Çorum Özgür-Der'den Kudüs Günü Açıklaması

Çorum Özgür-Der'den Kudüs Günü Açıklaması

Kudüs Günü vesilesiyle bir basın açıklaması yapan Özgür-Der Çorum Şubesi, böylesi bir günde öne çıkartılması gereken en önemli hususun, her zemin ve şartta Siyonist işgal olgusuna karşı bilinç ve duyarlılığımızı canlı ve sıcak tutmak olduğunun altını çizd

Coğrafyamızda yaşanan emperyalist ve Siyonist işgale karşı çıkmanın, İslami kimliğimizin ve imanımızın bir gereği olduğunun belirtildiği açıklamada, emperyalizme, Siyonizme ve işbirlikçiliğe karşı çıkmanın Kur'ani bir sorumluluk olduğu gibi, tarihe, insanlığa, hakk ve adalet ilkelerine karşı da vazgeçilmez bir vazife olduğu ifade edildi.

Özgür-Der Çorum Şubesi'nden yapılan açıklamanın tam metni:

Kudüs Günü ve Müslümanların Sorumlulukları

Her yıl Ramazan ayının son Cuma günü Dünya Kudüs günü olarak kutlanmaktadır. Bu vesileyle bu konuyu daha yoğun ele almamız; bu derin yaramız etrafında daha bir hassasiyetle durmamız, duyarlılıklarımız ve sorumluluklarımızın altının daha kalın bir biçimde çizilmesi açısından önemlidir. Kudüs biz Müslümanlar açısından her yönüyle büyük öneme sahiptir.

Her şeyden evvel, Rabbimiz Kitab'ın da Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa için "çevresini bereketli kıldığımız" şeklinde vasfedilen Mescid'i Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Resulullah Efendimiz'in bir gece yolculuğuyla Mescid'ül Haram'dan Mescid'ül Aksa'ya yürütülmüş olması ve Kitabullah'ta Kudüs'e yönelik vurgular onun bizler için ilahi bir emanet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yine Kudüs, Hicret'in daha henüz 16. yılında Hz. Ömer tarafından Bizanslıların elinden alınıp, İslam topraklarına katılmış ve bu tarihten itibaren her taşında, toprağında, havasında İslami mirasın işlenmiş olduğu bir şehrimizdir. Bu yönüyle de biz Müslümanlar için tarihi bir emanettir.

Ayrıca Kudüs, gerek tüm kitabi din mensupları için taşıdığı önem, gerekse de dünya siyasetinin merkezi demek olan Ortadoğu bölgesinin kalbinde yer alması nedeniyle, yüzyıllardır işgalci güçlerin oyunlarına, saldırılarına konu olmuş bir beldemizdir. Ve özellikle de son yüzyılda, İslam dünyasına yönelik emperyalist işgal ve sömürgeleştirme politikalarının odağında yer almıştır. Bu yönüyle de coğrafyamızın bizlere yüklediği mücadelenin bir sembolünü oluşturmaktadır.

Kudüs Günü vesilesiyle öne çıkartmamız gereken önemli bir husus, her zemin ve şartta Siyonist işgal olgusuna karşı bilinç ve duyarlılığımızı canlı ve sıcak tutmak olmalıdır.

Geçtiğimiz Eylül ayında Anadolu Kartalı Tatbikatı adı altında Türkiye uçaklarının da katıldığı ortak askeri tatbikatın Müslüman halkları bombalayan uçaklar eşliğinde gerçekleştirilmiş ve Konya Ovası adeta bölgesel bir savaş merkezi haline getirilmiştir. Kardeşlerimizin üzerine bomba yağdırmakta deneyim kazandırmak için Konya semalarını işgalcilerin uçaklarına açmak ve bu ortak tatbikat ABD ve İsrail'in suçlarına da ortak olmak anlamına gelmektedir. Tam yarım asırdır Filistin'de yaşananlar asla unutmayacağımız bir gerçeği önümüze koymaktadır. Siyonist işgal hiçbir şekilde kabullenilemez; hiçbir pazarlık veya karşılığa bağlı olarak normalleşemez.

Bu anlamda coğrafyamızda yaşanan emperyalist ve siyonist işgale karşı çıkmak, İslami kimliğimizin ve imanımızın bir gereği olarak öne çıkmaktadır. Bu bizim Kur'ani bir sorumluluğumuz olduğu gibi, tarihe, insanlığa, hakk ve adalet ilkelerine karşı da vazgeçilmez bir vazifemizdir. Bu vazifemizi her şartta yerine getirmeli ve işgal olgusuna karşı bilincimizle, yüreğimizle, sözümüzle, bileğimizle, elimizdeki her türlü imkânla sürekli bir karşı durma tavrını geliştirmeliyiz. Unutmamalıyız ki, işgal önce bilinçlerde, yüreklerde boy verir. Bir kere bilinçlere, yüreklere sızmayı başaran işgal mikrobu, zamanla her yere sinmeyi, yerleşmeyi başarır, kalıcılaşır.

Siyonist işgal gerçeğini canlı tutma ve ona karşı tavrımızı pekiştirme yanında; Kudüs Günü vesilesiyle altı çizilmesi gerekli bir diğer husus da, bu ve benzeri vesilelerin Müslümanlar arasında birliktelik bilincini geliştirme yönünde yapması gereken katkıdır. Ulusal sınırlarla parçalanmış coğrafyamızı yeniden birleştirmeye, bütünleştirmeye, parçalanmış ümmet yapımızdan başlamamız bir zorunluluktur. Bunu sağlamadan, yani Kuran'ın tasvir ettiği şekliyle "kurşunla kaynatılmış bir duvar haline gelip", "uğradığımız saldırıya karşı topluca karşı koyma" bilinci ve eylemini gerçekleştirmeden kurtulmamız mümkün değildir.

Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan ve diğer İslam coğrafyasında zulüm tüm hızıyla devam etmektedir. Her gün onlarca masum insan hayatını kaybetmektedir. Yerelde de başörtüsü yüzünden üniversite kapılarından döndürülen kardeşlerimiz dünyadan soyutlanmaktadır.

Kuşatıldığımız tüm bu işgale ve zulme karşı koyabilmek için her şeyden önce net ve berrak bir mücadele bilincine sahip olmalıyız. Bu bilince sahip olmanın biricik yolu ise Kur'an'la irtibattır; doğrudan Kur'an mektebinin öğrencisi olmaktır. Bunu sağlamanın yolu ise Allah'ın kitabı ile aramıza adeta büyük duvarlar ören tarihi, geleneksel, mezhebi önyargı ve engellerin aşılmasıdır. Sahih İslam'la, Resulullah (s) ve güzide ashabının örnekliğinde ortaya konulan tevhidi pratikle tanışmaktır. İşte bunu yapabildiğimizde her şey yerli yerine oturacak, Kur'ani kavramlar ve Kur'ani mesaj net olarak anlaşılacaktır. Böylelikle, mücadele gerçekliğini daha net tanıyıp, kavrama imkânı bulabileceğiz.

Tüm Müslümanları, Dünya Kudüs günü vesilesi ile yalnızca "Rabbim Allah" dediği için zulme maruz kalmış kardeşlerimizin sesine kulak vermeye çağırıyor ve idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı'nın İslam kardeşliğinin bereketlenmesine ve tüm ümmete hayırlar getirmesini Cenabı Allah'tan niyaz ediyoruz.

Özgür-Der Çorum Şubesi

Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir