
Yani getirdiğim mesajın içeriğini artık biliyorsunuz. Dolayısıyla ben ve siz bilgi açısından aynı durumdayız. “İlan etmek” kelimesi barış dönemini bitirip savaşı başlatmak, karşı tarafa savaşın başladığını ve artık barışın sözkonusu olmadığını ifade etmek için kullanılır. Burada ise; -Bu sure Mekki olduğu ve henüz savaş emri verilmediği için- kastedilen Hz. Peygamberin onlardan vazgeçtiğini, onları bildikleri akıbetleri ile başbaşa bıraktığını, bu tavırlarının sonucundan korkuttuğunu bildirmesidir. Artık bir mazeretleri kalmamıştır. Şu halde ne olduğunu çok iyi bildikleri tutumlarının cezasını çekmelidirler.
“Size yöneltilen tehdit yakın mıdır, yoksa uzak mıdır, onu bilemem.”
Ben size her şeyi açıkladım. Ama tehdit edildiğiniz azabın ne zaman gerçekleşeceğini bilemem. Bu, yüce Allah’a özgü gaybın, kapsamında olan bir şeydir ve Allah’dan başlıcası bilemez bunu. Çünkü dünya ve ahirette uğrayacağınız azabı ancak O bilir.
FİZİLALİL KUR’AN
Evet ey peygamberim, onları böyle açık ve net bir biçimde uyardıktan sonra eğer hâlâ yüz çevirirlerse onlara de ki, ben bana düşeni yaptım. Artık bu küfürlerinizin, bu isyanlarınızın karşılığı olan bir dünya azabı, bir dünya yıkımı, ya da sizlerin tehdit olunduğunuz kıyâmet saatinin yakın mı, uzak mı olduğunu ben bilmiyorum.
Ey kâfirler, benim Rabbimden getirdiğim bu mesajımı reddetmenizin, Allah’la savaşa tutuşmanızın karşılığında hak ettiğiniz azabın size ne zaman geleceğini ben bilmiyorum. Onu ancak Rabbim bilir. Bu konuda karar verecek olan ben değil Rabbimdir. Bu konudaki ilim sadece Allah katındadır. Ben Rabbimin bana indirdiği şeyleri size söylüyorum.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayete dair öne çıkan tefsir açıklamaları şunlardır:
1. "Âzente-kum" (İlan Ettim / Bildirdim) Kavramı
Eşit Davranma ve Şeffaflık: Zemahşerî, ayette geçen âzentekum (آَذَنْتُكُمْ) ifadesinin "Aranızda hiçbir ayırım yapmaksızın, hepinizi eşit şekilde haberdar ettim ve ilan ettim"* anlamına geldiğini belirtir.
Gizli Eylem Yoktur: Hz. Peygamber’in (s.a.v.) kendisine gelen vahyi veya uyarıyı bazı kişilere açıp bazılarına gizlemediğini, bilakis mesajın kamuoyuna ve tüm muhataplara açık (taraf tutmadan) ulaştırıldığını vurgular.
2. "Alâ Sevâin" (Eşitlik Üzere) İfadesinin Anlamı
Zemahşerî bu terimi iki temel yaklaşımla açıklar:
Bilgi Eşitliği: "Benimle sizin aranızda bilme konusunda bir eşitlik sağlandı; ben neyi biliyorsam (uyarı, azap ve tevhid çağrısı) size de aynısını bildirdim, kimsenin kimseden sakladığı bir bilgi kalmadı."
Harp / İlan-ı Harp Duyurusu: Eski Arap örfünde ve Kur'an retoriğinde, antlaşmanın bozulması veya savaş ilanında taraf topluluklara duyuru yapılmasına benzetir. Yanıltma veya gafil avlama olmaksızın, "Artık aramızdaki durum belirginleşti, savaş/azap ihtimaline karşı herkes eşit derecede uyarılmıştır" anlamı taşır.
3. Azabın Vakti Konusundaki Bilgisizlik
Ayetin son kısmındaki "Artık tehdit edildiğiniz şey yakın mıdır yoksa uzak mıdır, bilmem" ifadesini ise şöyle tefsir eder:
Gayb Bilgisi Yalnızca Allah'a Aittir: Peygamber'in görevi azabın ne zaman geleceğini saat saat bilmek değil, azabın ve uyarının kendisini tebliğ etmektir.
Azabın Gerçekliği Sabittir: Gelecek olan cezanın zamansal uzaklığı ya da yakınlığı Peygamber tarafından bilinmese de, onun gerçekleşeceğinden şüphe duyulmaması gerektiği mesajı verilir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

