Çoğulculuğu Bloke Edip Toparlayıcı Olunur mu?

Çoğulculuğu Bloke Edip Toparlayıcı Olunur mu?

Alpay kuşatıcı bir birliğin ancak çoğulculuğu ve itirazları bütüncül bir maslahat yolunda toplayabilecek bir zeminde yükselebileceğini söylüyor.

HAKSÖZ-HABER

Bugünkü yazısında 2019 seçimlerine ilişkin gündemdeki başlıkları kaleme alan Kenan Alpay, Abdullah Gül özelinde yükselen tartışmaları ve Devlet Bahçeli'nin kararını inceliyor. Alpay, AK Parti'nin son dönemde sıkça dile getirdiği Mustafa Kemal güzellemelerine ve milliyetçi yönde değişen söylemine de değinerek, bu tür eksiklikleri dile getiren İslami camiayı "hain", "işbirlikçi" gibi ifadelerle anarak devam edilemeyeceğinin altını çiziyor. Alpay son olarak parti içinde görev almış Gül ve Davutoğlu gibi isimlerin kenarda bırakılmasının hiç bir fayda getirmeyeceğine dikkati çekiyor.

***

Çoğulculuğu Bloke Edip Toparlayıcı Olunur mu? - Kenan Alpay

Mesele bir boyutuyla elbette öncelikli olarak 2019’da başkanlık için kimin aday olacağına dair tartışmalar etrafında dönüyor. Fakat diğer taraftan bundan daha önemlisi Türkiye’de dindar-muhafazakâr kadroların siyaset yapma biçimi de yeni bir eşiğin önünde durmaktadır. İlk bakışta R. Tayyip Erdoğan’ın karşısına muhafazakâr-dindar siyasi çizgiden gelen bir kişinin rakip aday olarak çıkmasının meşruiyeti ve buna bağlı olarak da ülke ve toplumun maslahatına uygunluğu hararetle tartışılıyor. Burada bir tuhaflık yok. Ta ki bu çıkışı mutlak anlamda parçalanma ve kaçınılmaz bir yıkım sayana kadar.

AK Parti’nin kurucu kadrosu ve kurmay heyetinden, teori ve söylemine yön veren, uluslararası ilişkilerinde önemli bir rol oynamış, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve nihayet Cumhurbaşkanlığı yapmış Abdullah Gül’ün durumu ve duruşu üzerine neden güç geçtikçe daha bir artan tartışmalar yapılıyor? Üstelik bu tartışmalarda öfke ile tedirginliğim at başı gidiyor oluşu bir takım haklı gerekçelere yaslansa da aşırı ve zarar verici bir mecraya doğru aktığı görülemiyor mu?

Nasıl Görülüyor ve Değerlendiriliyor?

Evet, Abdullah Gül bir karar aşamasındadır ama en az onun kadar AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir karar aşamasındadır. Gül, AK Parti ve Erdoğan seçeneğini dışlayıp dışlamamak tercihinin tam önünde belki de son noktasında duruyor. Lakin Erdoğan da Gül’ü bütün sorunlara rağmen bir dava arkadaşı olarak görüp yola devam etmenin imkânlarını mı zorlayacak yoksa onu “husumet kervanına katılmış bir fırsatçı” olarak değerlendirip tasfiye etmekte kararlı mı davranacak?

2019 Başkanlık seçimleri için ilk havlu atan kişi dikkat çekici bir biçimde MHP lideri Devlet Bahçeli oldu. Bu bir özveri örnekliği miydi yoksa MHP’nin gün geçtikçe yaşadığı kadro ve taban sorununun yeni bir işareti miydi? Düşünün ki yıllar boyunca seçim barajının asla düşürülmemesi hususunda en sert tutumuyla bilinen MHP ve lideri Bahçeli son aylarda bulduğu hiçbir fırsatı kaçırmadan % 7 hatta % 5’lik barajlı sistemin yolunu açmak için teklifler sıralıyordu. Bu teklifin hayata geçirilemeyecek olması durumunda seçim ittifakının resmiyet kazanması yolunda ısrarcı olacaklarını yineliyordu.

Devamını okumak için tıklayınız.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir