenin en büyük kazancı da bu; meşruiyet kazanma ve muhatap haline gelme.
Silah bırakan, sivilleşen, siyasi meşruiyeti ve toplumsal desteği olan aktörler üniformalı iken görmedikleri saygı ve kabulü kravatlıyken görüyorlar.
Bu görüntülere bakınca hala sanki tüm bunlar Türkiye’den habersiz ve onaysız yapılıyormuş gibi yorumlar yapanlar var.
ABD ve Suudi Arabistan Suriye heyeti içinde Mazlum Abdi’nin elini sıkınca buradan Türkiye’ye gol atıldığı, etkisinin azaldığı sonucuna varılıyor.
Suriye yönetimi kötü bir şey yaptığında Türkiye yaptırdı oluyor ama iyi bir şey yaptığınsa kendisi ABD’nin baskısıyla yaptı oluyor.
Gerçekten kutuplaşma insanları aptallaştırıyor, olanı bile görmelerini engelliyor.
Türkiye zaten SDG’nin sivilleşmesi, Suriye’nin bir parçası olmasını savunuyor.
İçerideki çözüm sürecinin amacı da PKK’yı da sivilleştirmek ve Türkiye’nin bir parçası yapmak.
Buna soyunmuş bir ülke neden takım elbiseli Suriyeli SDG’nin diplomatik temasından rahatsız olsun?
Rahatsız olsa MİT Başkanı’nın ne işi olurdu Münih Güvenlik Zirvesi’nde?
Geriye sadece takım elbiseli SDG’nin Ankara’ya da gelmesi kaldı.
Muhtemelen İlham Ahmed’i yakın zamanlarda Suriye Dışişleri Bakanlığı’nda bir pozisyonda göreceğiz.
Sonra bir diplomatik ziyarette eller uzatılacak ve…
Bir dönem daha kapanacak…




HABERE YORUM KAT