ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğuna düzenledikleri saldırı sırasında polisle çatışma neticesinde ölen 3 eylemciden ikisinin cenaze namazlarının kılınmadan toprağa verildikleri iddia edildi. Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde, Cumartesi günü yakınları tarafından Adli Tıp'tan alınarak Habibler Yayla Mezarlığına götürülen Bülent Çınar ve Erkan Kargın'ın polis nezaretinde defnedilmeleri esnasında imam bulunmadığı ve cenaze namazlarının kılınmadan defnedildikleri haberleri yer aldı.
Erkan Kargın ve Bülent Çınar adlı gençlerin cenaze namazlarının kılınmadan defnedilmeleri "polis katilleri"ne yönelik intikamcı bir mantığı yansıtmakta. Cenaze işlemlerinin bütünüyle devlet kontrolünde ve resmi prosedür izlenerek gerçekleştirildiği bir ülkede devlet adeta hoşlanmadığı kişilerin cenazelerine farklı muamele yapma hakkını kendinde görebiliyor.
Allah'ın dinine açıkça savaş açmış, İslam'a ve Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan tiplerin bile cesedlerinin camilere getirilip, namaz gibi, Kuran gibi değerlerin kirletilmesi pahasına tören düzenlendiği bir ülkede Müslüman oldukları aşikar insanlara gerçekleştirdikleri eylemden ötürü gösterilen bu kin ve nefret dikkat çekicidir.
Açık bir zorbalık içeren bu tavır devletin keyfi yaklaşımının bir ürünüdür. İşkencenin gündemden çıkarıldığının iddia edildiği bir vasatta, bu yapılan devlet otoritesini kullanan zevatın bir anlamda "cesedlere işkence" yapma hakkını kendilerinde görme tutumu içinde olduklarını düşündürtmektedir.
İnsanların yaptıkları eylemlerin niteliği, mahiyeti, hukuki açıdan anlamı, İslami ya da ahlaki açıdan tutarlılığı vb. tüm unsurlar, değerlendirmeler bir yana bırakılmak suretiyle, suçlu da olsalar herkese belli kurallara göre muamele etme zorunluluğu vardır. Bu görmezden gelindiğinde ise ortaya çıkan şey keyfilik ve zorbalık olacak; yasalarda mevcut bulunmayan bir cezalandırma türü devreye sokulmuş bulunacaktır.
İşte "terörist" diye suçlanan, "polis katili" diye mahkum edilen insanların cenaze namazlarının kılınmaması ya da cenaze töreninin engellenmesi de bu tür bir keyfi cezalandırma türüdür. Bunu yapma hakkını kendinde gören devletin başkalarını "yasadışı eylem" ile suçlaması ise açık bir çelişki demektir!
HAKSÖZ-HABER

