
Bir çağ kapanırken İslam
Mücahit Bilici, Batı’nın epistemik ve ahlaki çöküşüyle birlikte Müslümanların zihinsel bağımlılığı aşarak İslam’ın yeni bir küresel kurucu özne olarak yükseldiği bir tarihsel kırılma yaşandığını ifade ediyor.
Mücahit Bilici / Serbestiyet
Bir çağ kapanırken İslam
Kabul etmesi kolay değil ama artık özür dileyeceğimiz, hesap vereceğimiz bir Batı yok. Avrupa medeniyeti çoğu sütunlarıyla yıkıldı. Bir medeniyet olarak meşruiyetini kaybetmesinden bahsediyoruz. Bugün bize felsefe, ilerleme, Müslümanların gerikalmışlığı, Batının ahlakı gibi muhtelif metafizik sınırlar çizenler bitmiş bir çağdan bu zamana konuşuyorlar. Bir devir kapandı. Hesap verilen Avrupa artık hesap vermesi gereken bir Avrupa derekesine düştü.
İnsanlığın ortak aklı iddiasıyla birilerinin keyfinin evrenselleştirildiği değerler vicdan pazarında çürüğe çıktı. İnsanlığın ortak vicdanı o sahte aklın yerini alıyor. İslamın ve tasaffi edecek bir Hıristiyanlığın yükseleceği yeni bir dönem başladı. İslamın elinde sıdk (doğruluk), şefkat, cesaret, mertlik gibi değerler var. Bir riya imparatorluğu olan bir medeniyetin çirkin yüzü göründükçe, insanlar arınmak için ya Hıristiyanlığa ya da İslama yöneliyor.
Bu son kavşakta Batı düştü, Doğu yükseldi. Hemzemin olduk. Korkusundan bisiklet süren Avrupalı siyasetçinin, lükse düşkünlük gösteren Doğulu otoriter siyasetçiden daha zalim, daha gaddar ve daha içeriksiz olduğu ortaya çıktı. Uzaktan sesi hoş gelen davulun içinin boş olduğu görüldü. Gözlere gerilen bir perde yırtıldı.
İçselleştirilmiş bir aşağılık psikolojisi bugüne kadar savunmacı bir refleksin yanlış olma ihtimalinden kuvvet alarak insanların içine sindi. Şimdi artık bu ihtimal de çöktü. Anti-kolonyal öfkeye tenezzül etmeyen bir müstağni yeni gerçeklik var. Özgürleşiyoruz. Dünyayı saran bir boyun ve zihin tutulmasından çıkıyoruz. Bu Batıcılık-sonrası bir durum olduğu gibi İslamcılık-sonrası da bir durum. Savunmadan çıkıyoruz. İzzetli bir kendilik çağına giriyoruz. İslam, Batının politik kelepçesinden ve Müslümanların zihinsel hapishanesinden çıkıyor. Yeni bir zamandayız.
Geçen yüzyıl, bütün o holokost endüstrisiyle, Judeo-Hıristiyan paketlemesiyle, uluslararası hukuk ve kurumlarıyla çöktü. Uluslararası bir iktidar düzeni yıkıldı. Yirminci yüzyılın cenazesini ancak Yirmibirincinin ilk çeyreğinin sonunda kaldırıyoruz. Eski halin izmihlali karşısında tekrar başa, insana dönüyoruz.
Sağ ve sol bitti. Doğu ve Batı da bitti. Büyük bir yıkım ve çalkalanışın sonrasında yeni duruma eski zihin haritalarıyla bakmaya çalışan şaşkınlar gibiyiz. Ama bir uyanış vaktidir.
Müslümanlar olarak yeni bir çağın eşiğindeyiz. İç siyasetin duygusallıklarına indirgenen nazarlarin göremediği yeni bir gidişat var. Eskinin kayıpları olmaya devam edecek: Dinden çıkanlar, küpede keramet arayanlar, Spinoza deyince bir kemalat bulduğunu sananlar. Bunların hepsi sonradan görme bir tüketizmin kurbanları olarak çöp olacak. Hükümsüz kalacaklar. İslam ve Müslümanlar olarak yeniden doğuyoruz ve küresel ölçekte yeniden doğuyoruz.
Bu bir ölüm olduğu gibi bu aynı zamanda bir Nevruzdur. Bir yeniden dirilme. İstikbal Müslümanların olmadığında bile İslamın olacak. Müslümanların bu büyük reset’te İslama layık olmaya çalışmaları gerekir. Zira hakka şahitlik yere düşmeyen bir bayraktır. Ne mutlu hakka tapanlara. Ne mutlu vicdanına istiklali yaşatanlara. Ne mutlu insanlığın ümidi olabilenlere.
HATIRLAMA NOTU:
Bir Mücahit: Gazi Said Nursî (1878-1960)
Vatanı Ruslarca işgale başlanınca hemen ders verdiği medresesindeki öğrencileriyle askerlik ve cihad moduna geçen ve Kürt milis alay komutanı olarak savaştığı cephede şehitler verip esir düşen, savaş esiri olarak Kostroma’da iki buçuk yıl tutulduktan sonra 1917’de vatanına dönerek İstanbul’da Enver Paşa tarafından kendisine savaştaki fedakarlık ve kahramanlıkları dolayısıyla harp madalyası verilen Bediuzzaman Said-i Kürdî (Nursî) hep bir İslam mücahidi olarak yaşadı. Yeri geldiğinde kılıçla yeri geldiğinde kalemle ama daima İslama, insana, hakka hizmet etme cehdi ile yaşadı ve 66 yıl önce bugün vefat etti. Bu ülkenin kurtuluş ve kuruluşundaki mücadelesiyle de kurucu bir baba olarak varolan Gazi Said Nursi’yi rahmetle anıyoruz.




HABERE YORUM KAT